Köşe Yazısı

A+ A-
Gülengül Altınsay

Beşiktaş kalesi

8 Eylül 2016 Perşembe

Guardiola Manchester City’ye gelir gelmez futbolcu seçimleriyle gündem yarattı hemen. Biz bile günlerce Nasri meselesini konuşmadık mı? Özellikle de Nasri’nin Beşiktaş’a gelme ihtimali ortaya çıkınca. Sonuçta Nasri Beşiktaş’a gelmedi ama City’den de ayrıldı. Çünkü Guardiola’nın futbola ve futbolcuya bakışı dikkate alındığında bu oyuncunun tüm yeteneklerine rağmen neden öncelikli olarak tercih edilmediği pekâla anlaşılabilir. Fakat asıl kaleci tercihiyle insanları şaşırttı Guardiola.
Elinde Joe Hart gibi bir kalecisi varken formayı ona vermediği gibi Barcelona’dan da Bravo’yu transfer etti. Tamam Bravo, Şili Milli Takımı’nın kalecisiydi ve iyi bir futbolcuydu ama İngiltere Milli Takımı’nın ve City’nin değişmez kalecisi Joe Hart’ın ne eksiği vardı da bu transfere gerek duyulmuştu?

Kaleci de bir oyuncu
Kale çizgisi üzerinde Hart’ın bir eksiğini göremezdiniz fakat asıl sorulması gereken soru “Ceza alanı dışında savunmaya ne katkı yapıyor” sorusuydu. Ataklar geriden başlarken oyun kurucu olarak takıma katkısı ne kadardı? Bu açıdan Hart’ın vasatı aşamadığını görüyorduk. Yeni sezonun ilk üç haftalık istatistiklerini değerlendirdiğimizde de Guardiola’nın yedek kaleci Caballero’yu neden tercih ettiği ortaya çıkıyor zaten. Caballero’nun bu üç maçta yerini bulan pası 64. Takım arkadaşı Agüero da ancak o kadar olumlu pas yapmış. Bu sayı Manchester United’in kalecisi De Gea için 30, Chelsea kalecisi Courtois için ise 26.
Kalecinin on sekiz içinde birincil görevlerini yerine getirmesi gerekli şart ama günümüzde bu kadarı yeterli değil artık. Oyun kurarken de ilk dağıtım noktası olması şart. Bir libero gibi hem savunmada hem de atakta rol almalı günümüz futbolunun file bekçisi. Guardiola gibi tüm oyuncuları oyuna aktif olarak katmayı ve atağı en geriden kurmayı ilke edinmiş bir teknik direktör için kalecinin topu oyuna sokma becerisi vazgeçilemez bir özellik. Bu yüzden bizde de Taffarel gibi Cordoba gibi kalecilerin takım atağına katkıları hiç unutulmuyor. Bu arada bu tarz kalecilerin hafta içi antrenmanlarında kalede değil orta alanda oynatıldıklarını da hatırlatalım.

Bizim çocuklar
Gelelim Beşiktaş’ın kalesine. Malum Beşiktaş’ta da kaleci tartışması tüm hızıyla sürüyor. Ne var ki bu tartışmalar ihtiyaç duyulan kalecinin vasıfları çerçevesinde değil de Tolga’nın yetenekleri çerçevesinde yürütülüyor. Hatta iş yerli kaleci yabancı kaleci noktasına kadar götürülüyor, duygularla oynanıyor. Kendisi de eski bir yerli kaleci olan Şenol Güneş de doğal olarak dahil oluyor yorumlara.
Her şey bir yana hedefleri büyük olan takımların “idare eder tarzında” kalecilerle uzun mesafe yürümesi zor. Bir tek hatalı yenen gol bile çok şeye mal olabiliyor. Dahası oyunun kurulmasına katkısı olan kaleciyle bir fazla kişiyle oynuyorsunuz, atağa çabuk kalkıyorsunuz, savunmanız rahat rahat paslaşabiliyor. Böyle kaleciniz yoksa bir oyuncu eksiksiniz.
Sanırım tüm bunların ışığında Beşiktaş ardı adına kaleci alıp duruyor. Ama nereye; kulübeye. Hiçbiri Tolga’dan formayı alamadı henüz. O zaman alınan kaleciler Tolga’dan daha iyi değilse neden alındı? Daha iyilerse neden oynatılıp kaleye geçmeleri sağlanmıyor? Yoksa bilmediğimiz başka şeyler mi var?

Tümü Gülengül Altınsay - Son yazıları

Üç yıllık sıkıntı 16 Mayıs 2019 Per
Tatsız tuzsuz 14 Mayıs 2019 Sal
‘VAR eyyamı’ da oldu 9 Mayıs 2019 Per

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Şenol Güneş