Laboratuvar ve 'İngiltereli'

09 Ağustos 2008 Cumartesi

İki olgu, anlatmak istediklerini on kat daha iyi yerine getirir bazen! Bir tanesi, Cüneyd Zapsu 'nun ettiği laftır: Erdoğan için Amerikalılara " Bu adamı delikli taştan süpürmeyin, kullanın " demişti!

Diğeri de, yine buna bağlı: Washington'daki arakadaşımız Elçin Poyrazlar 'ın dünkü gazetemizdeki güzel haberiydi. Amerikalı Dışişleri yetkilisi diyor ki:

"ABD yönetimi İslam-demokrasi birlikteliğini Türkiye'de test ediyor... Ülkeniz bir fanus içinde deney ülkesi... İslamcı bir parti.. başarısız olursa ülkenin AB üyelik süreci de bitecek.. AKP'nin İslamcılığı kuşku uyandırsa bile, ABD ve AB'de kimse bunu bu aşamada seslendirmez.. AKP yetkilisinin 'Bizi kullanın' önerisi çok etkileyiciydi..."

Hımmm... Zapsu bu lafı, orada Ankara'dan aldığı talimatla, Amerikalıların anlayabileceği en iyi deyimle mesajı iletmiş!...

"Laboratuvar ülkesi" Türkiye'de, AKP'nin dincilikte nereye kadar gidebileceği gözleniyor! Kriterleri de, AKP'nin köktendinci Taliban iktidarına dönüşmemesi! Dönüşmez ve Türkiye kısmi veya tam bir şeriat ülkesi sınırında kalırsa, bir de göstermelik bir parlamentosu olursa, ABD ve AB için deney sonucu başarılı sonuçlanmış olacak!

"Deney ülke" tanımı, Olli' sinden Lagendijk' ine kadar... oportünist-fırsatçı Avrupalıların "Nasıl olur da iktidar-çoğunluk partisi kapatılmak istenir" biçimindeki hukuka karşı yaygaralarına da ışık tutuyor... Deneyin yarıda kesilmesini istemiyor ve AKP'ye, git gidebileceğin yere kadar, bakalım ne olacak, diye destek çıkıyorlar!

Buradaki profesyonel yazar adamları da, dış efendilerinin tehditlerini "ülkesine" karşı kullanıyor, yabancı gazeteleri göstererek "Bak, rezil ettiniz bizi!" diyorlar!

***

Türkiye'nin laboratuvarda "deney tüpü" olması yeni bir şey mi?

Türkiye 1980'lerde de laboratuvar ülkesiydi: ABD'nin Afganistan ve Rusya'ya karşı "Yeşil Kuşak" (Sovyetler'e karşı Müslüman ülkelerden oluşan bariyer) projesinde, satranç tahtasında bir piyonduk! Bu amaçla, 12 Eylül'e giden kargaşaya sokuldu ülke.. Ve İslamlaştırma, o zamanın askeri işbirlikçileri tarafından başlatılmıştı!

Türkiye'nin "kullanılması" 1950'lere uzanır! Marshall yardımını ve NATO'ya alınmak için Kore deneyini, Batı'nın Rusya'ya karşı 40 yıllık askeri üs "vazifesi" ni unutmayalım!

Tarihsel bağlantılara devam: İktisat tarihçisi Orhan Kurmuş 'un İngiliz belgelerine dayanarak hazırladığı ve İzmir-Aydın demiryolu yapımı projesi çerçevesinde " emperyalizmin Türkiye'ye girişi"ni incelediği doktora tezinde (Yordam Kitap) ilginç belgeler sunuluyor. Osmanlı'nın çatırdadığı 1800'ler.. Umutlar İngiltere'de! Öyle ki İngiltere'de, "Koruyuculuğunu Yaptığımız Yeni Ülke: Türkiye" diye kitap yayımlanıyor!

İngiliz büyükelçisi Stratford Canning 'in unvanı ise "Elçi Sultan" . Çünkü imparatorluğu Tarabya'daki büyükelçilikten yönettiği düşüncesi egemen! Osmanlı'da çok başarılı "reform" hizmetlerinden dolayı da lord unvanını almış...

"İngiltere'ye karşı, değil düşmanlık göstermek, İngilizlerin iyi niyetinden kuşkulanmak bile vatan hainliği sayılabiliyordu... Yüksek yöneticiler arasında İngiltere'ye bağımlılık o kerteye varmıştı ki, imzasını ' İngiltereli ' diye atan memur veya bakan, bakanlar kurulundaki en gizli" görüşmeleri bile, Elçi Sultan'a rapor ediyordu. Gerekçe mi: "Osmanlı devletinin çıkarlarını gerektiği gibi koruyabilmesi için İngiltere her şeyi bilmek zorundadır." (s. 71-72)

***

Cumhuriyet'e ve İlhan Selçuk' a "Amerikancı" diye kişneyen işbirlikçi rezillerin geçmişleri ta nerelerde! Amerika'nın deney kobayları elbirliğiyle, "test sonuçlarının iyi çıkması" için çaba sarf eder ve Feto' lar ABD'de postu sermişken, Yavuz Hırsız rolüne bürünüp Cumhuriyet'e saldırmak, soytarılara çok yakışıyor!

İşbirlikçiler bu nedenle de Atatürk ve dönemini ve "ulusal değerleri ve savunanları" batırmaya çalışıyor!

Nedeni: Çünkü birbirine karşıt iki şey birden yüceltilmez!

Ya "en yüce" şey olarak işbirlikçiliği kutsayacak! Ya da Atatürk döneminin dünya ile işbirliği yapan, ama üreten, yaratan bağımsız bir ülkesini, devrimci politikasını ve yönetimini!

Atatürk dönemi belleklerde bile varlığını sürdürdükçe, kendi alçak konumlarını yeterince yüceltemezler! Bu nedenle Atatürk ve dönemi batacak ki kendileri yücelebilsin!

Bugünkülerin, Atatürk dönemini atlayarak köprüyü Osmanlı ile kurmalarının bir açıklaması daha!

[email protected]