Ergenekon Tertibi...

01 Eylül 2008 Pazartesi

Son bir yıl içinde -Ergenekon soruşturmasıyla birlikte- medya yapısının da büyük ölçüde değiştiği bir gerçek...

Bu değişimin niteliğini anlamak için, ülkenin en büyük ikinci medya grubunun yaşadığı serüvene bir göz atmak yeterlidir.

Siyasal iktidarın müdahalesiyle satışa çıkarılan medyanın en büyük ikinci grubu, Katar Emiri’nin işin içine katılmasıyla, AKPye çok yakın bir patronaja teslim edilmiştir.

Son bir yıl içinde medyanın yaklaşık yarısı, iktidarcı-dinci grupların eline geçmiştir, ki bu olgunun fikir ve basın özgürlüğüyle ne ölçüde bağdaştığı bir soru işaretidir.

*

Şimdi bu medya, 2455 sayfalık Ergenekon iddianamesi ve bir deve yükü tutabilecek ek klasörlerinden seçtiği alıntıları bölük pörçük de olsa her gün yayımlıyor.

Gizlidamgalı askeri istihbarat belgelerinden tutun, kişilerin özel yaşamlarına dek davayla ilgili olmayan, delil niteliği bulunmayan, gerçekliği tartışmalı, çoğu dedikodu değerinden ötede bir anlam taşımayan metinler her gün gazetelerde sergileniyor.

Böylece iktidardan yana Ergenekon tertibi ciddi bir dava niteliğini yitirmiş, İslamcı cephenin bilinçli operasyonuna dönüşmüş bulunuyor.

*

İddianameyi oluşturan metinler ve de ek klasörler savcılar tarafından ya tümüyle okunmamıştır ya da özellikle ülkede büyük bir anarşiye yol açabilecek nitelikte oldukları öngörülememiştir.

Ancak zaman ve takvim açısından kıyaslama yapıldığında, iddianame ve eklerinin dikkatli bir okumaya elvermeyecek kısıtlı bir süreçte hazırlandığı da unutulmamalıdır.

Başbakan Tayyip Erdoğanın Ben bu davada savcıyımdeyişini de yukarıdaki bilgilere ekleyiniz.

*

Aklı başında hukukçular ve uzmanlar, iddianame ve eklerdeki metinleri değerlendirirken yasalara aykırı boyutlarının altını önemle çiziyorlar.

Üstelik bu iddianame, sonunda devamı varibaresi bulunan bir gazete tefrikasına benziyor; ek iddianamenin de ne zaman ve nasıl gündeme gireceği konusunda bir tahmin yapılamıyor.

İlk iddianame gibi ek iddianamenin yazılması bir yılı aşkın bir zamana mı ihtiyaç gösterecektir?

O zaman da Ergenekon davası, sonu olmayan bir sürece bağlanmayacak mıdır?

*

Ama bir başka açıdan denebilir ki bu davanın kaç yıl süreceğini şimdiden tahmin etmek kolaydır ve iddianame bu hesaba göre tertiplenmiştir; daha başka deyişle, olay hukuki değil siyasidir.

Ergenekon davasının sanıkları, ne zaman aklanacakları ya da cezalandırılacakları bilinmeyen ömür boyu bir yolculuğa kasıtlı olarak mı çıkarılmışlardır?

Bu durumda davayı daha başından mahkûm ederek hukuka aykırı bir tertibin gündemde bulunduğunu düşünmek zorunluluğu ortaya çıkıyor.