Kirleniyoruz Hep Birlikte

04 Eylül 2008 Perşembe

Çevreci hareketlerin büyük bir içtenlikle, saflıkla, inatla kendilerini gösterdikleri yıllarda sosyalistlerin çevrecilere imrenerek, utanarak baktıklarının ama mesafeli durmaya çalıştıklarının tanığıyım.

Biraz küçümser, biraz işçi hareketinin önüne konmuş bir engel olduklarını düşünür, daha önemli sorunlar, içimizde o bir gün mutlaka gelecek olan, çevreyi de düzeltebileceğimiz engin iktidarın hevesi varken es geçiverirdik çevre hareketlerini.

Onlar bizim “müttefiklerimiz” bile değildiler.

Oysa dünya hızla kirleniyormuş.

Tam biz çevrenin ne kadar önemli olduğunu öğrenirken, çevreciler benim o yıllarda yaşadığım ülkede, Almanya’da iktidar ortağı oluverdiler.

İktidar bozar, kirletir.

İsyanları bitti. İçlerindeki gerçek yeşiller birer ikişer uzaklaştılar.

İçtenlikli olanlar dünyanın kirliliğine dayanamadılar.

Petra Kelly gibi çekip gittiler.

***

Hiç kuşku yok; sermaye piyasası değerli olan her şeyi en az iki kere alıp satmayı becerir. Çevrecilikte büyük bir ufuk, büyük bir olanak gördüler.

Çevre koruma bir sanayi dalına dönüştü.

Çevrecilik mi?

“Daniskasını onlar yaparlardı. Yaptılar. Biliyorsunuz, hâlâ da yapıyorlar. Almanya’da çevreci olmayan şirket, tekel, patron, menajer kalmadı. Çevreyi koruyan teknikler, makineler, sistemler bulundu. Alınıp satıldı.

Ve çevre kirlenmeye, daha büyük bir hızla kirlenmeye devam etti.

***

Dünyayı en fazla kirleten nedir? İnsana rahat vaat eden lüks tüketimin bitmek bilmez ürünleridir. Sonra savaşlardır. Bombalardır. Onlar yüz binlerce insanı öldürürken, doğayı da öldürürler. Toprak temizlenmesi güç, metal parçalarıyla dolar. Kullanılan kimyasallar hiç gitmeyecek bir şekilde havamızın içine nüfuz eder.

İnsan kirlenir ve artık temizlenemez.

Sermaye kirli bir insan faaliyeti olarak yaşayan herkesin ruhuna girer. TV kanalları kirliliğin karşı konulmaz aktarıcısı olurlar.

Kyoto mu?

O, yalanın binlerce adından biridir.

***

İlk sosyalist denemenin insana ilişkin pek çok alandaki başarılarının da tanığıyım. Emperyal kapitalizmin zorladığı rekabetin onu önce durdurduğunu, devrimci enerjisini tükettiğini, sonunda yendiğini de gözlerimle gördüm.

Sermaye parıltılı dünyasında çevrecileri bir bir “eğitir” uysallaştırır, kendine benzetirken, sosyalizmin elinde kalan tek ve enternasyonal güç barış mücadelesiydi.

Kendisiyle birlikte onu da yitirdi.

***

Şimdi, doğa önlenmesi güç bir sona doğru yaklaşırken, emperyal sermaye düzeni kendi saflarına kattığı eski sosyalist yeni kapitalist ülkelerle oynayıp duruyor. Bilmediği, bilemediği, eşyanın tabiatı gereği önleyemediği ise kendi yarattığı yeni düşmanların kendisine insanlar için iyilikle dolu bir sistem arayışı ile değil, aydınlık bir dünya görüşüyle değil, barış mücadelesiyle değil, tıpkı kendisi gibi, tanıdığı ama çaresini bilemediği silahlarla karşı koyacağıdır.

Emperyal kapitalizmin şikâyet etmeye artık hakkı olmayacaktır.

***

Şikâyet etmeye insanların hakkı var.

Her şeye rağmen, günahlarımıza, kadir bilmezliğimize rağmen haklı olan yine de bizleriz.

Önümüzde duran iş, bir kere daha denemektir.

Ya biz bir çıkış yolu bulacak, yolu tıkayan kayayı yerinden söküp atacağız ya da doğa bizi tarihin içinden, tarihle birlikte söküp atacak.

e-posta: [email protected]r