Köşe Yazısı

A+ A-

Dersim, tekrar paranteze alınırken...

Paylaş
instela'da paylaş
17 Temmuz 2017 Pazartesi

2010 yılında Tunceli Üniversitesi’nce düzenlenen “1. Uluslararası Tunceli (Dersim) Sempozyumu”na bir oturumun başkanı olarak davetliydim.
Yerli-yabancı tarihçi ve sosyal bilimcilerin katılımıyla seçkinleşen ve 1937-38 “Dersim Harekâtı (Operasyonu)”na yönelik keskin değerlendirmelerin tam bir “günah çıkartma” ayini gibi ağırlık merkezini oluşturduğu Sempozyum’a daha ilk dakikasında AKP iktidarının valisinin sözü damga vurmuştu.
Tunceli Valisi, Sempozyum’un açılışında yaptığı konuşmada, “Devlet, Doğu’suna artık namlunun ucundan bakmamaktadır” dedi!..
Bu bir bakıma da geçmişte 37- 38 olaylarına giden yolda Tunceli Valisi tayin edilmiş General Abdullah Alpdoğan’ın “Devletin Tunç Eli Dersim’e inecek!” sözünde en simgesel karşılığını bulan “bürokratik” tutumla gecikmiş bir yüzleşmenin işaretiydi.
Ve Sempozyum’da konuşan vali, devletin geçmişte izlediği politikalarla yüzleşmesi, gerekirse hesaplaşması ve yanlışlarının değerlendirmesini yapması gerektiği anlamına gelecek sözler sarf etmekteydi.
Tablo tepeden tırnağa, “resmi erkân”dan “akademik efkâr”a kadar öylesine umut vericiydi ki Sempozyum başlığına referansla “Dersim’i parantezden çıkarmak” başlıklı bir yazı kaleme almıştım o zaman yazdığım T24’te.
Sonra bu başlık, Sempozyum bildirilerinin toplandığı kitabın da başlığı oldu (“Dersim’i Parantezden Çıkarmak”, İletişim Yayınları, 2013).
Anlatmak istediğim şuydu: Yıllarca yasak ya da kullanım-dışı kılınmış “Dersim” adı bu sempozyumun başlığında ve onun pek çok oturumunun başlığında hep “Tunceli” resmi adının yanına parantez içinde de olsa eklenmişti. Ama Sempozyum’un içeriğinden, kapsamından, havasından-suyundan çıkan sonuç, gidişatın “Dersim” adını tamamen parantezden çıkarmaya ve “Tunceli” adı yanında ikincil kalmaktan kurtarıp öncelikli hale getirmeye doğru bir umudu yeşertiyordu.
Yedi yıl sonra bugün, bu umudun boşa çıktığı ve Dersim’in yeniden sıkı mı sıkı bir “parantez”e alındığı bir dönemin içindeyiz!.. AKP parti-devleti, 2010’da gayet “konjonktürel” bir tutumla artık namlunun ucundan bakmadığını söylediği coğrafyaya “terör” diye diye namluları yeniden alabildiğine doğrultmuş vaziyette. Ve neredeyse havada kuş uçurtmaz bir yasakçı zihniyetle bakmakta Dersim’e...
Bu doğrultuda, dünkü Cumhuriyet’te Dilek Şen’in haberinden öğreniyoruz, yıllardır yapılan, bazılarına konuşmacı olarak da, misafir olarak da katıldığım Munzur Kültür Sanat ve Doğa Festivali’ne Tunceli Valiliği tarafından OHAL gerekçesiyle izin verilmedi.
17 yılı geride bırakmış bir festival bu. Bir dünya harikası olan Munzur’un “Çay”ından “Dağ”ına açılan muhteşem yelpazede doğa ile uyum içinde olmaya yatkın bir halkın özgür birlikteliğini doyasıya deneyimleyip yeniden ürettiği bir etkinlik...
Gazi Dersimliler Derneği Başkanı Haydar Altun’un ifadesiyle, kimsenin kimseyi rahatsız etmediği; kadının, erkeğin, çocuğun bir araya geldiği ve bir arada kendini özgürce ifade edebildiği bir festival.
Valilik, bazı gruplar festivali farklı amaçlar için kullanabilir demiş ve noktayı koymuş: “Yassahh!..
Ama tabii ki Festival Komitesi, halkın bu gelenekselleşmiş etkinliğini yasaklamaya çalışanlara pabuç bırakma noktasında değil. “Festival bizimdir, devlet töreni değildir” diyerek etkinliği gerçekleştirmekte kararlı olduklarını vurguluyor ve halkı festivale çağırıyor.
Umuyoruz ki hayata, sevgiye ve neşeye davet eden 17 yıllık bu geleneğin önüne kanlı ve ölümcül bir müdahaleyle çıkılmaz!
Umuyoruz ki AKP devletinin “Tunç Eli”, Dersim’in ve Munzur’un üzerine inmez!
Umuyoruz ki Festival, bir OHAL parantezine alınıp boğulmaya uğratılmaz!..
Ve bir de acı acı hatırlıyoruz, ne demişti OHAL ilanının başında Başbakan Binali Yıldırım:
“Devlet, millete değil kendisine olağanüstü hâl ilan etmiştir.”
Hadi canım sen de!..

Tümü Tayfun Atay - Son yazıları

Diyanet neden kurulmuştu? 22 Eylül 2017 Cum
Sekülerizm sana söylüyorum, laiklik sen anla! 20 Eylül 2017 Çar
‘Anti-ageing’e hoş geldin kızım! 18 Eylül 2017 Pzt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Binali Yıldırım