Köşe Yazısı

A+ A-
Bağış Erten

Cruyyf’un naçiz vücudu…

5 Nisan 2017 Çarşamba

Çok değil, sadece 10 gün önce ölümünün birinci yıldönümüydü. Barcelona kulübü altyapı için yapılacak yeni mini stada onun adını vereceğini açıkladı. Birkaç gün sonra Barcelona B takımının 12-0’lık galibiyeti hakkında bahis şikesi iddiası ortaya atıldı... Aynı gün Hollanda Milli Takımı Bulgaristan’a 2-0 yenildi, grupta dördüncülüğe indi ve teknik direktör Blind milli takımı bıraktığını açıkladı. Görmek için mikroskoba gerek yok. Hollanda futbolu tepetaklak gidiyor. Bakmayın yarattıkları son mucizeye, Barcelona da tarihin en şaşaalı günlerinde değil. Evet, Cruyff öleli sadece bir yıl oldu ama zaman çok hızlı akıyor... Malum ilginç adamdı Hollandalı. Aykırıydı, inatçıydı, devrimciydi, yenilikçiydi, ufuk açan bir bakış açısına sahipti. “Benim için hayat tek yönlüdür. Hep daha iyiye bakarım. Daha iyisi olmuyorsa bırakırım” diyor 2016’nın sonlarına doğru çıkan, henüz Türkçe’ye çevrilmeyen otobiyografisinde. O kitabın İngilizce baskısının kapağında başka birinden bir alıntı var; aktif teknik adamlar arasında belki de en iyisi olduğu söylenen Pep Guardiola’dan: “Onu tanımadan önce futbol hakkında hiçbir şey bilmiyordum.” Zaten hakkında söylenenlerle bırakın yazı yazmayı, şiirler bile dizilir. Dokunduğu ve etkilemediği hiçbir şey yoktu Sarı Fare’nin. 20. yüzyılın muhtemelen en etkili futbol insanıydı.

Portakallar çuvallıyor
Aslında Cruyff’un büyüklüğünü ölçecek bir veri var elimizde. Eksikliği! Onun etki alanından çıktığından beri -ki aslında son beş yıldır çok aktif değildi- Hollanda futboluna, Barcelona’da yaşananlara bir bakın. Durum pek iç açıcı gözükmüyor. Bir zamanlar Avrupa’nın en büyük teknik direktörlerini çıkaran Portakallar bu aralar feci çuvallıyor. Rijkaard, Van Gaal, Marwijk, Hiddink’in müzesi kupalarla dolu; ama seri başarısızlıklarının ardından artık hiçbirinin aktif görevi yok. Advocaat da Fenerbahçe’den sonra yeni bir iş bulur mu? Tartışılır. Yurtdışına ihraç ettikleri ve bu aralar başarılı sayılabilecek tek isim Koeman. Mili Takım deseniz 2010’daki Dünya Kupası finalini gördü evet. Ama Hollanda gibi oynamadan. Sonra bir 2014’te üçüncülük geldi. Eskiyi hatırlatan bir yakışıklılık vardı. O da ölmeden önceki son iyilikmiş. Ardından Euro 2016’ya gidemediler. 2018 Dünya Kupası’na da gidecek gibi durmuyorlar. Robben dışında futbola yön verecek isimleri yok artık. En iyileri Strootman, Wijnaldum ve Depay. Onlar da takımlarının bile en iyi oyuncusu değil!

Barca rüyadan uyandı mı?
Barcelona’ya gelince; bilmiyorum Paris St. Germain rüyasından uyandılar mı? Kendilerine geldiklerinde aslında çok mutlu bir tablo göremeyecekler. Çünkü gelecek karanlık. La Liga’da 21 yaş altı oyuncuya bir dakika bile süre vermeyen tek takım onlar. Her yıl transferde yüzlerce milyon euro harcıyorlar. Son beş yılda La Masia’dan gelip de 11’e yerleşen doğru dürüst bir isim yok. Belki biraz Rafinha biraz da Sergi Roberto. Onlar da, geçtim Messi’yi, Iniesta’yı; Busquets bile olamayacaklar. Üstüne bir dolu yolsuzluk dedikodusu, transfer yasaklarıyla uğraşıyorlar. “Bir kulüpten fazlası” sözü giderek değersizleşiyor. Barcelona o altın günlerini kaybetmek üzere…
Tabii ki bu yaşananlarda tek neden Cruyff’un etkisinin bitmesi değil. Ama bir anlayış kaybı olduğu da kesin. “Hollanda böyle oynamamalı” diyen ilk oydu malum. Barcelona için eleştirilerini eksik etmeyende. Üstelik o bile, “Bu iş sistem işidir, bireyler işi değil” derdi. Son çıkan otobiyografisinde daha da acımasız hatta: “Ne zaman ki bütün işleri kendim yaparım zannettim. Her seferinde batırdım.”
Bir anıyla bağlayayım. 2012’de Laureus Spor Ödülleri için gittiğimiz Londra’da muhabbet etmiştik Cruyyf’la. Kokteyl sırasında yanımıza onu tanımayan biri geldi. Mesleğini sordu. “Eski futbolcuyum” dedi. O kadar! Egosu stratosfere kadar uzayabilecek adam son derece mütevazı cevaplar veriyordu. Bazı sorulara “Bilmiyorum” dedi. Cruyff’tu ve ‘bilmeyebiliyordu’! Hatırladıkça büyülenirim.
Büyük adamlar böyledir işte. Kendileri için dizilen övgülerle büyümezler, eksikliklerinin yarattığı boşlukla büyürler. Eserlerinin işlememesiyle, etkilerinin yok olmasıyla da hasretle yâd edilirler. Onlar her zaman tek adamlıkla değil, yarattıkları kurumsal yapılarla yaşarlar. Sporda da böyle bu, sanatta da, siyasette de…

Tümü Bağış Erten - Son yazıları

Futbolun yeni gerçekleri 5 Eylül 2018 Çar
Bu sezon o sezon değil 2 Eylül 2018 Paz
Herkes biliyor 29 Ağustos 2018 Çar