Köşe Yazısı

A+ A-

Kulaklarımıza inanalım, evet öyle dedi...

11 Eylül 2017 Pazartesi

İslam İşbirliği Teşkilatı, Kazakistan’da 1. Bilim ve Teknoloji Zirvesi düzenlemiş. Bu zirveyi 100 yıl - 1000 yıl sonra da düzenleyebilirlerdi; o zamana kadar kalmayabiliriz ortalıkta, düşüncesiyle birinin aklına gelmiş olabilir. Acaba biz neden Batı piyasasının esiriyiz, yoksuluz, üretemiyoruz, satın aldıkça da yoksullaşıyoruz ve bizi parçalıyorlar diye düşünmüş olabilirler.
İyi tabii, bu düşüncelerini bu zirvede hayata döküyorlar, bu konulara emek vermiş biri olarak sevinçten uçmalıyım!..
Ama oradan bir iş çıkmaz, çünkü hiçbirinde demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, kadın-erkek eşitliği, basın özgürlüğü, siyasi ahlak, liyakat, kendi yaratıcı insan kaynaklarına özgürlüğün ve yaratıcı üretimin önünü açmak gibi bir devlet ve ülke yapısı yok. Laf ola beri gele... Yine de eğer oradaki zirvede konuşulanların ve bazı kararların kırıntılarının kendi toplumlarına ulaşması bile iyidir diyelim!
Cumhurbaşkanı Erdoğan da zirvede konuşma yapmış. Söyledikleri hoşuma gitti! Allah aşkına şu konuşmayı yapan bir lider var, daha ne isteriz:
“İslam medeniyeti, özünde bir ilim ve irfan medeniyetidir. Müslümanların dünya siyasetine yön verdikleri dönem aynı zamanda bilginin, ilmin, yeniliğin merkezi oldukları dönemdir. Ne zaman ki Müslümanların hayatında okuma, ilim tahsil etme, araştırma, sorma, sorgulama ikinci plana düşmüştür, işte o zaman gerileme ve çöküş de başlamıştır.”
Not: Yahu çevresindekiler bizim yazılarımızdan kopya çekip konuşmasına monte etmişler. Neyse işe yarıyoruz galiba!

***

“Bugün İslam dünyasındaki nüfusun yüzde 55’i okuma yazma dahi bilmiyor. OECD ülkelerinde milli gelirden eğitime ayrılan payın ortalaması yüzde 5.2 iken bu oran İslam dünyasında yüzde 1’i dahi bulmuyor.”
Not: Sanki bir eğitim uzmanı konuşuyor ve Türkiye’yi de eleştiriyor.

***

“En başarılı çocuklarımızı, en parlak beyinlerimizi Batılı kurumlara ve ülkelere kaptırıyoruz.”
Not: Ne kadar doğru! Birileri Cumhurbaşkanı’nın kulağına şunları fısıldamalı: “Efendim uyguladığımız eğitim, kültür, tutuklama, üniversitelerden atma, muhaliflerin sesini kısma, üniversitelerin başına bilimci değil iktidarcı siyasal elemanlar yerleştirme, liyakatı çöpe atma, hapishane ve sopa politikası, en iyi gençlerimizin bu kez kitlesel halde ABD ve Avrupa’ya göçünü hızlandırdı.. bizzat biz parlak beyinlerimizin göçüne hizmet ediyoruz.”

***

“Günümüzün en önemli güç kaynağı olan enformasyon ve bilgi teknolojileri konusunda üreten değil tüketen konumundayız... Dün olduğu gibi bugün de güçlü ülke olmak, bilgiyi üretmekten ve bilgiyi en iyi şekilde işleyebilmekten geçiyor.”
Not: Birden bu konuları boşuna yazıp çizdiğimizi düşündüm. Baksanıza en tepede bilinç düzeyi çok yüksek!

***

“..İnsanın gayesi dünyanın nimetlerinden istifade ederken onu korumak ve gelecek nesillere en iyi şekilde devretmektir... Çevreyi kirleten, doğal kaynakları düşüncesizce tüketen, kazanç uğruna savaşı, çatışmayı, katliamları meşru gören bir kalkınma modelini biz asla benimseyemeyiz. Öyleyse bizlerin dayanışmayı, yardımlaşmayı ve paylaşmayı esas alan bir anlayışla hareket etmesi gerekiyor.”
Not: Hangi çevreci, anti-serbest piyasacı, toplum içinde dayanışmayı ve paylaşmayı arzu eden, hadi diyelim solcu, yukarıdaki sözlerin altına imza atmaz? Ben attım bile!

***

Peki şuna ne demeli: “Barış, istikrar ve güvenlik olmadan kalkınma ve ilerleme olamaz. İslam ülkelerinin şu dönemde çatışmaya ve gerilime değil vahdete, birlik ve beraberliğe ihtiyacı bulunuyor.”
Not: İnsanların (Erdoğan’ın) değişmeyeceğine inananların kulağına küpe olsun bu konuşma. İnsan değişir! Türkiye’ye ne zaman dönüyor Cumhurbaşkanı? Örneğini yukarıdaki konuşmada net görmüyor muyuz?! Eh artık bu konuşmayı yaptıktan sonra...
Bugün ucube, hukuksuz, yasalarda karşılığı olmayan zırva iddialarla yargılanan Cumhuriyet çalışanları Kadri Gürsel, Ahmet Şık, Murat Sabuncu, Akın Atalay, Emre İper arkadaşlarımızın neden içeride tutulduklarını ve salıverilmediklerini de yanındakilere soracaktır!
Bu kez, konuşmasının ruhuna sadık kalarak, kendisinden yasalara uygun “racon kesmeyi” bekliyoruz! Yoksa, bu metni kim yanlışlıkla Cumhurbaşkanı’nın eline tutuşturdu diyeceğiz...