Türkel Minibaş

Bölgesel Asgari Ücret Plağı!

26 Ağustos 2008 Salı

Hani eskiler, toy gençler uyarıları dikkate almayınca Dilimde tüy bitti!derlerdi ya!.. Benim ve benim gibilerin de Düşük kurla ihracat artmaz; artsa da kısa sürelidirdemekten dilimde tüy bitti. Ama, uyarılar ne AKPnin siyasetçilerinin ne ihracatçının kulağına girdi.

AKPnin son günlerdeki hamlelerine bakılırsa:

Birkaç büyük ölçekli firmanın global pazarda marka olmasının -ki onlar da uluslararası markalarla olan bağlantıları nedeniyle global pazarda yer alabilmişti- ihracattaki sorunları makyajlamaya yetmeyeceğini;

konfeksiyon gibi ihracata dönük sanayiye girdi sağlayan yerli firmaların düşük kur nedeniyle ithalatçı firmalar karşısında rekabet üstünlüğünü kaybettiğini ve kapandıklarını;

yerli firmaların kapanmasının işsizliği beslediğini;

girdi ithalatındaki bağımlılığın dış ticaret açığı üzerindeki etkisinin küçümsenmemesi gerektiğini;

yerli menşeli üretici-ihracatçının Türkiyeye göre ücret seviyesinin düşük olduğu Mısır, Çin gibi ülkelere kaymasını ödüllendirmekten vazgeçmekte geç kaldıklarını ve de... Başta cari açık ve dış borç batağı olmak üzere ekonominin girdiği geri dönülmezden çıkmanın olanaksızlığını da anladı.

Malum, üretimde tıkanıklıkların baş gösterdiği, girdi ve enerji de dışa bağımlılık nedeniyle maliyetleri aşağı çekmenin güçleştiği, global kriz nedeniyle pazarın daraldığı böyle durumlarda yapılacak tek şey vardır: Üretimin temel ayaklarından biri olan emek maliyetlerini yani ücretleri aşağı çekmek!

Ne var ki, ücretleri aşağı çekmek için öncelikle ücretin tabanını; yani asgari ücreti aşağı çekmek gerekmekte! AKP siyasetçilerinin ihracatçılarla birlikte bölgesel asgari ücret plağını çalması da zaten bu nedenle!

Kaldı ki, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) 17 Temmuzda yayımlanan 2008 Türkiye raporunda, Türkiye ekonomisinin önündeki güçlükler sayılırkenkayıtlı istihdamada aba altından sopa gösterilmiş!.. Bölgesel asgari ücretin uluslararası desteği sağlanmıştı.

Nasıl mı? Verimliliğin düşük olduğu bölgelerde reel asgari ücretin düşürülmesi hedeflenecek! Yüksek verimlilikli bölge ve sektörlerde ise asgari ücret verimlilik arttı diye yükseltilmeyecek ama yükseltilmesi için müzakere yapılmasına olanak sağlanacak!

Yani? İşçiler ücretleri asgari seviyeye ya da biraz üstüne çıkabilir umuduyla daha fazla çalışma saatlerinde çalışacaklar. Müzakere olanağıda onları daha fazla saat çalıştırmanın havucu olacak!

Yani? İşçinin asgari koşullarda yaşamasını garanti altına alan devlet koruması ortadan kalkacak. Böylelikle, zaten yoksulluk sınırında yaşayan bizim asgari ücretli ve bu ücrete göre ücretleri belirlenen tüm emekçi kesim bundan böyle daha da yoksullaşacak. Bölgeler arasındaki eşitsizlikler daha da derinleşecek.

Oysa, hükümetler asgari ücreti belirlemekle:

Çalışan kesimlerin ekonomik çıkarlarının korunacağına dair bir mutabakata varmakta ve...

Toplumun tüm kesimlerine ekonominin kayıt altında çalıştırılacağının da sözünü vermektedir.

Ülkenin bütünü için bir asgari ücret düzeyinden vazgeçmek bu mutabakatın kırılmasıdır. Zira, bölgeler ve sektörler arasında verimlilik karşılaştırması yapabilmek için öncelikle benzer işlerin ve yaşam koşullarının karşılaştırılması gerekmektedir. İşsizliğin yüksek, üretimi kayıt altına almakta zafiyete uğranılan ve/veya kira, gıda fiyatları gibi yaşam maliyetini belirleyen unsurların düşük olduğu yerlerle yapılan ücret karşılaştırmaları işverenin kâr maksimizasyonunu sağlar ama bölgedekilerin yaşam seviyesini etkilemez.

Kısacası, üretim ve istihdam koşullarını göz ardı ederek Şırnak ile İstanbulun göbeğindeki ev kiralarını karşılaştırarak bölgesel asgari ücret uygulamasına haklılık kazandırmak mümkün değildir!..

Gelin görün ki, bölgesel asgari ücret plağını çalanlar Türkiyenin her yerinde aynı ürün üretiliyormuş da emekçi kesimlerin talep ettiği gıda ve benzeri tüketim mallarının fiyatları arasında fark yokmuş sanmaktadır. Yaşam maliyetlerini karşılaştırırken yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedefini yok saymaktadırlar.

Daha da garibi, asgari ücretin kaldırılmasını isterken verdikleri örnek de Çin ve Hindistan gibi geniş alana yayılmış, eyalet sisteminin yürürlükte olduğu, emeğin sömürüsünün yüksek, ücretlerin çok düşük olduğu ülkelerdir!

Gördüğünüz gibi, bölgesel asgari ücret plağının liste başına yükselmesi bir tesadüf değil. Malum, firmalar eskisi gibi kâr marjlarını arttıramıyorlar! AB pazarı Türkiye için giderek daralmakta! Dış sermaye için cazip sektörler çoktan satıldı! Kafkaslardan güney sınırına kadar savaş rüzgârları esiyor! Bu durumda sermayenin besleneceği tek bir alan kalıyor ki o da emek kesimi...

Ne var ki, sermaye bu kez beslenmek için 1970te, 1980de olduğu gibi askeri darbelerden destek almak yerine.. kendi öz kurumlarıyla bu işi yapmakta. Dün Ankara Sanayi Odası Başkanıyken bölgesel asgari ücreti gündeme getiren Zafer Çağlayanın TBMMye aday olup Sanayi ve Ticaret Bakanı olarak görevlendirilmesi de zaten bu nedenle değil miydi!

Bu arada, Çağlayanın oda başkanı iken Muş, Hakkâri, Bitlis, Ağrı, Bingöl gibi illerde ayda 180 milyonla geçinileceğini ileri sürerek bölgesel brüt ücretin 280 YTL olmasını önerdiğini hatırlamakta yarar var.

[email protected]