Ekinci'nin kaleminden 27 Mayıs...

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Bugün “27 Mayıs Devrimi”nin yıldönümü...

Dünyanın en özgürlükçü anayasasını yarattığı için 1980’e kadar “Hürriyet ve Anayasa Bayramı”mızdı. Aynı anayasayı “yok eden” 12 Eylül faşizminden bu yana ise “anılması” bile istenmiyor...

Giderek yaşamsallaşan tüm demokratik ve hukuk devleti kazanımlarımızın anımsanmasından bile ürküyorlar...

En çarpıcı örnek Devrim Arabaları... Cumhuriyetin sinema klasikleri arasına girmeye adayken, medyada yok!.. Monacodaki en iyi filmödülünü, hatta yönetmen Tolga Örnekin törendeki konuşmasını dünya alkışlarken biz neden ekranlardan dinleyemedik?

Çünkü devrimin arabasından bile hâlâ çekiniliyor...

Cemal Gürselin 1960ta Eskişehir vagon fabrikamızda yaptırdığı ilk Türk otomobilini geliştirmeyen sömürgecilerin, aynı ruhun anayasasını da tarihe gömdüğünü yeni kuşaklar bilsin istemiyorlar...

 

Cumhuriyetin bilgeleri

Oysa 27 Mayıs Anayasamız ve sağladığı özgürlükler faşizmin tırpanını yemeseydi; eski İÜ Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay, eski UÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, eski İÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ve gazetemiz yazarı Prof. Dr. Erol Manisalı gibicumhuriyet bilgelerimizin ülkeye ve bilime onca büyük katkılarına rağmen terörist sayılabilecekleri, hayal bile edilemezdi... Hele İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Türkan Saylan gibi her biri insan sevgisinin simgesi yurtsever aydınlarımızın...

Bu nedenle becerebilseler 27 Mayısı takvimden bile silerler...

 

Eğer yaşasalardı?

Anayasa Devrimimizin 49. yılında kanıtlanmamış şüpheler altındaki hocalarımızı selamlayarak, üç değerli hukukçumuzu onlar adına da anmak istiyorum. 1972de yaşamını noktalayan Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar, 1992’de aramızdan ayrılan Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ve 2006da yitirdiğimiz Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı...

Eğer yaşasalardı, bugünü, belki Silivride kutlayabilirlerdi! Çünkü üçü de 27 Mayısı, demokrasiyi diktaya dönüştürenlere karşı özgürlükleri kurtarma hareketi olarak desteklediler...

Sıddık Sami Onar 1946’da İstanbul Üniversitesinin seçimle gelen ilk rektörüydü. 60 öncesinde hükümetin muhaliflerini ezmekiçin kurduğu Tahkikat Komisyonlarını eleştirerek, gençliğin hürriyet eylemlerine destek vermişti.

61 Anayasasına imzasını atarken, üniversite özerkliğinin önderi olarak da tarihe geçti...

Aynı anayasanın emektarlarından ve 27 Mayıs Devrimi Kurucu Meclisi üyesiOrd. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu da TBMM 23 Nisan 1920de açıldığında Meclisin ilk memuruydu.

Hukuk doktorasını cumhuriyet devriminin bursuyla İsviçrede tamamladı. Sayısız ulusal ve uluslararası başarıya imza attı. Yıllarca birlikte çalıştığı Atatürkün Nutukunu Söylev adıyla öz Türkçeye çevirerek yeni kuşaklara armağan etti.

Cumhuriyet gazetesindeki yazılarıyla da tüm ulusun hukuk öğretmeni olan Velidedeoğlu, Atatürkçü Düşünce Derneğinin de kurucu ve onursal başkanıydı.

 

Aydın \t “direnen”dir...

Aldıkaçtı ise milli gururumuz dediği 61 Anayasası hazırlanırken doçentti... 27 Mayıs için demişti ki; Aydınların totaliter eğilimli bir idareye karşı direnme hakkını kullanması doğaldır. Hürriyet mücadelesi daima aydınlar tarafından yapılmıştır. Çünkü aydın düşünür ve düşündükçe hürriyeti ister... Cumhuriyeti gençliğe emanet eden Atatürkün dehası bir kere daha anlaşılmıştır. (Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi - s.121)

Prof. Dr. Süheyl Batum, bir yazısında 27 Mayısın simgesi dediği hocasının dersini de efsanevi kürsüolarak tanımlamıştı...

27 Mayısın yıldönümünde demokrasi ve hukuk sevdalısıhocalarımızı anarken, aynı sevdadan ötürü tutuklanan hocalarımızı da hasretle kucaklıyorum...

 

[email protected]