Köşe Yazısı

A+ A-

Adalet ve demokrasi için ittifak mı?

01 Eylül 2017 Cuma

Türkiye yeniden büyük bir tehlikenin eşiğinde:
AKP/Erdoğan iktidarı, insanlık tarihinin teknolojik, siyasal ve toplumsal evrimini, Türkiye’de geri çevirmeye, geri çeviremezse de en azından durdurmaya çalışıyor:
Ülkeyi neredeyse ulaşmış olduğu Kentsel/Endüstriyel Demokratik aşamadan geri döndürmek, “Dinsel/ Feodal Diktatörlük” yapısını yeniden egemen kılmak istiyor...
Türkiye Cumhuriyet’inin “Parlamenter Demokratik Rejim”ini bir “Tek Adam Diktatörlüğü”ne dönüştürmeyi amaçlıyor!
Bu çabalar hem insanlık tarihine, hem de toplumsal değişmenin dinamiğine ters oldukları için başarısızlığa mahkûm.
Ne yazık ki, belli toplumlarda ve belli zaman dilimlerinde, demagoji, baskı ve korku ile, geçici bir süre için de olsa, kimi zaman başarıya ulaşmış sanılabiliyor...
Ama insanlığa, tarihe, bilime, karşı oldukları için sonları daima hüsranla bitiyor:
Kimi zaman bütün dünyayı kana bulayarak...
Kimi zaman tüm bir halkı bir süre zulme mahkûm ederek...
Ama toplumu geri götürmek isteyen egemenler için mutlaka ve daima hüsranla!

***

Buna karşılık tarihin ve bilimin insanlığı getirdiği aşamada direnen, bu aşamanın sağladığı Demokratik Rejimi, bu rejimin altında yatan Temel Hak veÖzgürlükleri, bu özgürlüklerin güvencesi olan Bağımsız Yargıyı ve Evrensel Hukuku, Adaleti, Türkiye’de de korumak isteyenler de var.
Üstelik bunlar, insanlık tarihinin doğru çizgisinde durdukları için hem haklılar, hem de güçlüler...
Dolayısıyla mutlaka kazanacaklar.

***

Özgürlükçü ve Demokrat kesimler”, tanım gereği, bir araya pek kolay gelemiyorlar:
Çünkü her biri kendi farklı ve özgün kimliğine çok düşkün.
Din/Tarım toplumlarının Feodal değerlerinin empoze ettiği “Reise bağımlılık” ve “Sürü psikolojisi” bu kesimlerde pek görülmüyor!
Bu nedenle “Reis” çevresinde “Sürü psikolojisi” ile bütünleşenler, tarih ve toplum önünde haksız da olsalar, nitelik ve nicelik olarak “Demokrat ve Özgürlükçü kesimlerden” daha güçsüz de olsalar, zaman zaman, geçici zaferler kazanmış gibi görünebiliyorlar...
Bu geçici “Zafer yanılsamasının” bedelini ise genellikle başta kendileri olmak üzere, tüm toplum, kimi zaman da tüm insanlık ödüyor.

***

Demokrat ve Özgürlükçü kesimler” ancak çok büyük bir tehlike karşısında bir ittifak aramaya, (o da belki) yönelebilirler:
Bugün hem bireysel güvenliklerimizi ve özgürlüklerimizi hem de Demokratik Rejimi tehdit eden “Adaletsizlik” duygusu böyle bir tehlikeyi işaret ediyor.
Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün ve onun devamı olan Adalet Kurultayı’nın, böyle bir“Özgürlükçü ve Demokrat kesimlerin ittifakını” oluşturma şansı, az da olsa var gibi görünüyor.
DİREN ÖZGÜRLÜK...
DİREN DEMOKRASİ...
DİREN ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İTTİFAKI!