Tanrısal yaratık demekmiş...

06 Ağustos 2017 Pazar

“Tarihi Yaşarken Yakalamak”..
Hasan Cemal’in 1987’de yazdığı kitabın adıydı.
Siyasetçi gibi, çoğu kez, gazetecinin de tek derdi tarihi yaşarken yakalamaktır.
Bu elbette, görevinin hakkını verenler için geçerli.
Tarihi yakalamak isterken, bazen papazı bulmak da var.
Dünya ile papaz olanların ve milleti birbirine papaz edenlerin ipliğini pazara çıkarmak, papazı bulmak için yeterli.
Ama tarih karşısındaki sorumluluk için ise iddianame yeterli değil.
Günlerdir yazılmadık yeri kalmadı:
Bu ya “İddia-nağme” ya da “İddia-nane”dir...
Bir harf, gözü ya kör eder ya da açar demişti ya atalarımız.
Noktayı, Türk Dil Kurumu eliyle koymak gerek:
Nağme: “1) Bir şeyi bilmez görünmek; 2) Bahane ileri sürmek.”
Nane: “1) Yakışıksız bir davranışta bulunmak; 2) Uygunsuz bir iş yapmak.”
Hangisi olduğu eylülde resmen de kesinleşecektir.

***

Tarihi yaşarken yakalamak elbette mümkün.
Meğer 7 güne ne çok hadise sığabiliyormuş.
• Önce Atatürk heykeline saldıran eli aletli bilinçli bir meczup görüntülendi.
 Ertesi gün de Başbakan Binali Bey, Atatürk’ün huzurunda avuç açıp fatiha okurken resmedildi.
 Raslantı değilse kendisini kutlamak gerek.
 Atatürk saldırganlığının panzehiri Binali Bey’in verdiği o samimi görüntüdür.
 Keşke Cumhurbaşkanı Erdoğan da Anıtkabir’e önümüzdeki cuma günü gitse ve geçen nisanda Fatih Sultan Mehmet’in türbesinde yaptığı gibi yüksek sesle bir “Elham” okuyup dua etse.
“Yeni bir devlet kuruyoruz!” diyerek Atatürk’ün kurduğu devletin yıkıldığını ilan eden partili partisiz yeni meczupların ortaya dökülmesini önlemenin bir yolu da budur!
 Ama dün öğle üzeri anlaşıldı ki, baygın bakışlı Ayhan Oğan adlı o meczup icazetliymiş! Öyle ya, gündemi değiştirmenin yükünü hep ve bizzat Külliye taşıyacak değil ya.
(Dün de “Sözlerimin arkasındayım!” dedi. Yani “Yıkım” devam ediyor! Ve olanca küstahlığı ile sosyal medyada kendisine karşı çıkanlara “yaratık” diyor... Buna psikolojide “yansıtma” deniyor. Oğan, “Çoktanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü yaratık ve ilah” demekmiş. Oğan adına kimsenin itirazı olamaz. Ama belli ki, isminin anlamına takılıp Külliye’nin çekimine, cazibesine, cezbesine fazlaca kaptırıp devreleri yakmış... Allah MKYK’sine bağışlasın!)
 Tarih elbette meczuplar eliyle de yaşanabiliyor, sessiz kahramanlar eliyle de... Gazetecilere düşen de tarihi yaşarken yakalamak ve not düşmek.
 Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasından önce 1919 Rize’nin Pazar ilçesinin adı Atina (evet Atina) iken orada doğmuş Cevad Odyakmaz (98) geçen hafta vefat etti.
 Birlikte çalıştığımız eski bir milletvekiliydi. Kıdemli bir Cumhuriyet hukukçusuydu. Uzun keyifli röportajlar yapmıştık. (06.01.2012 - Cumhuriyet)
 Teğmen Kubilay’ın (24) başını kesip Menemen’de dolaştıran meczup Derviş Vahdeti ve arkadaşlarını yargılayıp idam ettiren Org. Mustafa Muğlalı’yı, bir başka hadise dolayısıyla 1943 yılında yargılayan mahkemede görev yapmıştı.
 Cumhuriyet tarihini Kurtuluş Savaşı’yla birlikte baştan başa yaşamış olan Odyakmaz, bu iktidarın zikzaklarına da tanıklık etmişti. 2004 yılında Org. Muğlalı’nın adının önce bir kışlaya verildiğine sevinmiş, sonra da iptal edildiğine hayretle tanık olmuştu.
Şöyle demişti:
“Menemen isyancılarının idamını bir türlü hazmedemediler. 70 yıl önce yaşanmış, faili yargılanıp mahkûm olmuş bir hadiseyi her fırsatta dillerine dolamaları da tarihten nemalanmak için!”
Artık bazı meczupları nemalanmak kesmiyor.
Yeni bir tarih, yeni bir devlet istiyorlar.
“Hero” yazılı tişört giyenlerin bile peşine düşen savcılar nedense bu “keko”ları göremiyor. Üstelik vekil falan değil, “dokunulmazlığı” yok.
Ama demek “görülmezliği” var!  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Erdoğannâme... 14 Nisan 2024
At binenin 7 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları