Hüseyin Baş

Karadeniz Isınırken...

02 Eylül 2008 Salı

Gürcistanın ABDnin Soros destekli etkin yardımlarıyla iktidara gelen başkanı Saakaşvilinin politik ve askeri yoğun hazırlıklardan sonra Güney Osetya ve Abhazyayı topraklarına katmak için, Rusyanın uyarılarını blöfsayıp silahlı saldırıya geçmesinin hezimetle sonuçlanması sonrasında sözü geçen iki bölgenin bağımsızlıklarını ilan etmeleri ve bunun Rusya tarafından tanınmasıyla Saakaşvili evdeki bulgurdan da olmuşgörünmektedir. Ama kimse Amerikan güdümünde ve NATOya üye olmak için yanıp tutuşan Saakaşvili iktidarının, Washingtondan habersiz, tek başına böylesi umutsuz bir maceraya atılmış olmasına ihtimal vermemektedir. Görünen o ki Rusyanın harekete geçmeyeceği ile ilgili hatalı öngörü Saakaşviliden değil, bizzat Washingtondan kaynaklanmaktadır.

ABD, giderek daha net ve açık biçimde Amerikan yörüngesine yerleşen AB ve bizim sadık Amerikancılarımıza bakılırsa Kafkasyayı, ardından Karadenizi karıştıran Güney Osetyaya saldıran Saakaşvili değil, saldırıya karşı koyma cüreti gösteren Rusyadır!

***

Dünyanın gözü önünde daha iki hafta öncesinde olup bitenlerin ardından Saakaşviliyi kumar oynadı ve kaybettidiye eleştirenler bugün, toparlanıp olayları kimin ve ne için tetiklediğini unutmuş görünerek eleştiri oklarını saldırgana ve azmettiricisine değil, ani bir dönüşle saldırıyı püskürten Rusyaya yönelttikleri gözden kaçmamaktadır. Özellikle de Güney Osetya ve Abhazyanın Rusya tarafından tanınması konusundaki eleştirilerin sınırı yok. Balık hafızalılar daha dün Sırbistanın toprak bütünlüğüne saygılı olduklarınıdillerinden düşürmeyenlerin Kosovanın bağımsızlığını ilan etmesini nasıl destekleyip tanıdıklarını unutmuş görünüyorlar. Tıpkı kimi çok bilmiş, Güney Osetya ve Abhazyanın bağımsızlığını tanımayan Şanghay işbirliği örgütünde yer alan Çin ve Orta Asya ülkelerinin tanınma konusunda bazı rezervlerle de olsa Moskovaya destek vermelerini, Kuzey Kıbrısın yıllardır anlaşılır nedenlerle neredeyse kimsenin tanımadığını unutarak, bu iki minik ülkeyi dün bir bugün iki, yeteri sayıda devlet tarafından tanımadığı için eleştirmeye kalkmaktadır. Komplonun içinde olanlardan Güney Osetya ve Abhazyanın bağımsızlığını tanımalarını beklemek, safdillikten de öte bir şeydir. KKTC, tanıyanı az olmasına karşın yaşıyor. Küba emperyalizmin ambargolarına karşın yıllardır dimdik ayakta.

Savunma sorunları, uluslararası ittifaklar ve stratejiler uzmanı Alain Joxea göre Gürcü liderin Rusyanın Güney Osetyaya saldırmasına tepkisiz kalacağını düşünerek bu maceraya giriştiğine inanmak zor. Buna inanacak derecede budala olmadığına göre saldırıya Washingtonın Rusların tepkisiz kalacağı öngörüsüne güvenerek girişmiş olması ihtimali daha güçlü görünmektedir. Ayrıca saldırı düşüncesi aniden oluşmuş da değildir. Uzun ve yoğun politik ve askeri hazırlıkların ürünü olarak ABD ve NATOnun Rusyayı dört yanından kuşatma stratejisi içinde yer almaktadır. Alain Joxeun söyleşiyi yapan gazetecinin Gürcistanın saldırıyı ABDnin kışkırtmasıyla göze aldığını mı düşünüyorsunuzsorusunu Evet, öyle düşünüyorum diye yanıtlaması, kuşkusuz, boşuna değil. Zira bu düşüncesine, gazetecinin ABD neden bölgeyi bu denli açık biçimde karıştırmaktadırsorusunu yanıtlarken açıklık getirmektedir: Bu krizin aniden ortaya çıktığına inanmak zor. Afganistan savaşı, Irak savaşı, uluslararası düzeyde engellenen İran savaşı gibi, üç savaşta başarıya ulaşamamasına, ittifakların iyi işlememesinin yarattığı düşkırıklığının da eklenmesi, ABDnin bir başarısızlık sendromunun etkisi altına girmesine yol açmıştır. Bu yüzden dünya liderliğini vurgulamak için en iyi yolun, eskinin Rus şeytanı öcüsünü ısıtarak yeniden sahneye koymaya karar vermiştir.(Alain Joxela söyleşi. LHumanite, 29.08.08)

Rusyanın Saakaşvilinin hatasından yararlanarak yeni dünya düzenindeki gücünü göstermesiyle ilgili savlara ise Alain Joxe karşı çıkıyor: Bu doğru değil. Rusya, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, fetihşöyle dursun, tam tersine toprak kaybedip durmaktadır.Yayılma evresinde olan Birleşik Devletlerdir. Baltık ülkeleri dahil çok sayıda eski Sovyet cumhuriyeti ABDnin koruması altındadır. Birleşik Amerikanın bugünkü hedefi ise Ukrayna ve Gürcistanın NATOya üyeliğini sağlamaktır. Bu konuda ne denli kararlı olduğunu Karadenize savaş gemileri göndererek açıkça ortaya koymuştur.

Ancak Rusya da geri adım atmaya niyetli görünmemektedir. Güney Osetya ve Abhazya olayı bunun açık kanıtıdır. ABD, AB ve NATOnun Karadenizde silah göstermesi ise salt Ukrayna ve Gürcistanı değil, Hazar bölgesi dahil tüm Kafkasları hedeflemektedir. Barış için asıl tehlike de kanımızca, bu noktadadır.

Rusyayı Gürcistan saldırısını önlediği için ABD emperyalizmiyle aynı sepete koyma çabasında olanlara ise şunu anımsatmak gerekiyor. Tek kutuplu bir dünyada saldırmadık, istila etmedik, yakıp yıkmadık ülke bırakmayan, çokuluslu küresel şirketleriyle çok sayıda ulusu birden soyup soğana çeviren ABD ve yardakçılarının suçunu hafifletmek adına, Gürcistan saldırısını püskürten Rusyayı emperyalizmle hiçbir ilişkisi olmadığı halde aynı sepete koyma çabaları soğuk savaşın çoktan tedavülden kalkmış Amerikan patentli alışkanlıkları arasındadır. İşe yaradığı ise son derecede kuşkuludur!