Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Müzikle kanatlanmak

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Hezarfen Ahmed Çelebi, 17. yüzyılda yaşamış Türk bilgini. Kendi geliştirdiği takma kanatlarla Galata Kulesi’nden Kadıköy’e uçmayı başaran ilk insan. İşte İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Müzik İleri Araştırmaları Merkezi’nde kurulan Hezarfen de, kendi kanatlarıyla uçan bir çağdaş müzik topluluğu. Bu yılki İstanbul Festivali’nde onları, kurucuları Michael Ellison’ın bestelediği Deniz Küstü başlıklı opera ile dinledik. Ellison diyor ki: “Tıpkı yüzyıl önce Debussy’nin dediği gibi, uçak çağı artık kendi müziğini yaratmalı, felsefesini gütmeliyiz.”
2009’da kurulan grubun üyeleri Türk, Alman ve Amerikalı müzisyenlerden oluşuyor. İlk üyeleri Ellison ve Ulrich Mertin; ardından Müge Hendekli, Amy Salsgiver- Dorsay ve Özcan Ulucan. 2010’da Borusan Müzik Evi’nde düzenli konserlere başlamışlar. 2013’teki Berlin konseri onları sınır dışına taşımış. Michael ile konuşuyoruz: “Hezarfen MIAM’dan kaynaklanan bir topluluk. Provaları ve stüdyo kayıtları orada yapılıyor. Her mevsim MIAM mezunu birkaç bestecinin yapıtını seslendirip kaydediyoruz. Sürekli genç müzikçileri davet ediyoruz, zaman içinde ‘Hezarfen anlayışına uyanlar topluluğun temel üyeleri oluyor. Örneğin, Cem Önertürk (flüt) ve Gökhan Bagcı (çello), gibi. 20 yaşlarındakilerin bizimle çalışması onlara yeni ufuklar açıyor. Çünkü grubun temel karakteri herkesin daha çok öğrenme ve yeteneklerini geliştirme isteğine sahip olması. Hezarfen, müzisyenlerin kişiliklerini koruyarak gelişmelerine özen gösteriyor. Türkiye’de çok sık rastlanan egoya dayalı, yıldız olma zihniyetine karşıyız. Konservatuvarlarda öğrenciler oda müzikçisi olmaktan ziyade solist olmak için yetişiyorlar. Ama iyi oda müzikçisi olmak ayrı bir hünerdir. Biz kendimizi dünyadaki en iyi oda müzikçileriyle kıyaslayarak gelişiyoruz.”
Topluluk her proje için özel kaynak yaratıyor. Devlet veya tüzel bir kaynağı yok. Özel projeler, festivaller ve konser dizileri için destek buluyorlar. Türk makamları ve halk müziği çalgılarıyla çağdaş müziği birleştiren projeleri, onlara 2015’ten beri European Research Council’dan bir kaynak sağlamış. Onur Türkmen ve Evrim Demirel’in 2000’den beri çalıştıkları bir projenin meyvelerini almışlar.
Michael’e göre Türkiye’de çağdaş bestecilere eser ısmarlanmaması büyük eksiklik. 2011’de IKSV’ye Turgut Pöğün’ün “A Grammar of Dreams” adlı yapıtını festival programına aldırtmışlar. Günümüzde nice topluluk yeni müziğin icrasını zor bulup reddediyor. Hezarfen, çalgıların fiziksel sınırını ve bestecinin isteklerini bir arada gözetiyor. Topluluğun CD’lerinden Say I am you-Mevlana adlı kayıt İngiltere’de basılmış ve Naxos’un dağıtımına girmiş. Live in Berlin adlı CD’leri de ÇAĞSEV tarafından piyasaya sürüldü.
Ellison’a göre Türkiye’nin en yeni kuşak bestecilerinden bazıları: “Uçarsu ve Manav kuşağını izleyenler; Ahmet Altınel, Zeynep Gedizlioğlu, Füsun Köksal, Tolga Yayalar, Onur Türkmen, Mahir Cetiz, Murat Yakın, Emre Sihan Kaleli, Can Bekir Bilir, Didem Coşkunseven, Turgut Erçetin...”
Türkiye’deki konser salonlarına yeni müzik kabul ettirmenin zorluğunu nasıl yendiklerini anlatıyor: “Enerjimizle en yüksek düzeyde icra hedefliyoruz. Müzisyenlerimiz çok nitelikli, işimizden çok zevk alıyoruz ve program yaparken çok dikkatliyiz.”

Tümü Evin İlyasoğlu - Son yazıları

Filarmoni Derneği yeniden 19 Eylül 2018 Çar
Genç müzikçilere fırsatlar 12 Eylül 2018 Çar
Leyla Gencer’in kraliçeleri 5 Eylül 2018 Çar