Köşe Yazısı

A+ A-
Çiğdem Toker

Şu altı sıfır meselesi

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Türk Lirası’ndan altı sıfır atılışının üzerinden on iki buçuk yıl geçti. 2004 başında kanunun, 2005’te altı sıfır atılıp TL başına “Yeni” ibaresi eklenmiş banknotların, 2009’da ise “Yeni” ibaresinin de atıldığı banknotların dolaşıma girerek tamamlandığı, Merkez Bankası’nın başarıyla başlatıp tamamladığı kademeli ve büyük bir operasyondu.
Ekonomi muhabirliği yaptığım dönemde, kurumsal düzeyde yakından izleyip haberlerini yaptığım sürecin, başından sonuna dek heyecan verici bir tanıklık olduğunu söylemeliyim.
Banknotların topluma tanıtılma kampanyasından, Darphane’de basılan yeni madeni paraların -AB üyelik bekleyişine nazire- Avro’ya benzemesine, operasyonun maliyetinden artık rastlamadığımız 1 kuruşun yeniden dönüşüne ve bu yeniliğe uygun cüzdanların üretimine dek çok sayıda haber. Özel izinle girdiğimiz steril kokulu Banknot Matbaası’nda, -dikkatleri dolayısıyla özellikle o bölümde görevli- kadın çalışanların hataları kontrol için banknot tabakalarını uçucu bir süratle çevirişleri hâlâ gözümün önündedir.

***

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Tuvaletin girişi 1 milyondu ya. Nerelerden nerelere getirdik ülkeyi” sözünü okuyunca bu yazı, bir ihtiyaca dönüştü.
Gerçekten de o dönemin yaz mevsimlerinde gazetelerin üçüncü sayfaları, Avrupalı turistlerin fiyatlar karşısındaki şaşkınlıklarını anlatan haberlerle dolup taşardı.
Niyeyse hep de kadın olan turistler, misal taksiden inerken şoförün istediği 20 milyon TL’yi duyunca oracıkta bayılır, meselenin yüksek enflasyona bağlı bol sıfırlı banknotlardan kaynaklandığı anlatılınca da ayılırlardı...
AKP iktidarından çok önce gündeme geldiği halde, sıfır atma operasyonun AKP dönemine rastlamasının temel nedeni, ekonomik konjonktürün bu politika uygulamasına hazır olmasıdır.
Yüksek enflasyonun dizginlenemediği bir ortamda, paradan sıfır atmanın hiç rasyonel olmayacağı söylenirdi.
2001 krizi sonrasında uygulanan IMF destekli çıkış programıyla enflasyonun hızla düşüş trendine girmesine ilaveten sıkı maliye politikaları, liradan sıfır atmak için uygun bir zemin açtı.
Bu başarı öyküsünün başlangıcı ise sanıldığı gibi AKP’ye değil, ekonomik krizin bedelini siyaset sahnesinden silinerek ödemiş üçlü koalisyon hükümeti ve bu hükümet ile çalışan ekonomi yönetimine dayanır.
Sıfır atma operasyonunun, belirsizliği azaltıp kurumsal kredibiliteyi artırdığı doğrudur.
Ne var ki enflasyonun yeniden iki haneli rakamlara çıktığı, borçlanma ihtiyacının rekor seviyede arttığı, Merkez Bankası rezervlerinin kısa vadeli dış borçları karşılama oranının tehlikeli bir düzeye gerilediği bugünlerde TL’den sıfır atmak ile gururlanmak, son kullanma tarihi geçmiş bir nostaljidir.
Aksi takdirde neden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yatırımları anlatacağı zaman, ekonomi yönetiminin hiçbir kaynağında belgesinde kullanılmayan katrilyon kelimesine başvursun ki. (2017 bütçesi bile 645.1 milyar TL. Bir katrilyon bile değil.)
16 Nisan mitinglerindeki hitaplarından anımsayarak bir arşiv taraması yaptım.
Daha dört ay önce Hatay’da, Elazığ’da, Zonguldak’ta, Şanlıurfa’da, Rize’de, yani gittiği her yerde o ile yapılan toplam yatırımlardan söz ederken şehrine göre 12, 13, 20 katrilyon diye ifade etmiş Cumhurbaşkanı.
Belirtmek zorunlu ki, bu psikoloji Cumhurbaşkanı ile sınırlı değil. Rakamlardan söz etmesi gerektiğinde hemen her siyasetçi “eski parayla” deme ihtiyacının hissederek, milyonsa trilyon, milyarsa bir de katrilyon diye ekleyiveriyor.
Bu da aslında hiperenflasyonun, ortak bilinçaltındaki yerinin hâlâ tam olarak silinmediğini, belleklerden kullanım diline dek kalkmasının gerçekte ne kadar zor olduğunun kanıtı.
Hepsinden zor olan ise atılan sıfırların, banknotlara yazılmasa bile geri dönmeye başladığını kabul etmek.

Tümü Çiğdem Toker - Son yazıları

Taşeron işçilik ve bütçe 21 Kasım 2017 Sal
Kömür ‘torba’dan çıktı da ne oldu? 19 Kasım 2017 Paz
AKM-Kızılay metrosu yarım milyara kimde kaldı? 17 Kasım 2017 Cum