Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Hikmet Çetinkaya

‘FETÖ’nün en mutlu günü...’

10 Kasım 2016 Perşembe

Gri bir gökyüzü altında yürüdüm bir süre. Sonra bahçedeki bankların birine oturdum...
Sonra yerimden kalktım, yeniden eve döndüm.
Öğle saatlerine doğru yola çıkıp gazeteye geldim. Bizler gözaltındayken meslektaşlarımın yazdıklarını okudum. Kimi bizim kuşaktan, kimi bizlerden çok genç gazeteci dostlarımızın yazdıkları içimdeki fırtınayı İzmir’in imbatına dönüştürdü.
Biz gazetecilerin dayanışma ruhunun sönmediğini görmek, beni umutlandırdı.
Yılmaz Özdil’den Nedim Şener’e, Uğur Dündar’dan Hasan Cemal’e, Ertuğrul Özkök’ten Necati Doğru’ya, Soner Yalçın’dan Mehmet Yılmaz’a, İsmet Berkan’dan Kanat Atkaya’ya, Güneri Civaoğlu’ndan Yalçın Doğan’a, Oral Çalışlar’dan Ahmet Hakan ve Doğan Akın’a dek (unuttuklarım varsa, kafamın karışıklığına verin) hepsine teşekkür ediyorum, Silivri’de tutuklu arkadaşlarım adına da...
Tüm gazeteci arkadaşlarım, benim ve arkadaşlarımın FETÖ/PDY ve PKK/KCK terör örgütlerine hizmet ettiğimize ilişkin iddialara inanmıyorlardı.
Meslektaşlarımın ideolojileri farklıydı üstelik...
Yazılarını zevkle okuduğum Kanat Atkaya yazısının bir bölümünde şöyle diyordu:
“... FETÖ’nün belki de en çok dava açtığı, cemaatle ilgili yazı dizisinden dolayı Cumhuriyet’in yayınını durdurttuğu Hikmet Çetinkaya mesela...
Ortamın espri kaldıracak hali yok ama ‘Darbe yapıldığını nasıl anlarsınız?’ diye sorsalar Aydın Engin’i gözaltına aldılarsa darbe olmuştur’ diyebilirim.”

***

Aydın Engin ve ben gözaltılara, zindanlara alışıktık. Bu konuda bir derdimiz yoktu. Zaten şüpheli sıfatıyla savcıya ifade verirken yazdıklarımla ilgili tek bir soru sorulmadı bana.
Benim, Aydın Engin ve Silivri’de tutuklu arkadaşlarımı bir terör örgütüyle ilişkilendirip sabah saat 6-7 arası gözaltına alınmamızla ne amaçlanıyordu, kimin işine yarıyordu?..
FETÖ’nün...
Ahmet Hakan’ın 1 Kasım 2016 tarihli yazısının başlığı şuydu:
“FETÖ’nün en mutlu günü...”
Ben, 40 yıldır FETÖ’nün yargıda, eğitimde, poliste, askeri liselerden başlayarak TSK’de nasıl örgütlendiğini yazdım...
Darbelerin her türlüsüne karşı olduğumu...
PKK’nin de IŞİD’in de bir terör örgütü olduğunu...
Terörün sağcısının solcusunun olmadığını yazdım, terör terördür...
Silivri’de tutuklu arkadaşlarım da aynı benim gibi düşünüyor. Biz, Cumhuriyetçiyiz; laik, demokratik, hukuk devletinin, temel hak ve özgürlüklerin savunucusuyuz.
Bizler Orhan Erinç’le, Hasan Cemal’le, Yalçın Doğan’la Cumhuriyet’te 12 Eylül’ün baskılarını yaşadık.      
Emine Uşaklıgil’i hiç unutmam, çocuklarımın eğitiminde büyük emeği vardır.
Dostluktan yanayımdır, düşmanlıktan yana değil...
1991’de leblebi taneleri gibi dağıldık hiç yoktan. Aradan yıllar geçti...
İlhan Selçuk, 2010 yılında Ergenekon kumpasından sonra kalp ameliyatı geçirip hastaneye kaldırılmıştı. Ben “Hasan Cemal ziyaretinize gelse kabul eder misiniz” dediğimde yanında kız kardeşi Ülfet Ertel vardı. Ülfet Hanım, “Neden kabul etmesin” derken İlhan Abi, “Söyle kerataya gelsin, kulaklarını çekeyim” diyerek esprili bir yanıt vermişti. İlhan Abi birkaç gün sonra komaya girdi. Ve bu görüşme gerçekleşmedi. Adım gibi biliyorum ki Hasan, İlhan Abi’yi, İlhan Abi de Hasan’ı çok özlemişti. Bunu ilk kez yazıyorum.
Hırslarımızı bir kenara bırakıp Cumhuriyet’i yaşatmak olmalı ilk görevimiz. Kin ve intikam duygularıyla yürütülmez. Dün Cumhuriyet’in başyazısı her şeyi açık açık ortaya koyuyor. Olayın özeti budur.

***

Bütün arkadaşlarımın yazıları beni etkiledi, sevindirdi. Silivri’deki arkadaşlarımız bu yazıları okuyamadı. Bilmiyorum bu yazdıklarımı okuyabilecekler mi?
Hakan Kara ağır bir kalp ameliyatı geçirdi dostlar. Murat Sabuncu’nun astımı var...
Aydın Engin dün ameliyat oldu...
Sevgili dostlar!
Bir kez daha yineliyorum, adlarını unuttuğum meslektaşlarımdan özür diliyorum. Arşiv servisimiz bana bu yazıları verdi.
Silivri’de yatan can dostlarım, yol arkadaşlarım adına, tüm yazar arkadaşlarıma teşekkür ediyorum ikinci kez. Yazılarından alıntıları sürdüreceğim...
Cumartesi günü Yılmaz Özdil’in yazısının önemli bir bölümünü sizlerle paylaşacağım...

***

Mavi gözlü dev, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 78. yıldönümü.
Kurtuluş ve kuruluşun mimarı Atamızı saygıyla anıyor, Aydınlanma devriminin ışığının hiç sönmemesi için mücadelemizi sürdürüyoruz.

Tümü Hikmet Çetinkaya - Son yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018 Paz
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018 Per
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018 Sal