Köşe Yazısı

A+ A-

Darbelere direnmeyen adalet mekanizması

Paylaş
instela'da paylaş
08 Eylül 2017 Cuma

AKP/Erdoğan iktidarı, OHAL baskısı altında çıkardığı KHK’lerle düzeni değiştirir ve adalet konusundaki haksızlık ve hukuksuzlukları örtbas etmek için tam bir “en iyi savunma saldırıdır” stratejisi uygularken...
Bu sırada yapılan yeni Adalet Yılı Açılışı’na, savunmanın temsilcisi olarak Türkiye Barolar Birliği Başkanı davet edilmezken...
Törende konuşan Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit bakın ne diyor:
“Tarihsel süreç içerisinde baktığımızda demokrasimiz, darbelerle kan kaybetmiştir. Üzülerek, ifade etmem gerekir ki bu süreçlerde yargı teşkilatımız da iyi bir sınav verememiştir.
Özellikle HSYK yetkisini elinde bulunduran yüksek yargı mensuplarımız, sanki ceza kanununda anayasal düzene karşı işlenen suçları yasaklayan hükümler yokmuş gibi gayrimeşru fiillere sessiz kalmış. Sessiz kalmak bir yana gayrimeşru fiilleri desteklemiş, adeta kutsamış ve onlara meşruiyet kazandırmıştır...”
“...Terör örgütüne üye olan hâkim ve savcıların meslekten uzaklaştırılmaları son derece önemli bir başarı olmasına karşın tamamen bir güven mesleği olan hâkimlik ve savcılık mesleğini icra edenlerin yaklaşık üçte birinin terörist faaliyetlerinin odağında yer alması, halkın gözünde yargıya olan güveni elbette sarsacak bir durumdur.
Toplumun yargıya güven duymadığı bir hukuk sisteminde yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanamaz.”

***

Cirit’in konuşması çok çarpıcıdır:
Sanki AKP/Erdoğan iktidarı döneminde yargının, Demokratik Rejimi koruyamamasını anlatmaktadır!
Çünkü Yargıtay Başkanı’nın darbelere karşı demokrasiyi korumakta “iyi bir sınav veremediğini” belirttiği yargı teşkilatımız, aynı başarısızlığı AKP/Erdoğan iktidarı dönemindeki sivil darbe konusunda da sergilemiştir...
Hemen akla gelen örnekler şöyle sıralanabilir:
1) Çok uzun süre, FETÖ’nün yargı içinde yuvalanmasına destek olmuş, medyayı, üniversiteleri, askeri ve sivil bürokrasiyi tarumar ederek baskı altına alan Birinci Silivri Trajedisi sırasında yapılan tüm haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliklere göz yummuştur.
2) 12 Eylül 2010 Halkoylamasında, oylamaya sunulan maddelerin Demokratik Rejim Felsefesi ve hukuk tekniği bakımından sahip olduğu eksik ve yanlışlara gözlerini kapatmıştır.
3) Erdoğan’ın Başbakan olarak, istifa etmeden Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmasına yeşil ışık yakmıştır.
4) Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlandıktan sonra Erdoğan’ın AKP Genel Başkanı olarak Parti Kongresi toplamasına, birtakım usul oyunlarıyla, izin vermiştir.
5) Erdoğan’ın, tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı kimliğiyle, seçim dönemlerinde aktif parti propagandası yapmasına göz yummuştur.
6) 6 Nisan 2016 Halkoylamasının OHAL baskısı altında ve KHK’lerle düzenlenen maddelerle yapılmasına, bu yetmiyormuş gibi, hem Demokratik Rejim Felsefesi hem Hukuk tekniği açısından sahip olduğu eksik ve yanlışlara onay vermiştir.
7) Zaten Demokratik Rejim Felsefesi açısından meşruluğu tartışmalı olan 16 Nisan 2016 Halkoylamasında, yasaya aykırı olarak, mühürsüz oy ve mühürsüz zarf kullanılmasını kabul etmiş, oylamanın illegal biçimde sonuçlandırılmasını onaylamıştır.
8) Demokratik Rejimin, OHAL baskısı altında, OHAL ilanı konusu dışında kalan KHK’lerle yönetilen otoriter bir ucubeye dönüşmesine, Anayasa Mahkemesi’nin eski içtihat kararlarını bile değiştirerek, onay vermiştir.

***

Benim “göz yummuştur”, “sessiz kalmıştır”, “onay vermiştir” dediğim konularda bakın Cirit “Yargı teşkilatı” için ne diyor:
“Sessiz kalmak bir yana gayrimeşru fiilleri desteklemiş, adeta kutsamış ve onlara meşruiyet kazandırmıştır...”
İşte tam da bu nedenle ben yaşadığımız günleri “Yüksek Yargı’nın desteğiyle yapılan Sivil Darbe Dönemi” olarak adlandırıyorum.

***

Cirit, ayrıca “...hâkimlik ve savcılık mesleğini icra edenlerin yaklaşık üçte birinin terörist faaliyetlerinin odağında yer alması...” diyor.
Soruyorum bu (sızma filan değil) doğrudan atamalarla terörist faaliyetlerin odağında yer alanların yargıya yerleştirilmelerinden kim sorumludur?
KİM?
AKP/Erdoğan iktidarı (hem de doğrudan doğruya) sorumlu değil midir!
Bu atamalara çanak tutanlar yargı mensupları değil midir!

***

Yazımı Cirit’in sözleri ile bitiriyorum:
“Toplumun yargıya güven duymadığı bir hukuk sisteminde yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanamaz.”
Yüksek Yargının kimi zaman sessiz kalarak, kimi zaman onay vererek otoriterleşmeyi desteklediği bu ortamda daha kararlı olarak haykırıyoruz:

DİREN YARGI...
DİREN ADALET...
DİREN DEMOKRASİ!

Tümü Emre Kongar - Son yazıları

Adalette ‘zulmün artsın’ noktası 24 Eylül 2017 Paz
Şerif Mardin ve Said Nursi 22 Eylül 2017 Cum
Sağ iktidarlar, askeri darbeler ve üniversiteler 21 Eylül 2017 Per