Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Daniskaya Kötü Haberin Daniskası

29 Ağustos 2008 Cuma

Yıllardır kıyıda köşede kalmış olan daniskasözcüğü Rizede Başbakan sayesinde gün yüzüne çıkıverdi.

Ve galiba ilk kez doğrudan insanı tanımlayan bir nitelik olarak kullanıldı. Oysa sözlükler, bu sözcüğün, doğrudan insanlar için değil, insanların ve cansız nesnelerin niteliklerini övmek için kullanıldığının örneklerini veriyorlar.

Ancak Türkçenin, meşhur yanlışlarolarak tanımlanan sözcüklerden geçilmez hale düşmüş olması, O kadar kusur kadı kızında da bulunuryorumunu zorunlu kılıyor.

Aslında konumuz daniska sözcüğü değil, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın kendisine ve partisine ayakbağı olarak gördüğü çevreciler için ileri sürdüğü iddialar ve Ama ben çevrecinin daniskasıyımböbürlenmesi.

Her ne hikmetse, Başbakan Erdoğanın memleketi Rizedeki Güneysuda 22 Ağustos 2008de yaptığı konuşmanın yukarıdaki bölümü, yandaş medyanın bir kısmında yer almadı.

İnsan, Acaba bir bildikleri mi vardiye sormadan edemiyor. Belki de Başbakanın yukarıdaki sözlerinin çevrecilere karşı çıktığıvurgulamasıyla medyada yer alacak olmasının yanlışlığı konusundaki uyarılarından etkilenmiş oldular.

***

Türkiye çevrecileri, yaklaşık 11 yıldır, Bursanın en verimli tarım topraklarında kurulmak istenen Cargill fabrikasının ağır doğa ve çevre zararlarına yol açmasını engellemek için savaşım veriyorlar.

9 Aralık 1997de Başbakanlık Yüksek Planlama Kurulu kararıyla kurulmasına izin verilen fabrika ile ilgili kararlar başta Bursa Barosu yönetimi olmak üzere kimi çevre dostlarının girişimiyle iptal edilmişti.

Ancak yöneticiler, iptal kararını geçersiz kılmak için yeni imar planları yapıp ruhsat vermekte gecikmediler. Ama çevre dostları yılmadılar. İdare Mahkemesi 2004 yılında fabrikanın kurulmasına olanak sağlayan idari kararları ve imar planlarını yeniden iptal etti. Böylece de fabrika, tamamen izinsiz ve ruhsatsız duruma düştü, ama yargı kararları, iktidarın gelenekselleşen tutumu nedeniyle uygulanmadı.

Çevre dostları bundan da yılmadılar. İptal kararlarının uygulanması istemiyle ilgililere başvurdular.

Uygulanmamakta direnilmesi nedeniyle de kendisini çevrecinin daniskasıolarak tanıtan Başbakan başta olmak üzere, ilgili bakanlar, vali ve belediye başkanına tazminat davası açtılar.

Ancak yerel mahkeme tazminat istemini reddetti. Davacılar kararı temyiz ettiler.

Av. Fikret İlkizin verdiği bilgiye göre, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını Verilmiş yürütmeyi durdurma kararları üzerine bizzat başbakan tarafından imzalanmış 6 Haziran 2003 tarihli yazı ile fabrikanın işletilmesine devam edilmesi bildirilmiştirvurgusunu da yaparak iptal etti.

Dairenin 2008/7002 karar sayılı kararında, idarenin yargı kararlarına uymamakta direnmesi ve davacıların çabaları özetlendikten sonra şöyle deniliyor:

Böyle bir durum hukukun üstünlüğü ile yönetilen devletin temel ilkelerinin ihlal edilmesi anlamına geldiğinden, davacıların medeni hakları kapsamındaki sosyal kişilik değerlerine zarar verdiği kabul edilmeli ve olayın gösterdiği tüm özellikler değerlendirilmek suretiyle uygun miktarda tazminat verilmelidir.

Görülüyor ki çevreci başbakanı kellesözcüğünden sonra yeni bir tazminat daha bekliyor.

Bu durumu ayrıca değerlendirmek gerekmiyor.

Özellikle de yanan orman alanlarının canlandırılması gerekirken MNG şirketine turizm tesisleri kurulması için tahsis edildiğinin ortaya çıkmasından sonra.

[email protected]