Turgay Olcayto

Umudumuzu diri tutmaya çalışıyoruz

31 Aralık 2016 Cumartesi

Sevgili Dostlarım Akın Atalay, Turhan Günay, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Musa Kart, Güray Öz, Hakan Kara, Önder Çelik, Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör.

Sizlere bu mektubu yazarken tuhaf duygular içindeyim. Her zaman her aradığımda rahatça görüşebildiğim, görüş ve düşüncelerimizi paylaştığım arkadaşlarım Silivri’de parmaklıklar arkasında özgürlüklerinden yoksun ve ben onlara bu kez uzaktan mektupla dertleşmek, mektupla selam göndermek durumunda kalıyorum. Dünya İnsan Hakları Günü’nde sekiz meslek örgütüyle birlikte Silivri’ye geldik. Amacımız günün anlamına da uygun olarak gazeteciliğin suç olmadığını, gazetecilerin tutuksuz yargılanması gerektiğini bir kez daha vurgulayan bir açıklama yapmak ve sizlere daha yakından sesimizi duyurabilmekti. Valilik, kaymakamlık yasağı var dediler ve bizi cezaevinin çevre sınırlarına dahi sokmadılar. Yalnız Türkiye basını değil, Türkiye’nin bütün cumhuriyetçi, aydınlık kurumları fevkalade güç günler yaşıyor. İktidara muhalif olan yurttaşlar da öyle. Bu sıkıntılı durum elbette çok sürmeyecek. Bu açıdan umudumuzu hep diri tutmaya çalışıyoruz. Türkiye’ye bütün kurum ve kurallarıyla işleyen çağdaş bir demokrasi getirmek isteyen ve bu uğurda mücadele veren gazeteciler, yazarlar, bilim insanları, sanatçılar, akademisyenler yaşadıkları askeri ve sivil baskılara karşı dimdik ayakta durmayı becermişlerdir. Şimdi sizler de duruşunuzla topluma örnek oluyor ve Türkiye’de demokrasi mücadelesinin önemli bir parçasını oluşturuyorsunuz. Sizlerle övünüyoruz.

Düşünceyi ifade özgürlüğünün, basın özgürlüğünün kısıtlandığı, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin askıya alındığı, adaletin hakça işlemediği bir dönemden geçiyor ülke. Sizler de bu baskıcı, zalim dönemin çilesini çeken bütün gazetecilerle birlikte tarihe not düşüyorsunuz. Bir kez daha demokrasiyi, cumhuriyeti ve basın özgürlüğünü savunmakta gösterdiğiniz kararlıktan ötürü sizlerle biz dışarıdakiler olarak gurur duyduğumuzu söylemek istiyorum.

Sevgili Dostlarım,

Basın tarihimizin en köklü gazetelerimizden biri olan Cumhuriyet’in yönetici, muhabir, çizer meslektaşları içerdeyken biz dışarıda olanların özgürce soluk alabilmeleri, yazıp çizebilmeleri daha da güçleşiyor sanki. Aklımız sizlerde. Aranızda kardeş bellediğim Kadri Gürsel, Turhan Günay, Hakan Kara ve Güray Öz gibi kendime çok yakın bulduğum dostlarım var. 10 meslektaşım da ülkenin yüz akı gazeteciler. Bazen sizleri düşünürken duygulanıyor insan. Mesela Turhan Günay’ın sazı, keyifli sohbeti kulağımda yansıyor. Hakan Kara’nın bana bilgisayar öğretişi başka bir deyişle hiç terk edemeyeceğim diye düşündüğüm daktilodan beni bilgisayara sıçratışı. Akın Atalay ve eşi Adalet’le geçirdiğimiz Küba günleri. Meslekteki dayanışma çalışmalarında her zaman bilgisiyle, öngörüleriyle katkı veren ve yanı başımızda olan Kadri Gürsel’le ilgili ne çok anı birikmiş belleğimde.

Zaman zaman bir hüzün kaplıyor içimi. Neden biz basın emekçileri bu denli kolay bölünüyoruz. Neden biz basın emekçileri birbirimizi sevmiyoruz. Neden biz basın emekçileri dayanışmaktan yoksunuz. Yabancı meslektaşlar dayanışma konusunda soru sorduğunda bunalıyorum. Yanıt bulmakta zorlanıyorum. Düşünüyorum ki eğer gazeteciler, yazarlar birbirimizle bağlarımızı kopmayacak biçimde güçlü tutabilseydik bu kötü durumların çoğunu da yaşamazdık. Ama Sedat Simavi’nin bize bellettiğinin tersini yaptı meslektaşlarımızın çoğu. Kalemlerini satmak, kalemlerini kırmaktan çok daha kolay geldi onlara. Üzücü olan da bu. Ummak istiyorum ki içerde kaldığınız iki ayı bulan süre sonunda özgürlüğünüze kavuşacak, ailelerinizle buluşmanın tadını çıkaracaksınız. Ama biliyorum ki ülkenin özgürlüğü için, özgür bir basın için de mücadeleyi bırakmayacaksınız. Hepinizi tek tek kucaklıyorum. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun ve üyelerimizin de selamlarını ve sevgilerini iletiyorum.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları