Köşe Yazısı

A+ A-

Akın Atalay’ı sorgulayalım!

Paylaş
instela'da paylaş
27 Temmuz 2017 Perşembe

Akın Atalay:
Tutuklanmak üzere aranıyor...
O sırada yurtdışında...
Suçsuz.
Yurda dönerse haksız ve hukuksuz bir biçimde hapse atılacağını biliyor...
Savunma hakkını bile kullanamadan uzun süre hapiste kalacağından haberi var...
Peki, biz bunları bildiğini nereden biliyoruz?
9 ay hapiste bekledikten sonra, nihayet mahkemeye çıkarıldığında yaptığı savunmasının ilk cümlelerinden:
“Bu yargılamanın birbirini tamamlayan iki amacı var.
Birincisi, Cumhuriyet gazetesini ele geçirmek ya da susturmak.

İkincisi, siyasi iktidarın istemediği haberleri, hoşuna gitmeyecek yazıları yayımlamayı düşünebilecek, aklının ucundan geçirecek gazetelere ve gazetecilere, maruz kalacakları akıbeti göstermek.
‘Atatürk’ün adını verdiği, Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt, onun değerlerini ve kazanımlarını savunagelmiş, bu ülkenin en eski ve köklü gazetesine bunu yapabilen, bize neler yapmaz ki? korkusunu yaymak, bu mesajı en açık şekliyle vermek.”

***

Böyle bir davanın sanığı olarak, haksız ve hukuksuz bir biçimde hapse atılacağını bildiği halde, yurtdışından geliyor!
HADİ SORGULAYALIM:
1) Bir siyasal partinin, bir siyasal hareketin lideri midir; kendisi ve taraftarları için iktidar beklentisi mi vardır?
2) Ülkeyi mi kurtaracaktır?
3) Maddi bir çıkarı mı vardır?
4) Dönmesi için bir şantaja mı maruz kalmıştır?
5) Yurtdışında kalması, yaşaması olanaksız mıdır?
6) Döndüğünde adil bir yargılama için güvence mi almıştır?
7) Ruh hastası mıdır; gerçeklerden kopuk mu yaşamakta veya acı çekmekten zevk mi almaktadır?
Bu ve benzeri bütün soruların yanıtları koskocaman bir HAYIR olacaktır!

