Köşe Yazısı

A+ A-

Keskin sirke sendromu

22 Ağustos 2017 Salı

Ne demiş eskiler?
Keskin sirke küpüne zarar:
Yani sirkenin çok keskin olanı küpünü eritir!

***

AKP/Erdoğan iktidarının “mağduriyet ve gerginlik” üzerine kurmuş olduğu siyasal strateji, artık kabak tadı verdi, kendisini yıpratmaya başladı.
Aslında, bir zamanlar “Hocaefendi Hazretleri’nin Cemaati” denilen, şimdilerde “Fethullah Gülen Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması”, FETÖ/PDY ilan edilen Gülen Cemaati ile AKP/Erdoğan ittifakı, “Yetmez Ama ‘Evet’çilerin” koro halindeki tezahüratı ve ABD ile AB’nin dışardan verdikleri destekle, bu “mağduriyet/gerginlik stratejisini” uzun bir süre başarıyla uyguladı!
Ama bu strateji “evrensel” değil, “konjonktürel” bir nitelik taşıyordu, çökmeye mahkûmdu:
ABD ve AB, Radikal Siyasal İslam Terörüne karşı, “Gülen/Erdoğan ittifakının” kendilerine sunduğu “Ilımlı İslam/ Amerikancı İslam” modelinin bir “panzehir” olduğunu sanmışlardı...
Ilımlı İslam” ya da “Amerikancı İslam” modelinin, “Radikal Siyasal İslam Terörü”nün “panzehiri” değil, tam tersine bu terörün filizlendiği ve beslendiği bir ortam olduğu (Irak, Libya, Mısır, Suriye, Türkiye örnekleriyle) ortaya çıkınca ABD ve AB, iktidardan desteğini çekti.
Zaten bu sırada, “Gezi Direnişi”nin tetiklediği iç dinamik öğeleri de devreye girmişti:
Erdoğan/Gülen ittifakı, Silivri süreci ile baş düşmanları olarak gördükleri askeri bürokrasiyi tarumar ettikten ve medyayı dize getirdikten sonra, “keskin sirke sendromu” çerçevesinde birbirleriyle hesaplaşmaya girişmişlerdi...
Hem dış hem de iç dinamik öğeleri, evrensel sanılan ama aslında konjonktürel olan “mağduriyet ve gerginlik stratejisinin” sonunu getirmişti.
Ilımlı İslam” modelinin çöküşüyle birlikte, sahte Demokrasi şarkılarının okunması sona erip ceberut baskı rejimi somutlaştıkça, dışta ABD ve AB’nin, içte “Yetmez ama ‘Evet’çilerin” destekleri yitirildi...
Destekleri yitirilen eski “müttefikler” ilave “mağduriyet ve gerginlik odakları” olarak lanse edilmeye başlandı ve ABD, AB, “Yemez ama ‘Evet’çiler”, FETÖ/PDY yanında, yeni “düşmanlar” olarak ilan edildi!
İşte “Keskin sirke sendromu”, tam bu noktada, yeniden iyice etkin olmaya başladı:
16 yıllık dönemde, Erdoğan/AKP iktidarı, şimdi düşman ilan ettikleri eski müttefikleriyle o denli iç içe geçmiş, o denli müşterek yıkım projelerine imza atmıştı ki...
Bu son “mağduriyet ve gerginlik” stratejisinden partiyi ve Erdoğan’ı korumak olanaksızlaşmış görünüyor:
Şimdi AKP/Erdoğan iktidarı “Keskin Sirke Sendromu” kapanına yakalanmıştır:
Ya “mağduriyet ve gerginlik” stratejisinden vazgeçecek, ya da buna devam edecek ama “kendi kabına zarar verecektir”.
Başbakan Binali Yıldırım’ın son günlerde, Ergenekon ve Balyoz süreçleri ile FETÖ olayını aynı kaba koyması, bu kapana sıkışmışlık çelişkisinin ifadesi ve yaşanan açmazın dışa vurumudur!
Şimdi her zamankinden daha güçlü olarak:
DİREN ADALET...
DİREN DEMOKRASİ!

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Binali Yıldırım, Fethullah Gülen