Köşe Yazısı

A+ A-
Meriç Velidedeoğlu

Mutlu Ölen Hırsız Var mı?

21 Mart 2014 Cuma

Geçen hafta “MEB” müfettişleri Adana’da Bilfen Koleji’ndeymişler; üçer üçer bir odaya çektikleri öğrencilere yönelttikleri sorular içinde, “Erdoğan’ı mı, Atatürk’ü mü daha çok seviyorsun?” sorusu da yer almış...
“Atatürk” ile aralarında hiçbir ilişki kurulamayacak kimi parti liderlerine yapılan bu tür “benzetme”, “eşleştirme” maskaralıkları sürüp gitmekte.
Anımsanır mı bilmem “ANAP”ın “Turgut Özal”ı, “cumhurbaşkanı” olunca kendisine “İkinci Atatürk” demişti dalkavukları.
Bu benzetilme konusunda “rekor” sanırım “Erdoğan”da; ayrıca bunu en coşkulu yapma rekoru da “Türker Alkan Hoca”da
“2004” yılında “Cidde”de düzenlenen “İslam Ortak Pazarı” toplantısında, “Erdoğan”: “Paranın dini imanı olmadığı gibi ekonominin de yoktur, dolayısıyla ‘İslam Ortak Pazarı’ndan söz edilmemesi gerekir” demişti.
İşte bu saptama karşısında “Türker Hoca” kendini tutamamış, “Radikal”deki köşesinde: “Cidde’deki ‘Erdoğan’ı alkışlarken ‘Atatürk’ü de alkışlamış oluyoruz!” diyerek coşup taşmıştı. (21.01.2004)
Ama bugün görüyoruz ki bu “eşleştirme” artık “Atatürk”ü “aşma” sürecine girmiş; “MEB” müfettişlerince çocuklara sorulan sorunun anlamı bu; böyle giderse “Erdoğan”ın, karşılaştırılıp aştığını söyleyecekleri insan “Peygamber” mi olacak?
Üstelik de “R.T. Erdoğan” ve “hükümeti” için halkın alanlarda, sokaklarda “Yetişin hırsız vaar!” diye haykırdığı şu günlerde...
Dahası; ekmek almaya giderken, “polis”lerce vurulup aylarca yaşam savaşı verdikten sonra ölen “15” yaşındaki “Berkin Elvan”ın, dayanılmaz acılar içinde kıvranan annesi “Gülsüm Ana”ya, alanlarda “yuuh!” çektirdiği şu sıralarda...
Böyle birini... Bu denli “yüceltmek”... İnsan dayanamıyor, sormak istiyor: ‘Yuuh’tan sonra sıra ‘linç’te mi, diye.
“Türkiye”de, alanlarda “Gülsüm Ana”ya “Yuuh!” çektirilirken, “Berkin”in “ölüm” haberi “Avrupa Parlamentosu”na (AB), “Genel Kurul” toplantısı sırasında ulaşmış. Genel Kurul, “2013” yılının “Türkiye İlerleme Raporu”nu görüşüyormuş; kuşkusuz raporun en ilginç bölümü “17 Aralık Operasyonu” yani Türkiye’deki yolsuzluklar olmuş. Parlamenterler bu konudaki “derin endişe”lerini dile getirip; “Üst düzey isimlerin karıştığı yolsuzluk soruşturmalarında görevli ‘savcı’ların ve ‘Emniyet’ yetkililerinin görevden alınmalarını” şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladıklarını belirtmişler; ayrıca “tarafsız, bağımsız yargı”nın “temel koşul” olduğunu birkaç kez vurgulamışlar.
Konuşmalar, tartışmalar bu doğrultuda tüm sıcaklığıyla sürerken “Berkin”in “ölüm” haberi gelmiş; pek çok parlamenter söz alarak “Elvan Ailesi’ne başsağlığı dilemiş!..” Ayrıca, “Avrupa Komisyonu”nun genişlemeden sorumlu üyesi “Stefan Füle” de, “Elvan Ailesi”ne başsağlığı dileklerini sunduktan sonra, “Türkiye”de yaşananlar karşısında “irkilmiş” gibi parlamenterlere şöyle demiş: “Şimdi sorulması gereken soru, AB Türkiye için model olmalı mı?”
Ardından da şunu eklemiş: “Ölen genç çocuk Berkin Elvan için çok üzgünüm!” Görüldüğü gibi; “insan” içerikli, “insan”a verilen “değer” konusunda “TC Başbakanı” ile “Avrupa Parlamentosu” parlamenteri ve parlamenterleri arasındaki “ayrım” derin mi derin; “uçurum”dan öte...
“ R . T . E r d o ğ a n ” ve “hükümet”i bağlamında gerek bu “Berkin” olayı; gerekse uçsuz-bucaksız “yolsuzluk ve rüşvet” olayları karşısında “Stefan Fule”, konuşmasını “Türk Halkı”yla, “Hükümeti”ni birbirinden ayırırcasına şöyle bağlamış:
“Türk Halkı, daha
fazla demokrasi istiyor (...) Ben bu çağrıyı duyuyorum!” “Türk Halkı” tarihinin hiçbir döneminde bu kertede “yolsuzluk, rüşvet, yalan dolanla” yoğrulmuş; bu denli “utanmaz, yüzü kızarmaz”, “vicdansız”ların da yer aldığı bir “hükümet”le yönetilmemişti...
Ne ki, “dış dünya” çok önceden bu durumun ayrımına vararak, “AKP hükümeti”nin böyle bir “örgüt”e dönüşeceğini “altı yıl” önce “Kasım 2008”de, “AB”nin verdiği yıllık “İlerleme Raporu” ile “uyarmış” -bir bakıma dailan etmişti.
Bu “rapor”da ilk kez “Yolsuzluk” başlığı (bölümü) açılmıştı; altı yıl sonra bugün “yolsuzluk” “baca”yı öyle sardı ki, “Avrupa Parlamentosu”nun gündemi durumuna geldi; konuşuldukça konuşuluyor; “Türk Hükümeti” ile “Başbakanı” yerildikçe yeriliyor...
Başlığa gelince; “Best FM” radyosunun “21” yıllık görevlisi, izlencesinde “Berkin”den -dolayısıyla da yolsuzluktansöz edince işine son verilen “Arzu Çağlan”a ait.
Mutlu ölen hırsız var mı?
Bu soruyu “bizimkiler dışında” diyerek mi sormalıyız?
Ne dersiniz?

Tümü Meriç Velidedeoğlu - Son yazıları

‘100. yıl’ 17 Mayıs 2019 Cum
Gazetemiz ‘Cumhuriyet’ 10 Mayıs 2019 Cum
10. Cumhurbaşkanımız A. Necdet Sezer 3 Mayıs 2019 Cum