Türkiye laikliği hatırladı...

02 Mayıs 2016 Pazartesi

Meclis Başkanı’nın ülkeye büyük iyiliği dokundu:
Türkiye laikliği hatırladı.
Laiklik.
Bir ülkeyi, bir toplumu inanç kökenli ayrımların çatışmasından koruyan uygarlık ilkesi.
Binlerce yıl süren inanç kökenli çatışmalardan sonra insanlığın bulduğu çare olan laiklik, ne yazık ki, yaşadığımız çağda gene unutulmuş görünüyor.
Ortadoğu inanç kökenli savaşlarla boğuşuyor. Hindistan bu çatışmaların karanlığına girip çıkıyor. Bütün İslam ülkeleri mezhep çatışmalarıyla bölünmüş yaşıyor.
Dinler, mezhepler, tarikatlar, cemaatler birbirinden ayrı, kimi zaman çatışıyor, kimi zaman savaşıyor.
Batı toplumları yüzyıllarca bu çatışmaları yaşadıktan sonra Katolik-Protestan-Evan-gelist ayrılıklarının çaresini “laik toplum yaşamı” olarak belirledi.
Laikliği kabul etmeyen dünya görüşü, toplumları din kurallarına göre yönetmek isteyen radikal dinci anlayıştır.
Ülkemize AKP ile egemen olan siyasal iktidar bu anlayışın sahibidir. Öncelleri olan sağ parti iktidarları, Demokrat Parti, Adalet Partisi, ANAP dini siyasette kullandılar ama radikal bir dinci yaşama biçimi önermediler. (Ya da önermeye güçleri yetmedi.)
AKP, ideolojik olarak başından beri planladığı dinci politikayı adım adım uygulamaya koydu.
Strateji ve taktikleri yedi adım olarak anlaşılabilir:
1- Yetkili birisi konuyu dile getirir.
Örnek: Meclis Başkanı İsmail Kahraman “anayasadan laiklik ilkesi çıkmalıdır” der.
Yetkili ağızlar hemen, “Onun kişisel görüşüdür” diyerek konuyu dallandırmazlar. Ama konu dile getirilmiş olur.
2- Birkaç kişi daha, “Anayasada laiklik ilkesi yer almamalıdır” der. Söz kamusal dolaşıma sokulmuştur.
Yetkililer bu kez “Konu gündemimizde yer almamaktadır” derler. Oysa, artık konu kamuoyunun gündeminde yer almaktadır.
3- Bu aşamada konu artık inkâr edilmez. Yetkililer, “Bu konu dünyadaki örnekleriyle incelenmelidir” derler.
Konu ortaya atılmış, kamusal dolaşıma sokulmuş, incelenmeye değer bulunmuştur.
4- Aşama “seçenekler kamuoyunda tartışılmalıdır” çizgisine getirilir. Burada konu güya tartışılmakta, oysa toplum sonuca hazırlanmaktadır. İktidar bütün gücüyle konuyu gündeminde tutar. Yandaş basın, TV’ler, yorumcular, haberciler hep birden olaya yüklenirler.
5- Aşama karşı çıkanları sindirme, yıldırma, bıktırma aşamasıdır. Burada ön planda örgütlü karşı çıkmalar hedef alınır. Ana muhalefet partisi çoğu kez, “Ama böyle olmaz ki!” “Demokrasiye aykırı” gibi naif, zayıf, gerçek kitlesinin düşüncelerini, duygularını temsilden uzak bir tutumla saldırıları karşılamaya çalışmakta, bu da iktidarın cesaretini arttırmaktadır.
CHP uzun zamandır “laiklik” sözcüğünü bile dile getirmemekte, iktidarın “laiklik dinsizliktir” diyen örtük saldırısına karşı çıkamadığı izlenimini vermektedir. Oysa en büyük güç kaynaklarından birisi laikliktir.
6- Siyasal iktidar için artık gerekli adımlar atılmış, konu
gerçekleşmeye hazır hale getirilmiştir. Artık yetkililer:
“Bunu yapacağız, çünkü millet bunu istiyor” derler ve gereken adımlar atılır.
“Millet bunu istiyor” sözü, referandumu hatırlatan bir tehdittir.
 7- Ve son aşama çok açık bir tehdit olur:
“Bunu istemeyenler millet düşmanı, vatan haini, terörist ve casustur.”
Bu aşamada artık söz bitmiştir ve plan gerçekleşmiştir.

***

Dikkat edilirse, eğitim kurumlarında türban böyle oldu.
Okulların imam hatip okullarına çevrilmesi, din dersleri, tarikat ve cemaatlerin sivil toplum örgütü sayılmaları, kamuda örtünme, içki yasakları, cuma namazı tatili hep böyle gerçekleşmiştir.
Bakalım hilafet ne zaman bir yetkilinin kişisel görüşü olarak dile getirilecek?
7 Adım için 2023 yılına sadece 7 yıl var da!..



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Istakozun intikamı! 22 Nisan 2024
Özeleştiri?... 8 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları