Zaferin Anlamı

01 Eylül 2008 Pazartesi

Dün 30 Ağustos Zafer Bayramını kutladı Türkiye Türkiyede kim ne kadar kutladı, kim kutlamadı, kim kerhen kutladı, kim laf olsun diye kutladı, kim kutlar gibi yaptı, kim içinden lanetler okudu bilinmez, ama dün 30 Ağustostu.

Büyük Taarruzla düşmanın denize döküldüğü zafer 30 Ağustossadece bir zafer midir?

Mustafa Kemale görehayır.

O daha bir yıl önce Sakarya zaferi günlerinde, hiçbir zaferin bir amaç olmadığını söylüyordu. Zafer, ancak kendinden daha büyük bir hedefe ulaşmak için gereken bir araç olabilirdi. Amaç ise bir fikirdi. Zafer de fikrin elde edilmesine katkısı ölçüsünde bir değer ifade edebilirdi. Bir fikrin elde edilmesine dayanmayan bir zafer kalıcı olamazdı. Boş bir çaba olarak kalırdı. Mustafa Kemali haklı çıkaran o kadar tarihsel örnek vardı ki Anadoluyu baştan başa fethedip Yunan topraklarına dayanan Persler, zafer üstüne zafer kazandılar ama, zaferlerine rağmen heba olup gittiler. Kartacalalılar da Roma kapılarına zafer naralarıyla girdiler ama, sonunda kendi ülkelerinde taş üstünde taş kalmadı.

Çünkü fikirleri yoktu.

***

30 Ağustos, bir fikrin zaferidir. Aydınlanma fikrinin zaferidir. Kendinden daha büyük bir amacın, bir idealin, çağdaşlık fikrinin gerçekleşmesi yolunda büyük ve önemli bir araçtır. Büyük Taarruzun 26 Ağustosta başlayıp 9 Eylülde düşmanın İzmirde denize dökülmesiyle sonuçlandığı sanılır. Teknik olarak bu belki doğrudur ama, gerçekte, çok daha uzun bir sürecin ifadesidir. O gün, yenilen dış düşmanların amacı, artık, Marmara, İstanbulu ve Trakyayı Türklere kaptırmamaktır belki, ama iç düşmanların amacı çok daha vahimdir: 30 Ağustosu sadece bir askeri zafer olarak tarihe hapsetmek. Çünkü onlar, Mustafa Kemalin gözünde, 30 Ağustosun, kendinden daha büyük bir amaca hizmet eden bir araç olduğunu görmüşlerdi. Bu zaferin ardından, bu ülkede yaşayan insanların, padişah ve saray zorbalığından, şeriat zincirlerinden kurtarılması için yeni bir savaşın başlayacağını biliyorlardı.

Ne yapıp edip, bu zaferi Mustafa Kemalin elinden almalıydılar.

Ankarada, Mecliste, iktidarı bir biçimde eline geçirmiş olan bir grup, daha İzmirin dumanları tüterken, İzmirde bulunan Mustafa Kemal Paşaya telgraf çekip, Senin işin bitti, artık gerisini bize bırakdiyebilmişlerdir. Gerçi Mustafa Kemalden gereken cevabı o gün de almışlardır; bir yıl sonra Cumhuriyetin ilanı ile almışlardır, peşpeşe sıralanan Aydınlanma devrimi ile almışlardır, ama onlar da, rövanşyeminini o gün etmişlerdir.

Rövanşı aldılar mı dersiniz?

[email protected]