Aslı Aydıntaşbaş

Barbarları beklerken

08 Ocak 2017 Pazar

Lapa lapa yağan kar, kötülükleri örtebilir mi?
Daha bir hafta bile geçmedi yılbaşı üzerinden, olmadık şeyler yaşadık. 7 günde yani topu topu 168 saat içinde, bir ömür boyu görmek istemeyeceğimiz işler oldu. Reina vahşetini gördük. Ardından İzmir geldi. Kahraman polis Fethi Sekin’in o gülen fotoğraflarına bakıp bakıp ağladık. Barbaros Şansal rezaleti yaşandı. Ahmet Şık’a 3 gün su verilmedi. Ne olduğu, neden alelacele hazırlandığını anlamadığımız başkanlık teklifi genel kurula indi.
Medya, toplum, siyaset hiç istifini bozmadan birbirinin gözünü oymaya devam etti.
Tüm bunlar, 168 saat içinde oldu.
Ardından lapa lapa kar geldi. Kirlenmiş bir ülkeyi gıcır gıcır, kolalı bir masa örtüsü gibi örtüverdi.
Sahi, kar kötülükleri sonsuza kadar örtebilir mi?
Tam bir hafta önce yazdığım 2017 yazısında, tek dileğimin 2016 kadar kötü olmaması olduğunu yazmıştım. O gün bu gündür dünya basınında iyimser, kötümser (ve aslında genelde kötümser) birçok değerlendirme çıktı.
Bunlar arasında yazar Tim Parks’ın Politico dergisi için kaleme aldığı 2017 analizinin başlığı bana çarpıcı geldi: “Barbarların Yılı.” Yazarın karamsarlığı tavan yapmış halde, “En iyi olasılık 2017’nin gerçek savaş yerine ticaret savaşlarına sahne olması” diyordu.
Ancak 2017’de basbayağı savaş bekleyenler de var. Evet, Türkiye zor günlerden geçiyor; ancak sadece Türkiye değil, Avrupa’dan Amerika’ya kadar dünyanın her yerinde büyük bir tedirginlik var. Donald Trump’ın seçilmesiyle ABD’nin ne yapacağı, büyük bir belirsizlik. Trump’ın Putin’e çiçek atan demeçlerine rağmen ABD ve Rusya arasında yeni bir Soğuk Savaş dönemi kaçınılmaz gibi.
Suriye hâlâ dibimizde. Ben 2017’de Suriye’de savaşın biteceğini sanmıyorum. Trump seve seve Suriye’yi Putin ve Esad’a hediye eder; ancak muhalifler, IŞİD ve Nusra kolay kolay vazgeçmeyecektir. Her durumda Suriye çıkışlı terörizm, hayatımızın bir parçası olmaya devam edecek.
Ukrayna’daki durum ve Rusya’nın palazlanması, 2017’de de Avrupa ve Baltık ülkelerini tedirgin etmeye devam edecek. Trump’ın savunma harcamalarını artıracak, Avrupa muhtemelen istemeye istemeye de olsa yeniden silahlanma yarışına girecek... Rusya buna nasıl (ve nerede) cevap verecek hep birlikte göreceğiz...
Trump seçim vaatlerini tutarsa, ABD ve Çin ya da ABD ve Meksika arasında ticaret savaşları olabilir; ki bu global ekonomiyi kötü etkileyecektir.
2017’de IŞİD saldırılarının da durmayacağı ortada. Türkiye, meseleyi sadece bir terörle mücadele konusu olarak ele alıyor; radikal İslami akımlarla ideolojik mücadeleye girmeyi reddediyor. 2017 itibarıyla Türkiye ve Avrupa, artık IŞİD ve radikal İslamla ideolojik bir savaş başlatmak zorunda kalacak.
Ve bütün bunların yanında bir de gerçek savaş ihtimali var. Tarihçi bir dostum, geçenlerde bugün yaşanan dönemin Birinci Dünya Savaşı öncesi ortama çok benzediğini, bunun kendisini ürküttüğünü söyledi. “Birinci Savaş” benzetmesi, bir yıldır akademik çevrelerde de sıkça yapılıyor. O kadar ki, geçen ay Rus elçisi Karlov’a suikast sonrası birçok yabancı yorumcu “Eyvah, bu Avusturya arşidükünün Saraybosna’da öldürülme anı mı?” diye sordu.
Değildi. Olay, tam tersine Türkiye ve Rusya’yı yakınlaştırdı.
Ancak başka bir yerden başka bir kıvılcım gelebilir. Dünya düzeni, 100 yıl sonra değişiyor. Yeni düzenin ne olacağını, geçiş sürecinin nasıl bir yıkım getireceğini, oyun kurucunun kim olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz.
İşte 2017, bu yüzden sancılı olacak.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yaklaşan facia 6 Eylül 2018
Bu mu devlet aklı? 26 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları