Köşe Yazısı

A+ A-

Sandığa Giderken...

29 Mart 2014 Cumartesi

Yeni Osmanlıcı Başbakan’ın Dolmabahçe Sarayı kapsamındaki özel bürosuna gelirken Beşiktaş’taki yurttaşların cep telefonlarının bağlantısını kesen, çevredeki kestaneci, ayakkabı boyacısı ve simitçileri esas duruşa geçiren devleti işte böyle çökerttiler.
Osmanlı sultanlarının bile, konuşmaları dışarıdan duyulmasın diye sürekli akıtılan suyun şırıltısından yararlanmalarına karşın, günümüz teknolojisinin devleti değil Başbakan’ı korumak için seferber edilmesinin doğal sonuçlarını yaşıyoruz.
Asıl vahim olan Cumhuriyet’in yaptığı gazetecilik değil, gizli kapılar ardında oluşturulmaya çalışılan seçimi yönlendirmeye yönelik savaş senaryolarını bile ele yüze bulaştırmaktır.
Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin (TGC-1998) temel ilkelerinden biri de şudur:
“Gazeteci, devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politika konularında önyargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanır. Onu mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir.”

***

Yarın, yerel yöneticilerimizi belirlemek için sandık başına gideceğiz.
Rüşvet, yolsuzluk, usulsüzlük iddialarından, yönlendirecekleri seçmenin oylarıyla aklanmayı uman iktidarın yaklaşımı, bu seçimi genel seçim havasına sokmuş durumda.
Örnek aldıkları Demokrat Parti ve Menderes’in “Vatan Cephesi” oluşturma girişimini günümüze uyarlayan iktidarın yanlışları ülkeyi yeni bir bölünmeye götürdü. Vatan hainleri ve vatanseverler.
Yandaş medya, önceki akşamdan bu yana, iktidarın artan ürküsünü hafifletmenin yollarını, cepheyi cemaatten yola çıkarak genişletmekte buldu.
İktidar yanlıları vatansever, karşıtları da vatan haini ilan edildiler.
Yakın gelecek, bu tanımdaki bölünmüşlüğün gerçek tanımlamasını da ortaya koyacaktır.

***

Bizde neredeyse unutulan, ama Azerbaycan’da çok sık anılan büyük şair Fuzuli “Şikâyetname” adlı uyaklı düzyazı harikasını 15’inci yüzyılda yazmış.
Anımsayınca Fuzuli’nin yaklaşık 600 yıl önceden günümüzü de anlattığını görüyorsunuz.
“Selâm verdim rüşvet değildir diye almadılar. Hüküm gösterdim faydasızdır diye ilgilenmediler.”
Akıllarını fikirlerini paranın güdümüne vermiş kişilerle olan konuşmasını anlatan Fuzuli’yi saygı ve özlemle anmak gerekiyor.
Büyük şair sözünü “çaresiz mücadeleyi terk ettim” diye bitiriyor ama gelin biz öyle yapmayalım.
Sandığa gidip demokrasiyi, özgürlükleri, kardeşçe yaşamayı aklayalım...