***

Peki, şimdi sorgulamaya devam edelim:
“Eyyy Akın Atalay, sen haksız ve hukuksuz bir biçimde hapse atılacağını bile bile niçin yurtdışından tıpış tıpış hapse girmeye geldin? Neyin peşindesin?”
Bu sorunun yanıtını da savunmasının başında vermiş Atalay...
Aşağıdaki satırlar okunduğunda, onun sadece ve yalnızca “AHLAK” adına yurda geldiğini anlıyoruz...
Ama bu “AHLAK” anlayışının içinde genelden özel pek çok farklı bölüm var:
1) Genel insan ahlakı, insanlık ahlakı...
2) Meslek ahlakı olarak gazetecilik ahlakı...
3) Avukat olarak bir meslek ahlakı daha, hukuk ahlakı.
4) Cumhuriyet adının simgelediği müessese ahlakı.
5) Arkadaşlarından oluşan gruba aidiyet ahlakı. (İbn Haldun’un Asabiyyet dediği ahlak)
6) Suçlamaların yöneltildiği kararların alınmasındaki sorumluluğu vurgulayan yönetici ahlakı.
7) Demokrasi ve Hukuk Devleti ahlakı.
8) İçinde bulunduğu topluma karşı, yükümlü olduğu sorumluluğunu anımsatan aydın ahlakı.
Bunları da savunmasındaki şu satırlardan anlıyoruz:
“Vurgulamak isterim ki Cumhuriyet gazetesinin yöneticileri olmaktan kaynaklı uğradığımız ağır haksızlık ve mağduriyetin üzerimde yarattığı en küçük bir pişmanlık ve korku yoktur.
Ben asıl bu haksızlığın sorumlularının büyük bir korku yaşadıkları kanısındayım.
Bizleri, baskı, tehdit ve hapisle korkutamazlar.
Gazetecilik faaliyetini mesleğin etik gereklerine uygun şekilde yerine getirme, olayları çarpıtmadan, nesnel, gerçeğe uygun ve adil olarak kamuoyuna aktarma konusundaki irade, kararlılık ve direncimiz tamdır.
Yani Cumhuriyet gazetesi korkmaz, pes etmez ve teslim olmaz.
Çünkü illegal yapılarla, terörle, terör örgütleri ile devlet içinde yuvalanmış çetelerle, cemaatlerle işi, ilişkisi, irtibatı, iltisakı olmaz. Bu gazetenin tek faaliyeti meşru ve yasal zeminde yürüttüğü gazeteciliktir.
Bu operasyona maruz kalan, teslim alınmak, direnci kırılmak, pes ettirilmek istenen gazete, öyle sıradan bir gazete değildir. Bu ülkenin en köklü ve kadim gazetesidir, en saygın gazeteleri arasındadır.
Bu gazetenin köklerinde, tarihinde ve hatta genlerinde bağımsızlık ve özgürlük tutkusu vardır. Bu değerler ve gazetecilik uğrunda ödenmiş ağır bedeller vardır. Bu tarihin ve mirasın yüklediği sorumluluk nedeniyle bu gazetede çalışanlar gazetecilik değerlerinden ödün vermez, kimseye biat etmez, boyun eğmez, teslim olmazlar.
Bu gazetenin halkı bilgilendirme, gerçekleri kamuoyuna aktarma konusundaki ısrarlı tutumu nedeniyle yazarlarının ve çalışanlarının katledildiği, suikast ve cinayetlere, linç girişimlerine, hapisliklere maruz kaldığı, yine de teslim olmadığı bilinir.

Bu gazete Cumhuriyet gazetesidir ve bir gazetecilik anıtıdır.
Bugün yaklaşık dokuz aydır hapiste tutulan bizlerin selefi onlarca gazeteci büyüğümüzün, bu gazetenin ve Türk basın tarihinin geçmişinde önemli yerleri olmuştur. Onları nasıl unuturuz?
Bu gazete bugün olduğu gibi geçmişte de siyasi iktidarların hışmına, tehdit ve baskılarına, ambargosuna ve zulmüne maruz kalmıştır. O iktidar sahiplerinin, zulmedenlerin hepsi tarih olmuştur. Ama bu gazete halen dimdik ayaktadır.
Cumhuriyet gazetesi gibi onurlu ve zengin bir tarihsel mirasın sahibi ve taşıyıcısı olan bir kurumun direncinin kırılabileceğini, korku ve baskıya boyun eğeceğini, gazetecilikten ödün vereceğini düşünenler varsa, yanılıyorlar.
Bizlerin pes edeceğimizi düşünenlere diyeceğimiz şudur:
Son nefesimizi verinceye kadar gazetecilik mesleğine, mesleğin etik ilkelerine, temsil ettiğimiz kurumun haklı saygınlığına, onurlu geçmişine asla leke sürdürmeyecek, görevimizi tamamlayana dek dik duracak, pes etmeyecek, boyun eğmeyeceğiz.

***

Akın Atalay’ı hapse girmek üzere ülkeye getirten itici güç, yukarıdaki satırlarda egemen olan AHLAK anlayışıdır!
Ve bugün mahkemede yargılanan da, aslında bu ahlak anlayışı ve onun kapsadığı Demokrasi, Özgürlük, Hukuk, Adalet, Vicdan gibi kavramlardır!
DİREN ADALET...
DİREN ÖZGÜRLÜK...
DİREN CUMHURİYET...

DİREN DEMOKRASİ!

Tümü Emre Kongar - Son yazıları

Durdurulamayan çöküş 24 Ağustos 2017 Per
Keskin sirke sendromu 22 Ağustos 2017 Sal
Hangi Cumhuriyet - 4 20 Ağustos 2017 Paz