Bağış Erten

Değerler hiyerarşisi yoksa

26 Nisan 2017 Çarşamba

Hukuk Fakültesi öğrencisiyken en sevdiğim iki ders Anayasa Hukuku ve Kamu Hukuku’ydu. Sadece hukuk değil dünyaya bakışınızı da şekillendiren kitaplar okurduk. Bülent Tanör, Erdoğan Teziç, Cemal Bali Akal gibi hocalar hayat görüşünüzü etkileyecek kadar güzel anlatırlardı. Ama dönemin muhalif kimliği ve gençliğiyle pek çok şeyi de beğenmezdik. Hatırlarım, haddimizi aşıp Ayferi Göze’nin Siyasal Düşünceler ve Yönetimler kitabının sonuyla dalga bile geçerdik. Ayferi Hoca kitabın sonunda 1970’lere gelir ve bunu tarihin sonu gibi anlatır, artık gelinecek bir aşama kalmamış gibi gösterirdi! Meğer haklıymış. Sanırım 1970’lerde Türkiye sadece hukuk değil, toplumsal değerler üretme konusunda da kendi zirvesine ulaşmış ve ondan sonrası bir tür gerileme dönemi olmuştu. Bugün gelinen noktaya baktığınızda ‘ileri’ bir noktada olmadığımız kesin. Baksanıza, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Erdoğan Teziç 1991’de ikinci baskısını yapan Anayasa Hukuku kitabının son cümlesinde ne diyor: “(ABD hariç) başkaca ülkelerde başkanlık rejiminin uygulanması, çoğu kez kişisel iktidarlara, ya da askeri diktatörlüklere yol açmaktadır.”
Spor bu tablonun neresinde peki? Cevap vereyim: Değerler üretme noktasında. Uzun bir süredir yaşanan değer erozyonundan sporumuz da nasibini fazlasıyla alıyor. Dopingler, şike ve yolsuzluk iddiaları, batık kulüpler, kulüpler üzerinden aklanan kara paralar, başarısızlıklar, o başarısızlıkları kaldıramayan öfke nöbetleri, tek adamlık histerisi, ben yaptım oldu’cular... Ne yazık ki son 20 yılın muhasebesinde başarıdan çok bunlar var. Oysa bir toplum yarattığı, büyüttüğü değerlerle ayakta kalıyor ve kök salabiliyor. Tersine gider, en temel değerleri yıpratmaya devam ederse çöküşe doğru sürükleniyor.
Geçtiğimiz haftanın gündemini alın ele. İki konuyu tartışıp durduk: Biri derbi, diğeri Emre Belözoğlu ve arkadaşlarının Rize’de çıkarttıkları ‘vukuat’. Teorik olarak biri bu ülkenin en büyük, en anlamlı olması, en çok ilgi çekmesi gereken spor karşılaşması. Diğerinin başrolünde ise ülke futbol tarihinin en kariyerli, belki en başarılı futbolcusu, eski Milli Takım kaptanı var. Peki geçtiğimiz haftanın Z Raporu’nda ne yazıyor? Rezil, seyredilmesi bile zor, tribünlerinde boşluklarla dolu, yukarıda adı geçen Erdoğan Teziç için yapılan saygı duruşunda bir dakika bile susamayan, 23 Nisan Çocuk Bayramı gününde sahaya yabancı madde yağdıran, futbol olarak zerre bir şey sunmayan, kazananın kazanmaktan başka hiçbir amacının olmadığı bir derbi!... Üstelik art arda beşinci çirkin derbi. Kalite yerlerde sürünüyor. Keyif yok. Hırçınlık, stres, kargaşa, kavga ve kaygı var. En büyük spor etkinliğinizin ürettiği ‘değer’ bu işte.
Diğer yandan Emre Bey, sanki sabıkası yeterince kabarık değilmiş gibi, sanki yaptıklarını çabucak unutacakmışız gibi, hiç umursamadan vukuatlarına vukuat ekleyip önce taraftarla tartışıyor, ardından onun kaptanı olduğu takım gazetecilere tekme tokat saldırıyorlar. Aralarında milli oyuncular da var. Tam da cilalanıp, ‘aslında iyi insandır’ iddiasının yeniden pazarlandığı bir dönemde biraz gerginlikle karşılaşınca o bildik yüzünü ortaya koyuyor Emre. Çünkü o ‘böyle’. Değişmiyor. Değişmesi için ne cezalandırılıyor ne de teşvik ediliyor. İstediğini yapıyor, sinir kontrolü sorunu aynen devam ediyor ve hiçbir şey olmuyor. Televizyonlara çıkıp espriler yapıyor, şirinlikler gösteriyor ve istiyor ki biz onlara takılmayalım. Çünkü onu yargılayacak bir değer bütünümüz yok. Sahada her şey mubah. Ayıp yok. İz’an yok.
Bir futbolcu intihar etti bu ülkede. Yabancıydı. Uzaktaydı. Pek gündem yaratmadı. Çekya futbolcusu Gaziantepsporlu Frantisek Rajtoral kendini astı. Ondan sonraki maçlarda onun için bir saygı duruşu olmadı. Neyse ki bu durumu federasyon, haftaya telafi ediyormuş. Ama bunu talep edenlere sosyal medyada gelen tepkiler korkunç. İddia o ki intihar saygıya layık değilmiş. Peki ne saygıya değer? Hangi değerlerimize saygı duyalım? Bize biri tane tane anlatabilir mi acaba?  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bu sezon o sezon değil 2 Eylül 2018
Herkes biliyor 29 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları