Aynanın içinden konuşmalar

17 Mart 2017 Cuma

Elbette Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bakanına Hollanda devletinin yaptığı muamele, gerekçesi ne olursa olsun kabul edilemezdir. Elbette bu gelişmeyi fırsat bilip İslâm ve Türk fobisini kusma yolunda iğrenç sözler sarf edip görüntülü olarak sosyal medyada da dolaşıma sokan Özgürlük Partisi başkanı Geert Wilders’in ırkçı tavrı her türlü meşru tepki ve karşı çıkışı hak etmektedir.
Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hollanda ile yaşanan ve giderek tüm AB’yi kapsama sinyalleri veren krizle ilgili Afyonkarahisar’da öyle bir açmış ağzını yummuş gözünü ki…
Belki gözlerini açsa kendisini bir aynanın karşısında konuşuyor gibi görebilirdi!
Sarf ettiği her sözün, birer “ayna yansısı”ndan ibaret olduğunu da fark edebilirdi!..

***

Erdoğan diyor ki “[Avrupa’da] ‘Hayır’ diyen herkese kapılar sonuna kadar açık. Ama ‘Evet’ derseniz karşınızda polisiyle, atıyla, itiyle insanlık dışı bir duvar buluyorsunuz.”
Türkiye’de de “Evet” diyen herkese kapılar sonuna kadar açık. İktidar, resmi kurumlarıyla, valilikleriyle, belediyeleriyle, medya organlarıyla tüm imkânları önünüze seriyor.
Hayır” diyen, diyecek olan ve bunu anlatmaya çalışan herkesin ensesinde de boza pişiriliyor. İnsanlar “Hayır” dediği, diyeceği için terörist muamelesi görüyor, gözaltına alınıyor, hakarete uğruyor, darp ediliyor.
En son dün, Giresun-Bulancak’ta bir kahvede okey ıstakası ile CHP’lilerin üzerine yürümüşler. Denizli’de “Hayır” kampanyası yapanlara da taş ve bıçaklarla saldırmışlar; “Hayır diyenler teröristtir, vatan hainidir” diye bağırarak… Bir sağlık emekçisinin de kolunu kırmışlar.

***

Cumhurbaşkanı, “Kendilerine benzetemedikleri herkesi dışlayan Avrupalılar” şeklinde bir ifade de kullanmış.
Bu sözleri alın ve sondaki “Avrupalılar” sözcüğünü çıkarın, onun yerine “nokta-nokta-nokta” koyun ve ardından “Boşluğu doldurunuz” diye sorun!..
Acaba o boşluğa bu memlekette özellikle 2013 Gezi olaylarından bu yana yaşananlara tanıklık edenlerin yazacağı sözcük ya da isim ne olurdu dersiniz?!
Keza, “Avrupa kendi korkularının içinde boğulmaya doğru gidiyor, (…) kendilerinden olmayan her şeyden korkuyorlar, kendilerinden olmayan her şeye düşman kesiliyorlar” ifadeleriyle de Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir aynaya bakarak gördükleri üzerine konuşup konuşmadığını merak ediyor insan…
Türkiye’ye yapılan diplomatik ayıbın sahipleri bu sözleri duyduğunda “Yahu dinime söven Müslüman olsa” deseler susmak zorunda kalacağımız o kadar çok “veri” var ki halihazırda bu ülkede!..

***

Elbette bu bir “teşbih”… Tabii ki Erdoğan dine yönelik herhangi bir sövgüde bulunmuyor, bulunmaz. Fakat din demişken onun Avrupalılara öfke saçan konuşmasında Avrupa tarihinin din bağlamında çok derindeki bir yarasını kaşıyıp kanırttığını da fark etmemek imkânsız.
Cumhurbaşkanı, Avrupa’nın geçmişinde Yahudilere, Roman “kardeşlerimize”, Boşnak Müslümanlara yönelik günahları sıraladıktan sonra hızını almamış ve ta 17’nci yüzyıla kadar geriye gidip, “Hatta kendi içlerinde ‘Protestan, Katolik’ diyerek gerçekleştirdikleri katliamlar var” eklemesinde bulunmuş.
Bu kadarına pes demek ve “Siz önce dönün kendi tarihinize bakın” yüklenmelerine de hazır olmak gerek!..

***

Erdoğan’ın kastettiği, yeni bir dünyanın şafağının söktüğü Westphalia Antlaşmaları’na çıkışla sonuçlanmış “30 Yıl Savaşları” (1618-1648). Avrupa’da 16’ncı yüzyılın başında Katolikliğin ekonomi-politik iktidarına karşı bir tepki (“protesto”) olarak ortaya çıkmış Protestanlık yayıldıktan sonra, Katolik Güney ve Protestan Kuzey toprakları-devletleri arasındaki kanlı mücadele yani…
İyi de din adına buna benzer kanlı hadiseler, katliamlar aynı yüzyıllardan bu yana sizin tarihiniz ve coğrafyanızda yok mu?!
Onlar Protestan-Katolik diye gerçekleştirmişlerse burada da Sünni-Alevi diye gerçekleşmedi mi bir dolu feci olay 16’ncı yüzyılın başından bugüne?..
Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail arasındaki Çaldıran Savaşı (1514) “vesile” edilerek kaç on bin Kızılbaş-Alevi katledildi acaba? (En “iyimser” rakam 20, en “kötümser” rakam 80 bindir.) Osmanlı-İran arasında sürüp gitmiş bu İslâm-içi mezhebi çatışma 16-17’nci yüzyıllara sere serpe yayılmadı mı? Bu topraklarda kalıcı ayrışma ve hasımlıklara yol açmadı mı?..
Ya yakın zamanlar?.. Siz Yahudilerin, Boşnak Müslümanların başına gelenlerden dem vururken birileri de size Maraş’ı, Çorum’u, Madımak’ı hatırlatacak olsa ne cevap vereceksiniz?!
Özcesi, nereden baksanız tam bir “Tencere dibin kara” durumu değil mi söz konusu olan?..  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları