Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Karanlık Bir Ucundan Aydınlanırken...

31 Ağustos 2008 Pazar

Ergenekona ilişkin ilk işaret Danıştay cinayeti sırasında gelmişti.

Başbakan ve anımsadığımca bakanlarından biri, cinayetin hemen ardından, beklenmedik bir şeyler olacağını ima eden sözler söylemişlerdi.

Öldürülen yargıcın kanı henüz yerdeyken ve cinayet sanığının soruşturması tamamlanmamışken, Başbakan ve bakanı ima ettikleri bilgilere nasıl ulaşabilmişlerdi?

Bugün sahip olduğumuz bilgilerin ışığında böyle bir soruya verilebilecek yanıt özetle şudur:

Hükümet Ergenekonhazırlığının içinde, belki de onun başlıca mimarlarından biriydi.

Bu kapsamda bir davanın sadece yargı kurumu çerçevesinde, bir ya da birkaç hukukçu tarafından hazırlanabileceğini düşünmek safdillik olur.

Ergenekonbombası neden o günlerde patlatılmadı?

Toplumu sarsan gözaltı ve tutuklamalar neden o sıralarda yapılmadı?

Herhalde hazırlık tamamlanmadığından ya da uygun zaman kollandığından.

Ve bombanın patlatılması için başsavcının AKPye karşı açılan kapatma davasında görüş bildireceği günden daha uygun bir zamanlama da olamazdı

***

Ergenekon konusunda yazılıp çizilenler ünlü iddianamenin sayfalarından daha büyük bir sayıya ulaşmış olmalı.

Tetikçi medyanın yayınları ibret vesikaları olarak geleceğe kalacaktır.

Bunlar toplumu aydınlatma sorumluluğu taşıyan yayın organları değil, kafa karıştırmaya yönelik muhbirlik belgeleridir.

Bu türden gazeteleri bayiden isteyenlere ya da topluma açık bir yerde okuyanlara rastladığımda Utanmıyor musunuz?diye sormamak için kendimi güç tutabiliyorum.

Fakat bu gibi kimseler arasında yaptıklarının ayıp olduğunu düşünenler belki de çoğalmış olmalı ki, sözünü ettiğim yayınların hiç değilse gözle görülür yerlerdeki okurlarının azalmış olduğunu söyleyebilirim

Toplumu yalanla uzun süre kandıramazsınız

En azından üslubunuzdaki, tarzınızdaki, utanç verici çığırtkanlığınızdaki ahlakdışılığı sezip rahatsızlık duyacaklardır

***

Ergenekonkonusunda zihin açıcı yayınlar da ne mutlu ki eksik değil.

Bunlardan biri ve belki en önemlisi, 4 Ağustos tarihli Cumhuriyetin başyazısı idi.

İslamcı Derin Devlete Doğru…” başlıklı yazıda özetle, 2500 sayfalık iddianamede toplumun hemen her kesiminden birbiriyle ilgisiz kimseler ve kurumlar bir araya getirilmişken, bir tek İslamcı kesimden kimsenin bulunmadığına dikkat çekiliyor ve komünizm karşıtı dönemin derin devletini ortadan kaldırma bahanesi ileİslamcı derin devleti yaratmak tuzağına düşülmemelideniyordu

Sözünü ettiğim bu yazı, birçok kez dikkatle okunup üzerinde düşünülmesi gereken önemdedir

Aynı bağlamda sayılabilecek bir başka yazı, geçtiğimiz pazar günü Hürriyette Soner Yalçın imzasıyla yayımlandı ve en önemli bölümleri gazetemizce de iktibas edildi

Soner Yalçının yazısınınErgenekonu Doğru Okumakbaşlıklı bölümünde, yukarıda sözünü ettiğimtetikçiya dayandaşmedya ile ilgili olarak altı çizilmesi gereken en önemli saptayım bence şudur:

Bu medyanın amacı Ergenekonu araç olarak kullanarak ulus devleti yıkıp, renkli devrimin yolunu açmaktır

Renkli devrimlerin ne olduğu ise, son Gürcistan olayları ile çok daha açıklıkla ortaya çıktı:

ABD emperyalizminin çıkarlarına, dünya egemenliği hedefine hizmet

Renkli devrimler eski Sovyet ülkelerinde sosyalizm mirasının yok edilmesine yönelikti.

Onlar açısından Türkiyedeki hedefinse, Ekim 1923 ve 27 Mayıs 1960 miraslarının; bir başka deyişle de demokrasi karşıtlığının değil, ülkemiz koşullarında bu demokrasiye temel oluşturan mirasın yok edilmesidir

Bu nedenle de 2. Cumhuriyetçilerin amaçları Ergenekon iddianamesiyle bire bir örtüşmektedir ve eğer bu 2. Cumhuriyetçiler ve onlara yakın çevreler arasında bu örtüşmeyi göremeyen, AKP yönetiminden samimi olarak demokratik açılım bekleyen ya da söz konusu iddianamenin asıl hedefini göremeyenler varsa, sonuçta düş kırıklığı, pişmanlık ve utanç yaşamaları kaçınılmazdır

***

Bir iddianame çevresinde yaratılmak istenen karanlık, namuslu, bilgili, bilinçli, cesur insanların çabalarıyla bir ucundan aydınlanıyor.

Fakat öte yandan, ülkeyi saran karanlık sanki daha da koyulaşmakta

Onun çözülüp dağıtılması için ise daha büyük güç, bilinç, çaba gerekiyor

[email protected]

Faks: (0212) 343 72 64

Tümü Ataol Behramoğlu - Son yazıları

Kartal’daki facia üzerine 13 Şubat 2019 Çar
Palto 6 Şubat 2019 Çar
Hayvanlara kıymayın efendiler 30 Ocak 2019 Çar