Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Üreten Kaybediyor...

17 Ağustos 2008 Pazar

[email protected]

Merkez Bankasının enflasyon hedeflerini yeniden belirleme kararıyla gelişen süreçte, faizler artmaya başladı. Önce Hazine borçlanmadaki faiz oranlarında artışa gitti, ardından hafta başında toplanan Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu faizlerde 0.50 puan arttırdı. Böylece, reel sektörün, KOBİlerin kullandıkları kredilerin (zaten yüksek olan) reel faizlerine yansıyacak artışlar, üretimi, yatırımı iyice yavaşlatacak.

Türkiye, uyguladığı düşük kur yüksek faiz politikalarıyla sıcak paracıların cenneti oldu. Verilere göre, 2003 yılından 2007 yılı sonuna değin Sıcak paraolarak gelen ve Türkiye’de borsa ve devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) başta olmak üzere çeşitli finansal yatırım araçlarına yatırım yapan yabancı sermayenin bu yolla elde ettiği kazançlardan yurtdışına transfer edilen tutarı, 17 milyar 777 milyon dolara, doğrudan yatırımlardaki ile birlikte toplam kâr transferi 24 milyar 582 milyon dolara ulaşmış durumda. 2008 yılının ocak-nisan döneminde yurtdışına aktarılan tutar ise 1 milyar 732 milyon doları bulmuş. Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, AKP Kadıköy ilçe yemeğindeki yaptığı konuşmada, bir Merkez Bankamız var, evlere şenlik. Öncelikli hedefim, fiyat istikrarı, enflasyon, piyasa ölürse ölsün.Ben demiyorum enflasyon yükselsin. Türkiye tek haneli enflasyonla yaşamak mecburiyetindedir, ama bugün sen piyasaya para vermeyeceksin, faizleri yüksek tutacaksın, döviz düşük kalacak ve Türkiye bundan dolayı ciddi anlamda sıkıntıda kalacak. Arkadaş piyasaya para vermen lazım, para. Piyasaya para vereceksin ki insanlar alışveriş yapacaklar. sözcükleriyle Merkez Bankasının politikalarından rahatsızlığını dile getiriyor.

Üretimin önündeki engel, sadece para politikalarıyla sınırlı değil. Üretimin temel girdileri arasında yer alan enerjideki politikasızlığın getirdiği sorunlar, reel sektörü ve KOBİleri açmaza sürüklüyor.

Örneğin, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (TEDAŞ) TBMM KİT Komisyonuna sunduğu raporda,geçen yıl toplam 13.3 milyar kWh enerji teknik kayıp, 8.6 milyar kWhlık elektrik enerjisi de kaçak kullanıma gitti. Toplam 21.9 milyar kWhlik kayıp-kaçak enerjinin KDV hariç tutarının 2 milyar 223.7 milyon YTLyi bulduğu belirtildi.

Altyapının bakımsızlığından kaynaklanan kayıplar ile denetimsizlikten kaynaklanan kaçak kullanımın faturasını dürüst sanayiciye ve yurttaşlara ödeten bir anlayış egemen olmaktadır. Bir başka sorun da elektrikteki pahalılık.. 2007 yılında OECD ülkeleri içinde Türkiyenin sanayide en pahalı elektriği tüketen altıncı ülke konumunda bulunduğunu belirlemektedir. Türk sanayicisi 2007de elektriği OECD ortalamasına kıyasla yüzde 62 daha pahalıya satın almıştır. Bu durumun temel sebeplerinden biri Türkiyede elektrik üzerinden alınan vergilerin yüksekliği olarak ortaya çıkmaktadır. Hükümet dünyadaki ham petrol ve doğalgazdaki artışları gerekçe göstererek elektriğe, 2008 yılının başında konutta yüzde 19.5 ve sanayide de yüzde 12 oranında zam yapmıştı. Bu kez de, 1 Hazirandan geçerli olmak üzere doğalgaz fiyatını yüzde 7.4, sanayide kullanılan doğalgaz fiyatını da yüzde 8.3 oranında arttırdı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, TETAŞın elektriğe 1 Temmuzdan geçerli olmak üzere istediği yüzde 12.7lik zammı onayladı.

Bir yandan para politikaları, diğer yandan enerjideki zamlar, beklenen reformların gecikmesi, reel sektörü, KOBİleri üretimden uzaklaştıran politikalara dönüştürüyor.

Bunun en somut göstergesi de Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) yeni kurulan ve kapanan şirket istatistiklerinin mayıs ayı verilerinde görülüyor.. Kurulan ticaret unvanlı işyeri sayısı geçen yıla kıyasla yüzde 16.2 gerilemeyle 4 bin 238de kalırken, kapanan işyeri sayısı yüzde 47.4 artışla 2 bin 869a ulaştı..

Üretenin kaybettiği, rantiyenin kazandığı bir süreci yaşıyoruz. Sizce de başka söze gerek var mı?