Cumhur Önder Arslan

Her yaşa squash

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Squash 3 sistemli sayıyla oynanıyor. 9’lu ve 11’li sistemler var. Mesela İngilizler 9’lu sistemi kullanıyor. İlk 9’a uluşan seti kazanmış oluyor. Biz ise 11’li sistem üzerinden oynuyoruz. 11’den sonra 90 saniye mola oluyor. Çok fazla dinlenme şansınız yok. Dinlediğiniz zaman hakem direk karşı tarafa sayı veriyor. Saniyelik olaylar gerçekleşiyor. Oyun arasında durmak yasak. 3 seti kazanan oyunu alıyor. Oyun rakipler iyiyse 1 saate kadar uzuyor. Kulübümüzde ‘squashcard’ çıkardık. İnsanlar ayrıca para vermeden sınırsız oyun oynayabilir. Bu sporda yaş sınırı da yok. İsteyen herkes oynayabilir.

- Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

1989’da Türkiye’ye okumak için gelmiştim. O zaman squash Türkiye’de yeni gelişiyordu. Ankara’da Squash kulübü açılmıştı ve kimse bu sporun ne olduğunu, nasıl oynanacağını bilmiyordu. Türkiye’ye geldiğimde orada part - time çalıştım. Okulu bıraktıktan sonra da tamamen bu işe başladım. Daha sonra Ankara’da birçok yerde kulüpler açıldı.

- Squashı bize anlatabilir misiniz?

Ankara’da 4 yeni kort açılmasına karşın squash hâlâ çok yeni bir spor. Sokaktan birilerini çevirip sorsanız squashın nasıl bir spor olduğunu bilmez. Tanıtılması gerekiyor. Squashla kısa zamanda fazla kalori harcayabiliyorsunuz. Oynamak için bir raket ve bir top yeterli. Tek sıkıntı kortların azlığı. Geçen yıl federasyon kuruldu. Squashı sevdiğim için hep bir kulüp kurma hayalim vardı. Bu yıl burada bir kulüp kurmayı planladık. Yeni iki kort yaptırdık. 3 kortumuz var. Squash tenisle çok yakın. Bazıları ‘duvar tenisi’ diyor. Bence biraz farklı... İkisinde de top ve raket var ama stratejiyle teknikleri çok farklı. Squash çok hazır ve güçlü olunması gereken bir spor. Squashı sevmemin nedeni kişilikleri ön plana çıkarması. İnsanın iyi bir kişiliğe sahip olmasını sağlıyor. Aynı zamanda psikolojik bir yarışma. İnsanlara sporun saygıyla beraber yapıldığını gösteriyor. Maç içinde devamlı diyolog halindesiniz.

- Türkiyede Squashın durumu nedir?

Bu spor neredeyse ülkemizde tanınmıyor. Avrupa’yla kıyasladığınız zaman orada 2 - 3 bin kort var. Türkiye’de ise toplasanız 100’ü geçmez.Zengin sporudiye adlandırılıyor. Bunun için iyi sporcu çıkmıyor. Çünkü zenginler bu sporu hobi olarak yapıyor. Onun için oyuncu seviye durumunun değişmesi lazım. Böyle olursa dünya çapında sporcular yetiştirebiliriz. Ayrıca dayanıklı olmanız gerekiyor, sadece teknik yetmez. Federasyonumuz Badminton Federasyonu’na bağlı olduğu için bizimle fazla ilgilenilmiyor. Böyle bir sıkıntımız var. Bu yıl ayrı bir federasyon kurulması için uğraşılıyor. Biz de kendi çapımızda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Yurtdışından iyi bir yabancı oyuncu getirdik. Ayrıca antrenörlük de yapacak. Aramızda squashın Maradona’sı denilecek bir arkadaşımız var. Kendisi daha önce birçok başarılara imza atmış. 8 kez dünya birinciliği kazanmış birisi. Ekimde bizimle birlikte olacak. Türkiye’de squashla ilgili seminerler verecek.

- Siz squashla nasıl tanıştınız?

Squasha lisede başladım. 1986-87 yıllarında Pakistan bu işte öncüydü. Biz de çocuk olarak squasha ilgi duyuyorduk. Türkiye’de nasıl futbol seviliyorsa Pakistan’da squash ilgi görüyor. Belli bir seviyeye ulaşınca Türkiye’ye geldik. Sonra burada da devam ettim. Turnuvalar düzenledim. Ayrıca Türkiye şampiyonluğum var. Artık fazla turnuvalara katılamıyoruz. Gençleri bu spora yöneltmekle ilgili planlarımız var. Küçük yaşta çocukları bu spora yönlendirirsek ileride profesyonel olmaları kolay olur. Yaz bitince de okullarla anlaşıp bu sporu çocuklara ders olarak verme planlarımız var. Herkes squashla ilgilensin diye spor salonlarının fiyatlarını iyice düşürdük.