Köşe Yazısı

A+ A-

Endüstri 4.0... Dünya... Türkiye...

18 Kasım 2016 Cuma

Çin panik halde. Dünyanın üretim üssü olma sıfatını elinden kaçırmamak için arayış içinde. Dünyanın en büyük sanayi robotu üreticisi Alman Kuka’yı geçen aylarda satın aldı. Önüne üretimde dışa bağımlılığı azaltma hedefi koydu. Bugün yüzde 20’lerde olan yerli payını 2020 yılında yüzde 40’a 2025 yılında yüzde 70’e
çıkaracak.
Finlandiya kendini Endüstri 4.0’ın Silikon Vadisi olarak konumladı. Tüm eğitim sistemini buna göre revize ediyor. İmalatta internet kullanımı yüzde 44. High-tech alanındaki istihdamın ulusal toplamdaki payı yüzde 8. (Türkiye’de binde 8)
Almanya Sanayi 4.0 devriminin öncüsü. 2012 yılında programını açıkladı; 5 yıl boyunca her yıl 40 milyar Avro Endüstri 4.0 yatırımı yapacak. AB genelinde bu rakam 140 milyar dolar.
ABD sanayi üretimi ülkesi olmadığı halde ABD Başkanı Barack Obama liderliğinde Ticaret Bakanlığı Ulusal Gelişmiş İmalat Programı’nı açıklamıştı. Trump bunu değiştirecek mi? Göreceğiz...
İnternetle birlikte hızla artan dijitalleşme sanayiyi de topyekûn dönüşüme zorluyor. Ve kaçış yok. Sanayi 4.0 kapıda. Tehdit ya da fırsat. Zamanında buna hazırlanan, eğitim ve sanayi politikalarını bu doğrultuda şekillendirenler kazanacak.
Siemens Türkiye İcra Kurulu üyesi ve Dijital Fabrikalar ülke lideri Ali Rıza Ersoy, önceki gün biz bir grup gazeteciye ilginçbir sunum yaptı. Önce çok kısa özetleyeyim: 4 yıl sonra yani 2020’de 28 milyar nesne internete bağlı olacak. Ulaşım sürücüsüz araçlarla yapılacak. Tesla test sürüşlerini yapıyor bile. Çok değil 5 yıl sonra hepimizin boynunda bir çip olacak. T.C. kimlik numarası önemini kaybedecek. IP No’su ile dolaşacağız ortalıkta. Robotlar cobot olacak. Yani birbirleri ve insanlarla iletişime geçen, işbirliği yapan otonom robotlar (Cooperatif, communicative robots). Birçok işkolu ortadan kalkacak ama yeni iş alanları doğacak. Bulut temelli çözümler, olmazsa olmaz hale gelecek. Sanal gerçeklik, sanayide artırılmış gerçekliğe dönüşecek. Ve tabii dijital dünyanın güvenliği 10 misli daha önemli hale gelecek. İnsansız üretimin yapıldığı karanlık fabrikalar kurulacak... Mühendislik giderleri yüzde 30’a kadar düşerken, yüzde 70’e kadar enerji tasarrufu sağlanacak.

Peki, ya Türkiye?
Bir yandan insan hakları, demokratikleşme, basın özgürlüğü gibi alanlarda ortaçağ karanlığına doğru sürüklenen ülkemiz... Ekonomisi düşük büyüme, yüksek enflasyon, ABD Doları karşısında hızla değer kaybeden Türk Lirası kıskacı altındaki ülkemiz... Sanayide yatırımın neredeyse durma noktasına geldiği, işsizliğin alarm verici düzeyde yükseldiği... Evet ama bir şeyler de olmuyor değil. Ali Rıza Ersoy, Türkiye doğru adımlar atarsa Endüstri 4.0 sürecini 30 yılda tamamlar diyor, “Burdur Sanayi Odası bile Endüstri 4.0 eğitimlerine başladı. Bu konuda ciddi bir farkındalık var. Gebze’de Ford Otosan’ın 1500 Ar-Ge çalışanı var ve ilk otonom kamyonunu üretti. Test sürüşlerini yapıyor. Arçelik robot üretimine başlıyor. Kocaeli Belediyesi 4.0 laboratuvarı kurdu.” Ersoy, hükümet cephesinin de Sanayi 4.0’ı sahiplendiğini belirterek “Darbe süreci işleri 4 ay aksattı ama ilkbahar aylarında Türkiye’nin sanayi 4.0 yol haritası açıklanacak. Almanya’dan yol haritası açıklamada 3 yıl geriyiz sadece” diye ekliyor.
30 yıllık bir süre var önümüzde... Eğitimin hali ortada. Dijital devrim ise insan demek. Daha doğrusu nitelikli, eğitimli, rekabetçi insan demek. Kol gücünün yerini beyin gücünün, yaratıcılığın alması demek.TÜSİAD’da yeni kurulan Endüstri 4.0 Çalışma Grubu’nun da başkanı olan Ersoy, “Yeni yetişecek nesilde sorun yok. Biz saçı ağaranlar da zaten emekli olacağız ama orta katmanda problem olacak. Bu süreci en az sıyrıkla atlama şansımız var ama yine de” diyor. Gerçekten öyle mi? Ersoy, “Sizi bu salondan iyimser duygularla çıkartacağım” diye açık inovasyonu, Türkiye’de de küçük çocukların nasıl kodlama yaptığını 3 saatte robot yaparak kendi yazılımlarını yükleyebildiklerini söylüyor. Bir cep telefonu aplikasyonu geliştirerek bir sanayi kolunu yok eden bir Türk gencinin başarısını anlatıyor. Hepsi iyi, güzel. Biliyorum ki zamanında adım atılırsa Türkiye gerçekten bunu bir fırsata çevirebilir. Ama hâlâ iyimser olamıyorum? Tabii şu da var: Umutsuz olma gibi bir lüksümüz yok. Bu ülkede bilim ve teknoloji ne kadar çok konuşulursa, iyi örnekler ne kadar çok paylaşılırsa o kadar hızlı yol alınır. Öyle değil mi?

Tümü Özlem Yüzak - Son yazıları

Bu daha başlangıç... 15 Şubat 2019 Cum
Beka... 10 Şubat 2019 Paz
Türkiye dijital dönüşümün neresinde? 1 Şubat 2019 Cum