CHP ve Yeni Parti

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Türkiye büyük bir kesimi endişeye boğan gelişmelere sahne olur ve ana muhalefet partisi CHP de, kamuoyu yoklamalarının da gösterdiği gibi, hatırı sayılır bir yükseliş göstermezken ülkede yeni arayışlar olması kimseyi şaşırtmamalı.

Geçen gün elime geçen Prof. Dr. Burhan Şenataların, çağdaş, sosyal demokrat yeni bir parti içinbaşlıklı broşürü de bu arayışlardan birinin belgesi. 10 Aralık Hareketinin bu broşürü, uzun sürmüş görüşmelerin arayışların ürünü.

Bu hareket bir siyasi partiye dönüşebilecek olgunluğa erişti mi, dönüşebilirse, Türkiyenin yazgısında söz sahibi olacak bir güce ulaşabilir mi?

Bütün bu sorulara yanıt verebilmek için henüz çok erken.

Sosyal demokrat cephede oy oranının yüzde 20 dolaylarında demir atmış olması yüzünden CHP kimi çevreler tarafından artık umut olarak görülmüyor.

Hemen belirtmek gerekir ki, medyanın önemli bir kesiminin muhalefete muhalefet etmetaktiği yüzünden, CHP ne yapsa eleştiriliyor.

CHP hiçbir şey yapmıyordiyenler acaba haklılar mı?

Yoksa saptamayı CHP gerekeni, gerektiği şekilde yapmıyorşeklinde değiştirmek daha mı doğru?

Tarhan Erdem 18 Ağustos günkü Radikaldeki köşesinde, CHP program hazırlıyor!başlıklı yazısında, 15 Ağustos tarihli ntvmsnbc kaynaklı habere dayanarak CHPnin daha önce başlatılan program çalışmalarına hız verdiğini bildiriyordu.

***

Türkiyenin ana muhalefet partisi, sosyal demokratların parlamentodaki tek temsilcisi, yeni program çalışmalarını hızlandırıyor ve bunlar bir ajans haberine ve bir de tek bir köşe yazısına sıkışıp kalıyor.

Burada bir gariplik yok mu?

Kökleşmiş sosyal demokrat partilerin yeni program hazırlıkları, ülkeyi ayağa kaldırır, parti içinde bütün örgütün heyecanla katıldığı hummalı çalışmalar, gazete sütunlarında TV ekranlarında tartışmalar olur.

CHPde öyle olmadı.

Acaba neden?

Nedeni çok basit, çünkü yeni program çalışması, dar bir kadro içine sıkışıp kaldı. Genel Sekreter Yardımcısı Algan Hacaloğlunun hazırlamakta olduğu yeni program henüz Baykala sunuldu mu, sunulmadı mı, bilmiyoruz. Genel başkana sunulduktan sonra, MYKye ne zaman verilecek henüz bilinmiyor.

MYKye sunulacak olan yeni program ne zaman parti içinde tartışılmaya açılacak, parti bu tartışmaya çeşitli kademeleriyle nasıl hazırlanacak ve onu nasıl yürütecek onunla ilgili bir bilgi de yok.

Günümüzde, bir sosyal demokrat parti programını kâğıt üzerinde hazırlamak güç değil. Çalışkan ve bilgili bir üyeye verirsiniz bu görevi, o da dünyadaki sosyal demokrat partilerin son programlarını açıp okur, onlardan bir şeyler derler ve hazırladığı metni partiye sunar, olur size yeni bir program.

***

Başka bir yol da Bülent Ecevit zamanında olduğu gibi, genel başkan bir program hazırlar ve partiye sunar. Bu da bizde denenmiş başka bir yöntemdir.

Ama bu yöntemlerle istenen sonuçlar elde edilmez.

Tarhan Erdemin de söz konusu yazısında belirttiği gibi, özellikle Alman Sosyal Demokratları programlarını tabandan katılımla, örgütün önerileri doğrultusunda ve katkısıyla hazırlarlar. Parti içi siyasal yelpazesi çok geniş olan SPDnin yöntemi budur.

Çünkü o programı iktidar olduğunda uygulayacak, iktidar olana kadar geniş halk kesimlerine taşıyacak olan partidir. Parti ortak çabayla oluşan, ortak aklın (ki bu ortak araştırma, çalışma, sorunları yerelden genele ortak biçimde yerel örgütlerin de katkısıyla taşıma demektir) ortaya çıkardığı çözümleri yaşama geçirmenin siyasal örgütüdür.

Yalnızca lider ve etrafına topladığı sadık kadrodan oluşan çerçevesi dar modeller ile bunun başarılması mümkün değildir.

CHPnin en büyük sorunu işte burada yatıyor. CHP işte bu yüzden, haklı saptama ve önerilerini geniş kitlelere taşıyamıyor, taşıyamayınca da eksik kalıyor.

CHPnin değişen koşullarda yeni bir programın gerekliliğini anlamış olması ve harekete geçmiş olması iyidir, doğrudur ama yöntemi yanlıştır.

Demek ki, CHP hiçbir şey yapmıyor demek yanlıştır. Doğru olanı CHPnin gerekeni gerektiği gibi yapamadığı saptamasıdır.

Bu saptamada bir kez birleşince, gerekeni yapmaya soyunmak da mümkündür.