Cüneyt Arcayürek

Ne İlk Ne de Son

11 Ağustos 2008 Pazartesi

Düne kadar değişti diyorlardı, Anayasa Mahkemesinin kararından sonra değişeceğini umut ediyorlar.

Değişmedi, değişmeyecek; ama bakın nasıl gelişti.

Siyasete atıldığından beri söylediklerini günün koşullarına uydurmayı bilerek ama asıl amaçlarından asla ödün vermeden gelişti.

İlk yıllarında En üst belirleyici, İslamın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenirdiyordu.

Referansı İslam olan bir düşünceyi temsil ettiğinisöylüyordu.

2002 yılında tek başına iktidara geldiğinden beri şimşekleri üzerine çekmemek için bu görüşleri eskisi kadar açık seçik ifade etmedi ama, değişik üslupla yineledi, devlet içindeki uygulamalarla destekledi.

Başsavcının iddianamesi dinci kuralların uygulanmasına göz yuman, destek açıklamalarıyla ulusu laiklikten uzaklaştırmak için elinden geleni yapan RTE örnekleriyle dolu.

Son örnek, Konyanın Balcılar beldesindeki facia.

Bu memleketi Atatürkten sonra bugünlere getiren siyasiler kadar askeri yönetimler de sorumlu.

Terör ve anarşiyi temizlemek amacıyla devleti ele geçiren Evrensel Kenan Beyin liderliğindeki 12 Eylül darbesi; izinsiz Kuran kursları ile taze beyinleri karanlık din eğitimi vererek yıkayan cemaatlerin kurduğu yatılı okul ve pansiyonları kamulaştırmayı düşündü. Sanırım bu konuda bir yasa da hazırlandı ve sonra... ne oldu ise oldu; gizli, izinsiz yurtların engellenmesini sağlayacak önlemlerden birden vazgeçildi.

Sağdaki parti liderlerinin seçimlerde bölgelerindeki etkilerine göre tarikat ve cemaat liderleriyle pazarlığa giriştiklerini biliyoruz.

***

Bugün gelinen noktada durum nedir? RTE ile birlikte yaşanan son yıllar gericiliğin, din eğitiminin, izinsiz Kuran kurslarının altın yılları.

Laiklik karşıtı hareketlerin odak noktası olduğu Yüksek Mahkemece saptanan RTE, izinsiz, kaçak Kuran kursları açanlara, eğiticilerine verilen cezaları kaldırdı. Kaçak kurslara göz yumdu.

Laik devletin Başbakanı bu zat; bu durumu kaçak Kuran kursları diye bir ifadenin kanunun ruhuna aykırı olduğunu öne sürerek savundu.

RTE Kuran öğrenilir diyordu ve...Kuranı öğrenmeye kimsenin suç ifadesi kullanamayacağını söylüyordu.

Neredeyse bir dönemde Çinde okullarda, kamu alanında çalışanların her gün bir saat toplu olarak Mao öğretilerini okumaya zorunlu tutuldukları gibi, ellerinden gelse Kuranın her gün okullarda, kamu ve özel kurumlarda bir saat birlikte okunmasını emredecekler!

Hiç kuşkunuz olmasın Avrupa Birliğinden de destek görerek.

***

Balcılar beldesi faciası Kuran kurslarının içyüzünün anımsanmasına olanak sağladı.

Küçük kız öğrencilerin öldüğü veya yaralandığı bina her açıdan yasakların himayesinde. Küçücük bir beldede bir de erkek yurdu diye açılmış.

İzinli izinsiz, din öğretimi yapan binalar bir çeşit devletin, yasaların, hükümetin himayesine mazhar”. Böyle bir binanın ruhsatlı olup olmadığını soracak babayiğit bir vali ve kaymakamı ara da bul.

ğrenci yurdu adı altında kaçak Kuran kursu eğitimi veren yurtların -ülke çapında- sayısını AKP biliyor ama devlet biliyor mu, bilse bile RTE kafasındaki bir başbakan varken, soruşturmaya cesaret edemiyor.

Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu, yıkılan kurs yurdunun Diyanet İşleri Başkanlığı ile hiçbir organik bağı olmadığını söylüyor.

Konya Müftüsü, çöken binadaki yurtta ne eğitimi verildiğini bilmediğini itiraf ediyor.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik olay günü ortalıkta yok!

Din dedin mi, dinle ilgili eğitim dedin mi devlette akan sular duruyor. Yasalar işlemiyor.

Ve... basında cemaatlere ait -bilinen- Kuran kurslarının sayısı açıklanıyor.

Sadece Konyada yurt sayısı 110, resmi Kuran kursları ise 303...

Önce bu olayla ortaya çıkan gerçeği, başta RTE, bütün ilgililerin sorumlu olduğunu kabul etmeliyiz.

Balcılar faciası ne ilk ne de son. Allahın takdiridir deyip geçenler sayesinde bugün yaşananlar yarın unutulur. Bakarsınız devran yine o devran!

Zira bu konudaki eleştirilen, saptanan gerçeklerin bir nefeslik ömrü var!