Köşe Yazısı

A+ A-

ABD Feto’yu nasıl verebilecek?

6 Ağustos 2016 Cumartesi

Yazıya başlarken sıcak haber gelişmelerinin spot başlığı, Kılıçdaroğlu’nun Yenikapı mitingine yapılan baskı boyutunda çağrılara olumlu yanıt vermesi; dünyaya ülke çıkarları, darbelere karşı ortak duruşun simgesi olabilecek güçlü yanıtın, Yenikapı’dan anlamlı bir fotoğraf karesi ile verilebilmesiydi... Ülkemizin geleceği, en anlamlısı insan hakları, demokrasi, hukuk devleti düzeni, laik Cumhuriyet; “Kurtuluş Savaşı”, “Atatürk devrimleri ile laik Cumhuriyetin kuruluş” destanlarının yazılması kazanımlarının tehdit altında olduğu çok kritik bir dönemeçte, yaşadığımız birbirinden anlamlı, belirleyici gelişmeler içinde, tek başına bir ayrıntı sayılabilecek bir soruya neden takıldığıma, yanıt aradığıma gelince... Gerçekleri algılayabilme, yanlış adımlar atmama kaygısı, dahası tehditlerin boyutları karşısında paranoyaya saplanmama arayışları içinde...
Öncelikle çoğunluk sorumluluk sahibi, ancak bilinçli, örgütlü güç oluşturamamanın moral değerler çöküşünde, panik, kaçış duygularının baskısında, uzun yıllardır haberleri dinlemekten vazgeçmiş çoğunluğun, en azından önemli bir kesiminin, kaçış, dizilere sığınma eylemlerinden vazgeçmiş olarak, reyting rekorlarını haberler ve açık oturumlara çevirmiş olmalarının satır arası haberinden aldığım keyfi sizlerle paylaşarak, yazı başlığı yaptığım sorgulamaya geçmek istiyorum... “ABD’nin Feto’yu nasıl verebileceği...” sorusunun yanıtını vermenin çok zor olduğunu bile bile öne çıkarılmasının, İktidarları cephesinin, Cumhurbaşkanlığı-Hükümet kanadının bilinçli, kendileri açısından başarılı bir siyasi taktik aracı adı olduğunun altını çizmek isterim... Dahası, çok basit, haklı bir hukuksal işlem olmasının çok ötesinde, Fethullah Gülen teslim edilse de edilmese de, ABD’nin dünyanın en güçlü İktidarları, siyasal güç cephesi kimliğinin başarı hanesine, etkisi küçük bile olsa, her şıkta eksi olarak yazılacak, bir adım olacağı gerçeğini anımsatarak...

***

Yakın tarihte en çok yoksul Güney dünyası, İslam ülkeleri, Ortadoğu’da oynanan kirli, bir o kadar büyük çıkar dengeleri hesaplarında yaşatılan çok kanlı ırklar, mezhepler üzerinden iç savaşlar, oluşturulan dev bataklıklarda... Artık Afganistan, Pakistan, Irak, Suriye gibi ülkeler için barış içinde insanca yaşam koşullarının yaratılabilmesi düşlerinden bile söz edebilmek çok zor. Çok kolay ve ukalaca; “Libya diye bir ülke kalmadı, Afrika, Güney Amerika’da insanca yaşam koşullarının oluşması insanlık için çok uzak düşler” diyebiliriz...
Ekonomik, siyasal çıkarlar adına, silah gücünün de acımasız kullanılabilirliği bağlantılı yoksul Güney dünyasını yakan çözülme, göç dalgaları, ölümüne duvarları aşma trajedileri başta, zengin Kuzey dünyasını da kaosa, iç çatışmacılığa, terör paranoyasına çekmiş bulunuyor...
Yaşanan tarihleri çok yakın, insanlığı sarsan trajedik sonuçların üst üste gelmesiyle belleğimize kazınmaları, daha doğrusu beterlerinin gelişi ile gündem dışına düşme hızlarıyla başlığa aldığım ayrıntı soru üzerinden anımsatma yapmam gerek... ABD’nin dünyanın geleceği üzerinde kehanetleri ile ünlü bankeri Soros’un ülkemize dönük, “Sizin en değerli malınız TSK’niz” dediği günden bugüne kaç yıl geçti ki? AKP çiçeği burnunda, Ecevit koalisyon iktidarları ABD’nin terör travması odaklı Türkiye üzerinden Irak işgaline desteği reddetmesiyle, kuruluşuna büyük destek verilen, Fazilet içinden koparılmış particik... AKP, ilk seçimde gökten zembille inmişçesine güçlü tek partili iktidar oluvermişti... Elbette siyasal İslam kimlikli, cemaat ortaklı, İslam dünyası, Ortadoğu’ya yönelik “yeni Osmanlıcılık, ılımlı İslam projeleriyle, stratejik ortak” ilan edilmiş olarak...
Meclis’ten 1. tezkerenin geri dönmesi henüz ayrıntı sayılabilecek bir sorun, kolay işgal edilen Irak’ın en büyük savaş ganimetleri kanlı petrolün önlenemez fiyat yükselişi ile zengin Kuzey dünyasının büyük ekonomik krizini tetiklemesi, Bush projesinden vazgeçme adına Obama liderliğinde doğrudan işgallerle savaş stratejilerinden geri dönülmesi... İşte Soros’un TSK’yi Türkiye’nin en değerli ihraç malı olarak ilan etmesi süreci... Bölgede emperyal, küresel çıkarlar adına savaşacak fedai, silahlı güç arayışları... İşte tam da o tarihlerde Soros’un piyasalar sermaye gücü adına, Cemaatin siyasal İslamcılar adına, kardeş kardeş, bölgede sorun yaşanması istenen ülkelerdeki sivil çalışmaları paylaşmaları dikkatimi çekmişti... ABD, Feto’yu nasıl verebilecek? Yukarısı bıyık, aşağısı sakal...