Mümtaz Soysal

Yorgunluktan Sıyrılış

07 Eylül 2008 Pazar

ÖZGEÇMİŞ anlatımlarının hiçbiri İrfan Yalçının İçimdeki Zonguldakkitabı kadar yorgunluk dolu değildir herhalde. Neredeyse her yerinde yorgunsözcüğü.

Kentin sokakları yağmurdan yorgundurlar.

Küçük limanın ışıkları yorgundur.

Yaşlı çöpçü katırları da.

O kadar yaşına karşın Zonguldakın en dik yürüyen adamı Nüfusçu Ahmet Efendinin çinkodan entari giydirilmiş iki katlı evi bile yorgundur.

Ustaca kullanılan bu yazım tekniği, sonuçta Türkiye sınaileşmesinin ağır işçisi Zonguldakın şimdiki durgun melali ile orman cenneti olmadı çocukluğumdiyen yazarın hüznü ile bütünleşiyor. Ne var ki, bu hüzün sevgisizliğin hüznü değildir. Tam tersine, İrfan, çocukluğundan beri yoran, tutsak eden, göz açtırmayanve başta yorgun, duygusalanne olmak üzere bütün bir ailenin gelen aşırı sevgisinden yakınır kitap boyunca.

İster istemez, bugünkü kentin yoksulluğunu, çirkinleşmesini, çürüyüşünü anlatan satırlardaki kızgın kötümserliğin de aslında içindeki kente duyulan aşırı sevgiden kaynaklandığını düşünmeden edemiyor insan.

Ama, yalnız İrfan Yalçına ve Zonguldaka özgün bir duygu değil bu. Kitaptaki anlatımla zenginler sevdalısı, yoksullar düşmanı Özaldan beri yapılanlara karşı tepkinin kökeninde de bu cennet vatana duyulan aşırı sevgi yok mu? Köşe dönmeciliğin, açgözlü işbilirliğin, doymazlığın, bencilliğin, dış çıkarlara hizmetçiliğin yarattığı tiksinti, artık ayıp sayılan ve kendimize dahi itiraf etmekten çekindiğimiz bir aşırı yurtseverliğin sonucu değil mi?

Hepimiz, neredeyse otuz yıldır, yapılanları eleştirmekten, başka türlü de olabileceğini de anlatmaktan, kötü gidişi durdurmak için didinmekten yorgun düşmedik mi? Ülkenin bazı yerleri Avrupa ve Batı özentisiyle gökdelenlere, ışıklı asma köprülere, lüks tüketim çılgınlığına kavuşurken Zonguldak gibi kötüleşen, Bartın gibi çirkinleşen yerlerin verdiği hayal kırıklığı, üzüntü ve hüzün bir kısmımızı umutsuz bir yenilgiyi kabullenmeye kadar sürüklemedi mi?

Ama, bakın kitabın sonunda Türkiye için sessiz ve yumuşak bir ölüm mü isteniyor?diye soran hüzünler yazarı İrfan, Zonguldaka nasıl sesleniyor: Sen ki kan, ateş ve emekten fışkıran cumhuriyet bağının en güzel salkımısın; sen ki öldükçe dirilensin; beni ta yüreğimden çağıransın; çürümelere bırakılsan da, ölmekten yorulsan da, yapraklar dolusu güzler içinde kalsan da, yüreğindeki cevherle yine en önde koşacak, yine ocaklar dolusu doyuracaksın! İşte haykırıyorum; gelecek o altın günler; düşmeyecek yere bayraklarımız. Türkiyeyiz hepimiz, sen Türkiyesin Zonguldak!

Siz de köşenizdeki yorgunluktan böyle haykırarak sıyrılamaz mısınız?

[email protected]