Çiğdem Toker

Datça’yı Talan Girişiminin Kanıtları

07 Mayıs 2014 Çarşamba

Habercilikte bilgi kanallarının açık olması yaşamsal önem taşır.
Ama -tuhaf bir paradoksla- aşırı şeffaflık da körleştirebiliyor.
Datça-Bozburun Yarımadası’nı imara açma girişiminin dayanağı “Çevre Düzeni Plan Revizyonu” (ÇDPR), işte bu duruma tipik bir örnek oluşturuyor.
Hafta başındaki (5 Mayıs 2014) ilk yazıda, yöre halkı ile kurumlarının itirazlarından da söz etmiştik.
Bugün Datça Mesudiye Mahallesi Muhtarlığı’nın itiraz dilekçesine bakacağız.
10 sayfalık bu dilekçe, -içinde böyle bir ifade olmamasına rağmen- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, internet sitesinde; pafta pafta, harita harita koyarak askıya çıkardığı Revize Plan’ın ne kadar ciddiyetsiz, bilgi eksiklikleri ama bir o kadar da “küçük Şark kurnazlıkları” ile dolu olduğunun belgesi niteliğinde.

***

O ciddiyetsizliği, içine büyük pazarlıklar gizlenmiş küçük kurnazlıkları, dilekçeden sadeleştirerek derledim:
- Yeni Büyükşehir Kanunu dikkate alınmadı: Yeni Büyükşehir Yasası’nın bazı maddeleri, son yerel seçimlerle yürürlüğe girdi. Büyükşehir belediyelerinin sınırları, il mülki sınırları, ilçe belediyelerinin sınırları, bu ilçelerin mülki sınırları oldu; köylerin tamamı mahalleye dönüştü.
Gelgelelim, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, plan ve paftalarında bu en temel değişikliği bile dikkate almamış. Acele öyle büyükmüş ki, Revize Plan, “eski sistem”e göre hazırlanmış.
- Eski nüfus verileri kullanıldı: Nüfus projeksiyonunda, 2000 ile 2007 yılları nüfus verileri kullanıldı. Oysa TÜİK’in 2012 yılı verilerine web sitesinden ulaşmak gayet kolay. Planlama çalışmasının eski veriler üzerinden yapılması, sağlıklı sonuçlar doğuramaz.
- Mesudiye ve Taşlıca köylerinin nüfusunun azalacağı ancak azalan nüfusa rağmen çalışan sayısının artacağı öngörüldü. (s. 381) Nüfus azalırken, çalışan sayısının nasıl artacağını anlamak mümkün değil.
- “Hassas bölge” ifadesinde saklanan talan: Plan’da, kullanımı çok sıkı izin koşullarına bağlı olan doğal rezerv alanlarından söz ediliyor. “Araziler kamulaştırılamaz, takas edilemez” deniyor. Doğal rezerv alanlarında; kanalizasyon, içme suyu, enerji nakil, doğalgaz gibi altyapının ancak kamu kurumlarının uygun görüşüyle yapılabileceği belirtiliyor.
Biyolojik çeşitliliğin çok yoğun olduğu “tam koruma” altındaki alanlar da “A zonu” olarak niteleniyor. Buralarda -turizm, madencilik, ticari amaçlı balıkçılık, avlanma- gibi her türlü insan faaliyeti yasak.
Ama...
Bütün bunlardan bahsedilirken, öyle yasal düzenlemeye atıfta bulunulmuş ki, (644 sayılı KHK, 13/A) “sözde” hassasiyeti yerle bir ederek talanın önünü açıyor:
“Ancak Bakanlıkça yapı yasağı önerilen tabiat varlıkları ve doğal sit alanları dahil orman rejimine tabi olmayan bütün koruma alanları Bakanlar Kurulu kararı ile tescil ve ilan edilir. Uygulama imar planı kararı ile yapı yasağı getirilen özel mülkiyete konu alanlara ilişkin arazi ve arsa düzenlemesi, trampa veya kamulaştırma işlemleri, bu alanların yönetimi ve işletmesini üstlenen kuruluşlarca veya Bakanlıkça gerçekleştirilir.”
Dilekçenin tam burasında Mesudiye Muhtarı haklı olarak soruyor:

“Bu alanların yönetimi ve işletilmesini üstlenecek kuruluşlar kim? Özel kuruluşlar da (yani şirketler) olabilir mi?”
- Endemik bitkinin adı yanlış yazılmış: Yarımada, “ekosistemin akciğerleri” olarak bilinen deniz otları bakımından da zengin bir alan. Halk arasında “deniz eriştesi” olarak anılan “posidonia oceanica”, karbondioksiti emme özelliğiyle uluslararası sözleşmelerle koruma altında. Bakanlık, bu çok özel bitkinin adını bile, plana literatürde olmayan bir ifadeyle “poseidon çayırı” olarak işlemiş.

***

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Datça-Bozburun Yarımadası’nı imara açma girişimine yapılan itirazları dikkate alacak mı?
İlk yazının gördüğü ilgi ve yarattığı farkındalığa bakarak, insan iyimser olmak istiyor.
Ne ki, bunca özensiz ve aceleye gelmiş bir plana bakıldığında da, soruya “evet” cevabı gelmesi gerçek bir mucize olur.
Yine de merak etmeden duramıyoruz işte:
Olağanüstü doğasını, yüzlerce yıllık tarihi mirasını, nadir canlılarını, güzelim denizini mahvedeceğinizi bile bile; homurtularla sokacağınız greyderlerden, kirli yakıtı boşaltacağınız yeni marinanızdan, düzenleyeceğiniz “her şey dahil” paket turlardan, tıka basa açık büfelerinizden nasıl '62ir “hikmet” bekliyorsunuz?
Sahi nasıl?  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hoşça kalın 9 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları