Köşe Yazısı

A+ A-

Beyin gücü- Beyin göçü

22 Eylül 2017 Cuma

Türkiye çözülüyor, parça parça... Eğitimli gençler, bu ülkede kendilerine gelecek göremeyenler sessiz sedasız dünyanın bir yerlerine dağılıyorlar; belli bir geliri, belli bir yaşam düzeyi olanlar, çocuklarının geleceğini artık burada aramaktan vazgeçiyorlar. Kısacası Türkiye’nin beyin gücü göç ediyor. Hem de arkasına bile bakmadan...
Bu acı gerçek Türkiye’nin bir ayıbı. Utanç kaynağı olmalı. Ama AKP iktidarının tek yorumu “dış mihraklar edebiyatı”. Geçen hafta Tayyip Erdoğan’ın, “En parlak beyinleri Batı’ya kaptırmaktan” yakınmasının hemen peşinden, eğitim için yurtdışına gidenlerin ajanlıkla suçlanması geldi. Şöyle bir durup “Biz nerede yanlış yaptık acaba?” diyeceklerini artık beklemediğimize göre;
Bunun sadece iki izahı var:
- Ya bu eğitim işinden hiç anlamıyorlar: 2001 yılından beri tek başına iktidarda AKP; 15 yılda eğitim sisteminde 14 farklı değişiklik yaptı. Gelinen noktada Türkiye’nin eğitim kalitesi düzeleceğine daha da kötüleşti. PISA verileri, Beşeri Sermaye Raporu, Küresel Rekabet Endeksi, durumu yeterince gözler önüne seriyor.
- Ya bu ülkede insanların iyi ve kaliteli eğitim almasını istemiyorlar. Tek amaç, kendi çıkarlarına hizmet edecek kuşaklar yetiştirmek... Bu da, müfredat değişiklikleri ile imam hatip gibi okullarının sayısını çok fazla artırarak, eğitimi yandaş cemaat, tarikat, vakıf ve sendikalara teslim ederek yapılıyor. Tabii son hızla... Çünkü rejim değişirken eğitimin bunun dışında kalması mümkün değil.
Halbuki içinde bulunduğumuz çağda, ülkelerin kendi insan kaynaklarını en üst düzeyde becerilerle donatmaları, kalkınmalarının da anahtarı. Diğer ülkelerle rekabetin koşulları belli. Eğitimin sadece bir diploma olarak algılanmasının sonuçlarını toplum olarak yıllardır yaşıyoruz. Türkiye “Dindar ve kindar bir ortaçağ devleti”ne doğru yol alırken işin ayırdında olan ülkeler çocuklarına 7 küresel beceri kazandırmanın yollarını arıyorlar: Eleştirel düşünme, işbirliği, zihinsel çeviklik ve esneklik, inisiyatif alma, sözlü ve yazılı iletişim, veri analiz ve hayal kurma.
Türkiye ise iyi öğrenciyi kötü okula mecbur bırakarak o öğrenciyi sıradanlaştırıyor.
Aslında bu vahim tablo içinde önemli bir çıkış noktamız var. İstisnasız herkesin, kendi çocuğunun iyi bir eğitim almasını istediği gerçeği. Bu, varsıl, yoksul Türkiye’nin her yerinden hemen hemen bütün ailelerin arzusu. Bu önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Aynı zamanda başta muhalefet olmak üzere AKP’nin kurgulamaya çalıştığı rejimi kabul etmeyen herkese önemli görevler düştüğünü... Bir anlamda seferberlik zamanı da diyebiliriz. Yakınmak, eleştirmek, başkalarından beklemek dışında bireysel, yerel, bölgesel çözümler sunmak... Sayıca az da olsalar bunu yapanlar var.
Kendi insanımıza, beyin gücümüze sahip çıkamazsak, arkalarından bakarak söyleyecek tek bir sözümüz olacak...
O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler...

Tümü Özlem Yüzak - Son yazıları

Yeni bir siyaset... Yeni bir ekonomi 14 Haziran 2019 Cum
Honaz’ın seçimi... Honaz’ın kirazı... 31 Mayıs 2019 Cum
İsrafın anatomisi 24 Mayıs 2019 Cum