Eczacının Durumu Resmin Yalnızca Bir Parçası

17 Ağustos 2008 Pazar

Tam kepenk kapatma noktasına gelmişlerdi ki protokol imzalandı... Üstelik 3 bakanın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve Maliyet Bakanı Kemal Unakıtanın katılımı ile... Üstelik kamuoyuna açıklamayı bizzat Ben eczacımın hakkını korurumdiyen Başbakan Erdoğan yaptı. Türkiye Eczacılar Birliği ile 3 bakan arasında 1 ay önce imzalanan anlaşma ile 8 bin 500 eczane rahat bir nefes alacaklarını sandı. Anlaşma gereği eczacıların uygulayacakları iskonto oranları yeniden düzenlendi. Bu uygulama ile Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) verdikleri hizmet tutarına göre eczacılara yüzde 2 ila 4.5 arasında bir gelir artışı yapılacaktı. Peki düzenlendi de acaba uygulama başladı mı?

İşte bundan sonrası bütünüyle hukuk dışı bir anlayışın sergilenmesi... Önce SGK, eczacıların imzaladıkları sözleşmeleri almayarak fiili bir durum yaratmaya ve 2008 Protokolünü kadük hale getirmeye çalıştı. Ancak hem Eczacı Odalarının ısrarlı talebi hem de eczacıların kurum kapılarına dayanması ile geri adım attı ve sözleşmeleri almak zorunda kaldı. Şimdi ise farklı bir uygulama ile eczacıları bezdirme yolunda. Bugünlerde eczacılar mesai bitiminden başlayarak sabahlara kadar 30 Hazirandan bugüne kadar karşıladıkları reçeteleri sisteme geri çağırıyor ve yeni oranlara göre yeniden düzenliyorlar. 22 Ağustosa kadar 25 milyon reçetenin yeniden düzenlenmesi gerekiyor...

İstanbul Eczacı Odası Başkanı Semih Güngör bu durumu, Sistemde reçete tutarlarını gösteren listelerde ve fatura altında yapılacak basit bir düzenleme ile yeni iskonto oranlarına göre temmuz ayı reçetelerini yeniden düzenleme imkânı varken bu yolun seçilmesi eczacıları bıktırarak reçete düzeltmelerini yaptırmamak, yani kazanılmış haklarını almalarını önlemekten başka bir şey değildirdiye özetliyor.

Bu da SGKnin sırtındaki kamburun giderek büyüdüğünü ve karşılanamaz duruma geldiğini ortaya koymuyor mu? Eczacıların durumu sağlıktaki resmin yalnızca küçük bir parçası...

2000 yılında 10 milyon olan Yeşil Kart kapsamı, 2008 yılında 15 milyon oldu. Yeşil Kart kapsamında yapılan harcama 2000 yılında 200 milyon YTL iken 2007 yılında 3.8 milyar YTLye çıktı. Harcamalar 2008in ilk altı ayında ise 2.2 milyar YTLye ulaştı. Yıl sonunda 4.5 milyar YTLyi geçeceği öngörülüyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SSK+Emekli Sandığı+Bağ-Kur) sağlık harcamalarında da 2008 yılında dikkat çekici bir artış var.

2007’de 19.9 milyar olan sağlık harcamaları 2008 yılının daha ilk altı ayında 12.5 milyar YTLyi geçmiş durumda.

Bunun 5.25 milyar YTLsi (% 42) ilaç harcamaları. Hastane ilaç harcamaları bunun içinde değil, zira hastane harcamaları arasında olduğundan görünmüyor. Bunu da göz önüne alırsanız SGK harcamalarının yaklaşık yarısı ilaç harcamaları. SGK harcamaları hızı kesilmezse yıl sonunda 25 milyar YTLyi geçecek.

Tıp Kurumu Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Üçer Harcamaların önemli bir kısmı büyük ölçüde dışa bağımlı olduğumuz ilaç ve tıbbi teknoloji-tıbbi cihaz-tıbbi malzeme harcamalarına ait, yani ulus ötesi medikal kartele transfer ediliyor. SGK sağlık harcamalarında döner sermayeli hizmet sunucuların (üniversite ve devlet hastaneleri) yanı sıra özel hastanelere yapılan ödemelerdeki artış da dikkati çekiyor. Özel hastane sayısı 350’yi geçmiş durumda. Bunların yarıya yakını İstanbulda yüzde 70ine yakını da üç büyük ilde. Eczacıların yaşadığı sıkıntılar bu süreç ile yakından ilişkilidiyor.

Sonuçta Sağlıkta Dönüşüm Programının bugün geldiği noktanın sürdürülemez olduğu açıkça belli değil mi?

Sağlıkta dışa bağımlılığın sürekli arttığı, var olan kıt kaynakların ise verimli kullanılmadığı bir sürecin içindeyiz.

Bugüne kadar ulusal bir sağlık politikası oluşturulamamış olmasının bedelini aslında asıl ödeyecek olan kesim çocuklarımız.