Olaylar Ve Görüşler

Çerkeslerin acısı nasıl anlatılır?

07 Haziran 2017 Çarşamba

Çerkesler 1864 Kafkas sürgününü her yıl 21 Mayıs günü Üsküdar’da ve Beşiktaş’ta denize çiçekler bırakarak anar. Ama bu sene 153. yıl anmasında İstanbul’da anlaşılması zor bir tören düzenlendi...

NİLHAN AYDIN

 

153 yıldır bitmeyen bir acıdır Çerkes sürgünü. Çerkesler her sene acılarını yaşar, denize çiçek bırakarak ya da bir araya gelip yürüyüş yaparak. Ama bu sene İstanbul’da tuhaf bir yürüyüş oldu.
Orada yürüyen bir kız çocuğum... Elime bir sopa verdiler, bir büyüğümüz poşetten kafatası çıkarıp sopanın ucuna koyuverdi. Ne yapayım... Ben ölü bir başla nasıl yürüyebilirim. Kurukafayı koyan heyecanlanıp titrediğimi görünce, “Yürü! O kurukafayla, 1864 Kafkas sürgününde kaybettiğim dedemin kafası” dedi. Yürü... Yürüyorum. Nasıl adım attığımı bilmeden, etrafıma hiç bakınmadan.
Oysa, sabah halamın bana diktirdiği mor Kafkas kıyafetini giyerken nasıl heyecanlıydım. Kafkas giysilerimle İstiklal Caddesi’nde ekip arkadaşlarımla buluşacaktık. Halamın aile yadigârı gümüş kemeri belime takarken yüzündeki gururlu ifadeyi, sevgi dolu tebessümünü hatırlayınca biraz rahatladım. Rahatlayınca da başımı yerden kaldırabildim.

Setenay’ın utancı
Ama herkes bakıyor... Kafalar dönüp bana, sopanın uçundaki kurukafaya bakıyor... Oysa Kafkas kıyafetlerimi giymiştim. Sarı saçlı, güzel bir kız elbiseme bakıyor. Ben yaşlarında, turist belli... Ailesi de yanında. Şimdi, ben dedeminkurukafasını ne yapacağım? Gerçekten benim dedem mi... Dedem değilse başkasının dedesi mi... Öyle ise yanlış elde değil mi, bende mi kalacak, eve mi götüreceğim? İşte bir genç kıza bunları yaşattınız. Daha geçen hafta 13’ünü doldurmuş Setenay artık geceleri rahat uyuyabilir mi? Ya o yeşil gözlü, sarışın turist kızın, üzerinde nasıl iz bıraktık? Çerkesleri böyle mi hatırlayacak? Böyle bir anmayı, kim ne için yaptı? Oysa biz çiçekleri denize salarız.

Çerkesleri kızdırdı
Çerkesler 1864 Kafkas sürgününü her yıl 21 Mayıs günü Üsküdar’da ve Beşiktaş’ta denize çiçekler bırakarak anar. Etkinlikler, Çerkeslerin kıyıya ilk çıkarıldığı yer olarak kabul edilen Kefken’de geniş katılımla yapılır. Ülkemizde geçen haftalarda yapılan anmaların bir kısmı başta anavatanda olmak üzere tüm diyasporada yaşayan Çerkesleri kızdırdı.
Tepkiler dinmiyor, dinecek gibi de görünmüyor. Zira, sopalar üzerine konmuş “kurukafalar”la Rusya Başkonsolosluğu önünde yapılan bu törenin amacını anlamak mümkün değil. Hem anavatanı, orada yaşayan akrabalarını düşünen böyle davranır mı? Bu yıl ne oldu da çiçekli anmadan kurukafalı anmaya bir anda geçiş nasıl yapıldı?

Anavatana bakınız
Eski federasyon başkanı Vahit Kadıoğlu’na sordum. Şunları söyledi: “Öncelikle bakmamız gereken anavatandır. Anavatanda hemen hemen tüm kültürel, yönetim haklarını kazanmış cumhuriyetlerimiz vardır. Ve burada insanlarımız, kendi dilleri, kültürleri, kendi kimlikleriyle yaşama olanağına sahiptir. Dolayısıyla gerçek bilgi ve veriye dayanmadan düşmanca politika yapmanın Çerkeslere bir faydası yoktur. Ayrıca burada atılan her yanlış adım, anavatandaki soydaşlarımıza ters dönüyor. Yapılan her yanlış eylem, Çerkes birliğini istemeyenlerin ekmeğine yağ sürüyor. Kin ve nefret kusmadan ama geçmişi de unutmadan, geleceğe güvenle bakarak, yeniden anavatanda buluşmak amacımız olmalıdır.”

Sürgün günü tehlikeye girer
Neredeyse 100’ü aşan Çerkes derneği var. Görüştüğüm birçok Çerkes büyüğü, dernekler içinde bireysel ya da kitlesel olarak tahrik edilen, kışkırtılan ve bunun için de hedef olarak 21 Mayıs’ın seçildiğine dikkat çekiyor. Ve aynı ‘büyükler’, ‘kurukafa’yla Rusya Başkonsolosluğu önüne gidilirse, Rusya’nın ve TBMM’nin 21 Mayıs’ı ‘sürgün günü’ ilan etmesinin zor olacağını söylüyor. 
Bir Çerkes olarak çeşitli kaynaklara dayanarak şunları söylemek isterim: Sürgün ve kötü muamele yapıldığı gerçektir. Ancak bu tepkiyi bir bütünlük içinde, belge ve kanıtlarla, topluluk içinde görüş birliğine varılmış şekilde vermeliyiz. Lobicilerin peşine takılmak yerine, önce biz kendi birlikteliğimizi, kendi kültürümüzü, kendi tarihimizi doğru olarak anlamamız gerekiyor.

NİLHAN AYDIN Yazar

 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları