Köşe Yazısı

A+ A-

Tutuklu gazeteciler raporu

10 Eylül 2017 Pazar

Yarın Cumhuriyet mensuplarının duruşması var... Kendilerine yapılan haksızlık ve hukuksuzluklara bir son verilmesini diliyorum.
Bu vesile ile CHP’nin Adalet Kurultay’ındaki “Tutuklu Gazeteciler Çalıştayı Raporu”nun özetini yayımlıyorum.

***

Demokrasinin İlk Şartı Özgürlük
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Utku Çakırözer, “Hak, hukuk, adalet dediğimiz bir dönemde medyada özgürlüğü, adaleti sağlayamazsak, biz, Türkiye de demokraside istediğimiz yere asla varamayız...” dedi.

171 Gazeteci Tutuklu
Figen Çalıkuşu Türkiye’de 171 gazetecinin tutuklu olduğunu, 187 basın yayın kuruluşunun kapatıldığını belirtti. “Gazetecilerin yazılarının ya da açıklanan düşüncelerinin ‘cebir ve şiddet’ unsuru ile bir tutularak cezalandırılmak istenmesi tam bir akıl tutulmasıdır” dedi.

Zindanların Boşalması İçin Mücadele
Pınar Türenç, “Cezaevlerinde adalet yok ediliyor, hukuk çiğneniyor, bir de insanlık suçu işleniyor...
11 Eylül’de Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin Silivri’de duruşması var... Çağlayan’dan neden Silivri’ye alındı bu duruşmalar? Oraya bizlerin, yurttaşların rahat gidememesi için.
Zindanlardaki gazetecilerin özgürlüğü için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.

Tek Tipten Vazgeçin
Turgay Olcayto, “Meslektaşlarımız badem rengi tek tip elbiseleri giymeyi asla kabul etmiyor. İnsan onuruna aykırı buluyor. Koğuşlarımızda çıplak dolaşacağız diye açıklama yaptılar” dedi.

Medya Hiç Bu Hale Düşmemişti
Erdem Gül, cezaevindeki gazetecilerin Türkiye’deki hak ve özgürlük mücadelesini yakından takip ettiklerini vurgulayarak, “Dışarıdaki adalet arayışı onları çok heyecanlandırıyor. Hayat sadece içeridekiler için değil, biz dışarıdakiler için de çok zor. Dışarıdaki düşünce özgürlüğü, içeriden daha kısıtlı” dedi.

Gül, “Hiçbir dönem medya bu hale gelmedi. Meslektaşlarının cezaevinde olmasını hatta yok olmasını isteyen gazeteciler olduğunu görmek çok üzücü” dedi.
Toplumun Her Kesimi Mücadele Vermeli
Doğan Tılıç, “90’larda öldürülen gazetecileri sayıyorduk, bugün tutuklu gazetecileri sayıyoruz. Bizler ne ölüleri saymak, ne de tutukluları saymak gibi bir durumla karşı karşıya kalmamalıyız. Tutuklu gazeteciler meselesi sadece gazetecilerin meselesi değildir. Toplumun her kesimi bu mücadeleyi vermeli... Bu genel özgürlükler, dayanışma meselesidir” diye konuştu.

Aileler de Tutuklu
Şehriban Aksoy, “Sadece eşim Murat tutuklu değil. Bizim de her şeyimiz elimizden alındı. Biz aileler de dışarıda tutuklu gibiyiz” dedi.

Evrensel Hukuku Hep Hatırlatacağız
Celal Ülgen, “Siyasi iktidar temel olarak ben ‘asla ve asla düşünce özgürlüğüne müsamaha edemem, yargı bağımsızlığına müsamaha edemem, edersem bu benim sonum olur’ diyor. Medyada korkunç bir şekilde yandaşlık var. Bu nedenle sesimiz çıkmıyor. Bizler düşünce özgürlüğünün suç olmadığını göstermek için bütün evrensel kuralları hatırlatacağız. Direneceğiz, gerekirse cezaevlerine atılacağız ama hukuktan, haktan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Düşünceyi Sorguluyorlar
Ergin Cinmen yaşanılan dönemin 12 Eylül’den daha fazla hak ihlaline sahne olduğunu belirterek “Bu dönemin iki önemli dikkat çeken özelliği var. Birincisi... düşünce özgürlüğünü ihlal etmeye başladılar. Yani bırakın yazıyı, ifadeyi; artık düşünceyi sorguluyorlar. Cumhuriyet davasında atılan manşeti, arkasındaki niyeti ve düşünceyi sorguluyorlar” dedi. İkinci olarak “Savunma özgürlüğünün sıfırlandığını” belirten Cinmen, “Siz müvekkilinizle görüşürken kayda alınıyorsunuz. Savunma hakkınız elinizden alınıyor. Burada barolarımızın bir şeyler yapması lazım” dedi.

Ayrışmaya Değil Birlikteliğe İhtiyaç Var
Bülent Utku da, “Anladık ki Türkiye’de hukuk yok. Mahkemede hâkim hâkim değil, yasa yasa değil. Bu süreçte barolara olağanüstü görev düşüyor. Adalet Nöbetigibi eylemliliklere ihtiyaç var. Ölçümüz insan hakları, demokrasi ve hukuka inanan insanlar ölçüsünde birlikteliğimizi sağlamak lazım. Alevi, Kürt, Türk gibi toplumu ayıran özellikler gibi görünen kavramları görmezden gelmeliyiz” dedi.

Sorunlara İnsani Yaklaşılmalı 
Mehmet Ali Devecioğlu yaşananların insan onuruna aykırı şeyler olduğunu belirtti. “Hepimiz Alevi, Kürt, sağcı solcu olmadan önce insanız. Haklarımız var. Birbirimizin hakkına hukukuna öncelikle insani açıdan bakmamız lazım... Bu süreci uzatmak adına yapılan uygulamalar, haksız, hukuksuz yapılan şeyler insan onuruna aykırı şeyler” dedi. 

Uluslararası Hukukun Yolları Açılmalı 
Eyüp Burç, Bakanlar Kurulu kararıyla kapatılan yayın kuruluşlarının birçoğunun haklarını arayamadığını, idari mahkemelere gidemediğini vurguladı. Burç, “Şu anda tek umut AİHM’yi zorlamak ve kapatılan kurumların gelecek yollarını açmak. Burada CHP’ye büyük görev düşüyor. İtirazlar yapılarak, uluslararası hukuk zorlanmalıdır” dedi. 

***

Yarınki duruşma için daha da kararlı bir biçimde:
DİREN ADALET...
DİREN DEMOKRASİ!

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Doğan Tılıç, Utku Çakırözer