Köşe Yazısı

A+ A-

Konser Bir Armağandır...

2 Eylül 2008 Salı

Konser bir armağandır.

Sanat yapıtlarının her biri birer armağandır.

Müzik, şiir, öykü, roman, deneme, resim, tiyatro, opera birer armağandır.

Hepsi de yaratıcı insanlar eliyle insanlığa sunulmuş armağanlardır.

Bodrum D-Marinde dört gün süren 4. Klasik Müzik Festivalinde hep bunu düşündüm.

Orkestralar, çeşitli besteciler, seçkin yapıtlar, seçkin sanatçılar.

Ve elbette seçkin izleyiciler.

Doğuş Grubunun bir etkinliği olan festival, şirketlerin toplumun kültürel sermayesine yaptığı çok değerli bir katkıdır. Şirket CEOsu sayın Hüsnü Akhan da bu amacı çok anlamlı biçimde dile getirdi.

Festivalde yer alan Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası ise ülkemize kazandırılmış çok özgün bir sosyal sorumluluk projesidir.

Ülkemizin çeşitli konservatuvarlarından seçilmiş öğrencilerin oluşturduğu bu orkestra çok kısa sürede ulaslararası platformda yerini alacak niteliğe kavuşmuş durumda.

Aslında Türkiyenin bu orkestrayı ülkenin gerçek tanıtımı alanında da değerlendirmesi gerektiği kanısındayım.

Bu başarıda bir araya getirilen çok yönlü desteğin uyumu ve birleşen enerjisi en büyük rolü oynamaktadır.

Doğuş Grubunun yetkin yönetimi, müzik grubunun üst düzeyde nitelikleri ve akılcı bir destek programı ile ülkenin ilk ve tek çocuk orkestrası bu düzeye ulaşmış bulunuyor.

Orkestranın müzik direktörü Rengim Gökmen, sadece başarılı bir orkestra şefi değil, aynı zamanda çok yönlü bir aydındır. Şu anda üzerinde bulunan görevler nedeniyle eleştiriler alan Rengim Gökmen eleştirilerin aksine ne tekelcidir ne de bencil. Bulunduğu görevlerde hep yeniliklerin yanında olduğu, yeni açılımlar yarattığı, gençlere fırsatlar vermek için çaba gösterdiği onu tanıyanların tanıklıkları.

Benim tanıdığım Rengim Gökmen bunların yanı sıra gerçek bir aydın, gerçek bir aydınlanma düşünürüdür.

Ama ne yazık ki biz her alanda, birbirinin ayağına çelme takmaya uğraşan, birbirini desteklemesi gerekirken birbirini köstekleyen insanlardan oluşan çelişkili bir ortamda yaşıyoruz.

Bugün yaşadığımız kültürel yozlaşmada müzik deyince akla gelen oynayalım eğlenelimcümbüşü, tiyatro deyince akla gelen bulvar komedisi’, edebiyat deyince okumaya pek zaman bulamıyorumsafsatası içinde gerçek sanat yapıtları birer armağandır.

Müzikle uğraşan çocuklarımıza bakıyorum.

Hepsindeki keskinleşen zekâya, incelmiş duygulara, bir yapıtı seslendirirken birbirlerine duydukları saygıya bakıyorum.

Keşke bütün çocuklarımız müzikle tanışabilse.

Bir müzik aleti çalmayı öğrenseler.

Bu konserlere gelip çoksesli evrensel müziği dinleseler.

Beethovenleri, Mozartları, Bachları, Brahmsları, Rahmaninovları tanısalar.

Dinleseler, anlasalar, düşünseler, yorumlasalar.

Onlar da bu evrensel niteliğe katılsalar.

Elbette o zaman dünyayı daha iyi anlarlardı.

Sevgiyi nefreti daha iyi anlarlardı.

Güzeli çirkini daha iyi ayırırlardı.

Yararlıyı, zararlıyı daha iyi bilirlerdi.

Barışı savaşa karşı daha iyi savunurlardı.

Bugün 1 EylülDünya Barış Günü.

2. Dünya Savaşının bittiği gün.

Müzik barıştır.

Ama savaş tamtamları çaldığı zaman müzik ortadan yavaşça silinir.

Müziği savunmak barışı da savunmaktır.

Onun için de, her konser, insanlığa verilmiş bir armağandır.

Her konsere teşekkür edelim.

Dünyadaki her konsere binlerce teşekkür ediyoruz.

[email protected]

[email protected]

www.erdalatabek.com

Tümü Erdal Atabek - Son yazıları

Yapay zekâdan korkalım mı?... 11 Şubat 2019 Pzt
İnsan faktörü... 4 Şubat 2019 Pzt
Son ders mi?.. 28 Ocak 2019 Pzt