Köşe Yazısı

A+ A-

Aydın kükürt soluyor, kan ağlıyor!

12 Eylül 2017 Salı

Emperyalistlerle işbirliği halinde iktidara gelen yöneticiler, Türkiye’nin suyunu, toprağını, tahılını, sebzesini, meyvesini, emperyalistlere kurban ediyorlar:
Dünyanın en verimli topraklarından birine sahip olan Aydın ilimiz ilk sırada zarar görenlerden:
Tütünü bitirdiler...
Pamuk yaşam savaşı veriyor...
Şimdi sıra incir ve zeytinde!
Jeotermal santralların havaya yaydığı kükürt bulutu ve nehirlere verdiği zehirli su, Aydın ilimize son öldürücü darbeyi vuruyor!

***

Bir dost sofrasında sohbet ettiğimiz yaşlı çiftçi ağlıyor:
“59 yıllık emeğim boşa gitti, incirlerim, zeytinlerim hep kurudu” diyor.
Sahilde yürürken önümü kesen Ziraat Mühendisi, “Ziraat Odası olarak canhıraş bir mücadele veriliyor ama kulak asan yok” diye iktidarın duyarsızlığından yakınıyor.
Pazar yerinde konuştuğum Aydınlı köylü kadın, “Kara bir bulut çöktü üstümüze, artık ne doğru dürüst incir yetişiyor ne de zeytin” diyor!
Çine’ye gidiyorum, halk isyan içinde, herkes “Hayatlarımızı söndürdüler” diye haykırıyor.

***

Sosyal medyada dolaşırken bir feryatla karşılaşıyorum:
“Aydın’da yaşayan bir vatandaş olarak bu durumu hafife alan varsa buyurun gelin:
1. Sabah erken saatlerde kent merkezinde biraz yürüyelim. Leş gibi bir b.k kokusu altında kusmadan yürümeye çalışın. Kokunun kaynağı h2s, yani hidrojen sülfür, çok güçlü bir zehirdir aynı zamanda.
2. Gelin Nazilli’den Germencik’e kadar uzanan hat üzerindeki incir üreticileriyle konuşalım. Jeotermal sözünü duydukları anda lafına küfürle başlamayan birine rastlarsanız tüm yol masraflarınızı ben karşılayacağım.”
Bir mühendis, halkın “Kara Bulut” diye lanetlediği ölümcül olayı şöyle açıklıyor:
“Jeotermal enerji üretiminde açık ve kapalı olmak üzere 2 sistem var. Kapalı sistemde yeraltından çekilen suyun buharı kullanıldıktan sonra tamamı yeraltına geri gönderilir. Bu sistemin verimliliği yüzde13’tür.
Açık sistemde ise yeraltından çekilen suyun buharı kullanıldıktan sonra yüzde 75’i toprağa geri döndürülürken yüzde 25’lik kısmı buhar olarak atmosfere salınır. Bu sistemin verimliliği ise yüzde 18’dir.
İki sistem arasında olan yüzde 5’lik verimlilik farkı direkt kâr olarak elektrik üretimine yansımaktadır.
Açık sistemde atmosfere verilen buhar ağır metaller ve yüksek miktarda bor içermektedir. Buhar sıvılaşıp toprağa döküldüğünde direkt çoraklık oluşturmaktadır ve ayrıca bu doktora çalışmalarıyla da ispat edilmiştir.”

***

Yetkili makamlara verilen dilekçeler sudan yanıtlarla geçiştirilmekte, halkın protesto eylemleri ise yetkililer tarafından kimi zaman güzellikle kimi zaman da baskıyla engellenmektedir!
12 Eylül 1980’i ve 12 Eylül 2010’u Türkiye’yi bugünlere getiren askeri ve sivil darbeler olarak anarken:
EMPERYALİZME HAYIR:
DİREN DEMOKRASİ...

DİREN ADALET!