Köşe Yazısı

A+ A-
Nuray Mert

Yine hüzünlü bir bayram

26 Haziran 2017 Pazartesi

Bugün bayram, ama neşe dolmuyor insan. Aynı şeyleri tekrarlayacağım ama tekrarlamaktan başka çare yok, zira değişen bir şey yok. Pek çok gazeteci arkadaşımız hâlâ hapiste, sadece onlar değil HDP’li siyasetçiler, FETÖ bağlantısı veya farklı terör bağlantıları ithamı ile henüz yargılanmamış pek çok insan da. Hüküm giymiş olanlardan hasta olanlar, ölümle pençeleşenler var. Bayram vesilesi ile onları tekrar hatırlamış, hatırlatmış olalım.
Gülen Grubu’na ta baştan, uzak durmuş biriyim, terörle, darbe ile alakalandırılmadıkları zamanlar da, gizli kapaklı, alengirli işleri sevmediğim, bir adama gözü kapalı bağlılığı sorunlu bulduğum için, ne toplantılarına, ne gezilerine katılmadım. Kürtlerin hak ve özgürlüklerine tam destek verdiğim halde, HDP dahil tüm Kürt siyasetini 7 Haziran seçimleri ardından, demokratik siyasetin dışına taşma dolayısı ile çok eleştirdim, bu nedenle pek çoklarının tepkisini çektim. Şimdilerde FETÖ bağlantısı ithamı ile tutuklu olan liberal yazarlar ile zamanında çok tartıştım, o kadar ki, adımı “Ergenekoncu”ya çıkaranlar oldu. Bunları, birilerinin gözünde “temize çıkmak” için değil, tam tersine tutukluluklarına tepkimin altını çizmek için yazıyorum. Düşünce, kanaat farkı başka şey, bugün onlara yapılanlara sessiz kalmak başka şey demek istiyorum. Sessiz kalmanın gerekçesi olmasın diyorum.
Darbeye, kumpasa karışan herkes tabii ki yargılanmalı, ama ancak yargılanma sonucu işin doğrusunu anlarız, yeter ki yargılanma adil olsun. Dahası, yargılama süreci tutuksuz olsun, masum insanlar itham aşamasında aylarca, yıllarca hapislerde çürümesin. Ergenekon sürecinde benzer şeyler yaşandı, masum olduğu ortaya çıkan insanların yıllarını geri vermek mümkün olmadı, bu arada hayatını kaybeden oldu, onarılmaz yaralar alanlar oldu, hiç olmazsa bundan insanlık dersi alınsın. Tam da bu noktada, “ama onlarda zamanında yapılan haksızlıklara ses çıkarmadılar, tam tersine o dönemin hukukunu övdüler” hatırlatmasını, en hafif ifade ile, son derece itici bulduğumu söylemek istiyorum. Hapiste, her türlü özgürlüğü elinden alınmış birine “sen de bunu yapmış, şunu söylemiştin” demek benim açımdan anlaşılır bir şey değil. Böyle bir zamanda, özgürlük esas, ihtilaflarımız tali olmalı.
En son, doğum günümü, Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan ve Ahmet Altan’ın ilk duruşması için mahkeme sıralarında geçirdim. Bir kez daha isyan ettim, her şey bir yana kaçma tehlikesi olmayan insanların tutukluluğunun devamı anlaşılır gibi değil. Nazlı Hanım, 73 yaşında ve on bir aydır tutuklu, bu yazı da “içerde” geçirecek, bu nasıl bir vicdandır. Aynı şey diğerleri için de geçerli, adı sanı anılmayanlar için de. Adalet duygusu, vicdan ölçüsü bu denli kurumuş bir ülkeden kime ne fayda gelecek? Mevcut iktidar bunları hiç mi düşünmez?
Diğer taraftan, ana muhalefet partisi “Adalet” Yürüyüşü’nde, yollarda, toplum birbirine küskün, gergin. Bölgede Türkiye’yi tehdit eden büyük çalkantılar yaşanıyor, bu halde nasıl çıkacağız karanlıklardan aydınlıklara? Gönül rahatlığı ile bayramlaşamıyoruz bile, nasıl birlikte bir gelecek kuracağız? Bu ülkeyi yönetenler, bunları hiç mi düşünmez? Onlar ile de ihtilaflarımızı bir yana bırakalım, hep birlikte bir uçuruma yuvarlanıyoruz, farkında değiller mi?

Tümü Nuray Mert - Son yazıları

‘Yeni devlet’ 7 Ağustos 2017 Pzt
Müftü nikâhı ve İslami rejim 4 Ağustos 2017 Cum
‘Hans’ın ne dediği’ 31 Temmuz 2017 Pzt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak