Selçuk Erez

Çakma diplomacı

30 Haziran 2016 Perşembe

Tapi Irmağı, Hindistan’da Madhya Pradeş’in güneyinde doğar, Gucerat’tan geçer, büyük bir kavis çizer ve Kambay Körfezi’nde denize kavuşur. O gün Tapi Irmağı’nın Gucerat’ta Nesu Irmağı’yla ağızlaştığı yerde iki cenazenin yakılması için hazırlıklar yapılmaktaydı.
Cenazelerden birinin çevresinde beşon kişi toplanmış, ölünün bedenini süpürge çalısı dikenleriyle, gazete kâğıtlarıyla örtmeye çalışıyorlardı. Bu garipten yüz metre ötedeki odun yığınına yerleştirilmiş diğer ölünün ise takipçisi çoktu, üstüne çiçek demetleri, güzel kokan nane ve ıtır otları serpilmekteydi.
Önce zengin ölüsü dualarla ateşe verildi, sonra Hindu ruhbanlar, garibin bulunduğu yere yöneldiler. Buraya gelince de dua etmeye başladılar. Esmerin esmeri bir genç, daha dua bitmeden çalıları tutuşturdu.
Tam o sırada beklenmedik bir şey oldu: Rıhtımda bir taksi belirdi. Nehir kenarına kadar hızla gelen bu taksiden atlarcasına yere inenler, yanan ölünün yanına koştular, nehirden kova kova su alıp ölünün üstüne dökmeye başladılar. Birisi, ölmüşün ayaklarından tutarak çekti, cesedi suya atarak (cazzz!) yangını söndürdü. Ortalık karıştı.
Ne oluyor?
Bu adam Hindu değil ki Müslüman!
Biz onu mezarlığa götürüp gömeceğiz... O bölgede böyle hatalar olağandı. Sadece saçları ve bazı organları yanmış cesedi taksinin bagajında Müslüman mezarlığına götürdüler. Orada toplanmış on kişiden biri bir konuşma yaptı: “Biz onu ‘Amurta’ olarak bilirdik. Artık asıl adının bu olmadığını açıklamanın bir sakıncası kalmamıştır. O, yaşamının uzun bir bölümünü saraylarda geçirmiştir; bir ülkenin racasıydı. Bu işi iyi yapmadığı, yüzüne gözüne bulaştırdığı, sonunda kaçmak zorunda kaldığı söylenir. Uzun süre arandığını, ağır cezalara çarptırılmamak için birçok yerde değişik adlarla saklandığını, tapınaklarda yatıp kalktıktan sonra buraya, Gucerat’a gelip Teneke Mahallesi’nde bir eve yerleştiğini biliyoruz. Bu adam, yaşamının son yıllarında geçimini, racalığı sırasında inceliklerini iyi öğrendiği bir işi yaparak sağladı: İhtiyacı olanlara ucuza sahte ilkokul, lise hatta üniversite diploması düzenledi. Sayesinde birçok kimse memur oldu, yargıç oldu, savcı oldu, hatta birinin beyin cerrahı olduğunu, ameliyatlar yaptığını bile duyduk.”
Cenaze gömüldükten sonra cemaatten biri, Amurta olarak bilinen adamın oğluna başsağlığı diledi, “İyi ki bu sefer eskisi gibi bocalamadan işin ne kadar vahim olduğunu hemen kavrayabildin de babanın öteki âleme Hindu törelerine göre yollanmasını engelledin” dedi, “Öyle gitseydi iyi yerlere varmaz, bu din gereği yüzlerce sene defalarca yeniden doğmak, yeryüzünde kıyamete kadar kâh örümcek, kâh kertenkele, kâh köstebek olarak yaşamak zorunda kalırdı.”



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Böcek yeriz o zaman! 30 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları