Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Hikmet Bila

‘Devrim Gazı’ Alev Alınca...

17 Ağustos 2008 Pazar

Savaşta önce gerçekler ölür diye bir söz var.

Doğru söz.

Ama bir doğru daha var: Bazı gerçekler de savaşla ortaya çıkar.

Gürcistanla ilgili gerçeklerin ortaya çıkışı gibi...

Geçen gün, Gürcistan lideri (ne kadar liderse?) Saakaşvilinin Gori kentinde dolaşırken görüntülerini izlemişsinizdir. Fransız Dışişleri Bakanı Kouchner ile (o da neden hemen oraya damladıysa?), bombardımana uğrayan kenti geziyor. Sırtında çelik yelek, elinde güneş gözlüğü, gülüyor. Sanki Gori festivaline gelmiş (Nasıl bir ruh haliyse?). Yıkılmış, alevler içinde binalar, yanmış araçlar, perişan insanlar...

Gürcistanın cumhurbaşkanı, kadife devrimin lideri Saakaşvili gülüyor.

Artist gibi pozlar vererek...

Bir anda düşman helikopteri alarmı veriliyor ve Saakaşvilinin yüzü değişiyor. Gülücükler yerini korku ve paniğe bırakıyor. Korumaları çevresini kuşatıp, alıp sığınağa götürüyorlar.

İşte, savaş bu demek.

Saakaşvili, savaşı düşman helikopteri alarmıyla öğreniyor.

Saakaşvilinin birkaç dakika arayla yaşadığı iki ruh hali, gösterdiği iki yüz şekli, aslında Gürcistan halkının da durumunu yansıtıyor. Beş yıl önce, demokrasi, özgürlük, insan hakları adı altında ayaklandırılan Gürcü halkı, beş yıl sonra kan ve ateş içinde ağlıyor. İnsanlar can derdinde, canını kurtarabilen ekmek derdinde. Beş yıl önce, Saakaşvilinin peşine takılıp mevcut iktidarı devirmek için parlamentoyu basan insanlar bugün Saakaşviliye soruyor: Bizi neden ateşe attın?..

Saakaşvili ne demeli? Ne diyebilir?

Beş yıl önce kadife devrim diye, gül devrimi diye, umutsuzluk içindeki siz halkımı peşime taktığım zaman, aslında devrim mevrim değil, Kafkasyadaki büyük bir stratejik savaşın tetikçisi olacağımı, sizi bir savaşa sürükleyeceğimi bilmiyordum diyebilir mi?

Benim misyonum, sizi yoksulluktan, baskıdan kurtarmak, refaha kavuşturmak, çağdaş uygarlığa yükseltmek değil, iktidarı ele aldığım günden beri, Batının kışkırtmasıyla, Güney Osetyaya, Abhazyaya gözdağı vermek, Rusyaya meydan okumaktı diyebilir mi?

Üstelik ben siyasetten de, stratejiden de, taktikten de anlamayan, boyundan büyük işlere girecek kadar cahil, gün olur güvendiğin dağlara kar yağar atasözünden bile habersiz, hesap-kitap bilmeyen bir adamım diyebilir mi?

Beş yıl öncedevrim gazına geldiniz. Sadece siz olsanız neyse, Türkiyedeki medyanın büyük bölümü bile gaza geldi; aslında kadife eldiven içinde bir demir yumruk kafanıza iniyordu da haberiniz yoktu diyebilir mi?

Aslında dese de olur demese de olur.

Çünkü artık gül devrimi diye bir devrim, Saakaşvili diye bir lider yoktur.

Ve dünya Saakaşviliye bir teşekkür borçludur. Allı dallı, güllü müllü, kadifeli madifeli, turunculu murunculu devrimlerin ne anlama geldiğini gösterdiği için.

[email protected]

Tümü Hikmet Bila - Son yazıları

Türkel... 9 Şubat 2009 Pzt
Elde Var Hamas 2 Şubat 2009 Pzt
Uğur Mumcu Işıktır 26 Ocak 2009 Pzt