Köşe Yazısı

A+ A-

Sayın savcı ve yargıçlar, biraz cesaret lütfen

09 Kasım 2017 Perşembe

Başlıkta böyle diyorum, ama hem savcılar hem yargıçlar, iktidarın beğenmeyeceği karar alanlara karşı yaptırımları da bilmiyor değiller! Hoop görevden alınıyor ve daha düşük düzeyde bir göreve atanıyor. Vicdanına göre karar veren bir yargıcı mesela Bakırköy Adliyesi’nde buluyorsunuz.
Ama hukukun, yasa ve anayasaya göre karar vermenin yolunu açacak olan biz değiliz, yine savcılar ve yargıçlardır...

Top dolaştırma
Önceki gün Enis Berberoğlu’nun 25 yıla mahkûmiyetinin götürüldüğü Bölge Adliye Mahkemesi, yani istinaf mahkemesi ile mahkûmiyeti veren 14. Ağır Ceza Mahkemesi arasında bir “top dolaştırma”ya tanık olduk. İstinaf mahkemesi, verilen kararın yanlış olduğunu belirterek kararı bozmuş ve dosyayı mahkemeye iade etmişti. Mahkeme bekledi, bekledi ve “yanlış yapıyorsun, madem kararı bozdun, o zaman yargılamayı sen yapacaksın, yasa böyle” gerekçesiyle dosyayı yüksek mahkemeye geri gönderdi.
Ortada bozulmuş bir karar var, ama hakkındaki 25 yıllık mahkûmiyeti ortadan kalkan Berberoğlu hâlâ hapiste! Birisinin yeniden yargılama yapması ve hatta Berberoğlu’nu eski tutuksuz statüsüne geri döndürecek bir karar vermesi gerekiyor.
Buna cesaret gösteren yok.
Hüseyin Ersöz söyledi, Yargıtay’ın bu tür anlaşmazlıkta verdiği bir karar var: İlk kararı veren mahkemenin tek yapacağı, üstündeki mahkemenin (Bölge Adliye Mahkemesi) kararına uymak... Dosyayı geri gönderemez. Sıfırdan yargılama yapması gerekir, tabii Berberoğlu’nu da salıvermesi...
Bunu yapmıyor, Berberoğlu’nu salıveren mahkeme heyeti olmak istemiyor veya buna cesaret edemiyor ve topu üst mahkemeye atıyor: Sen serbest bırak diyor yani!

Korku ve kaygı
Aslında, karara itirazın yapıldığı Bölge Adliye Mahkemesi de dosyayı geri göndermeyip yargılamayı kendisi de yapabilirdi, bu yasal hakkı var.
Ama bunu yapsaydı, Berberoğlu’nu da serbest bırakmak zorunda kalacaktı.
Niye top çevriliyor?
Çünkü Berberoğlu’nun davası ve mahkûmiyeti siyasi!
O zamanlar yazdık çizdik: Berberoğlu tutuklaması, iktidarın CHP’ye karşı bir saldırısı... Ayrıca davacı olan Cumhurbaşkanı’nın ta kendisi. Yargıyı kontrol altında tutan bir yapıyı oluşturan Cumhurbaşkanı’nın bizzat izlediği bir davanın beraatla sonuçlanması, şüphesiz ki iktidar için sinir bozucu bir durum yaratabilir!
Bu, boşuna bir dava. “Suç delili” yok. Daha doğrusu, “suç” olarak gösterilen “TIR silahları” konusunda, bugünlerde pek ortada gözükmeyen Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bir karar var: Bunlar gizli belge olmaz, çünkü daha önce kamuoyunda yayımlandı ve aleniyet kazandı, bunların yeniden yayımlanması suç oluşturmaz...
Buna rağmen, bu belgeleri yayımlayan Cumhuriyet gazetesi o zamanki yayın müdürü Can Dündar’a ve Erdem Gül’e dava açılmıştı. Peki, belgeleri nereden bulmuşlardı? Dündar’ın “bir solcu milletvekilinden aldım” yazısı üzerine, arandı tarandı ve bu kimsenin Enis Berberoğlu’nun olabileceğine karar verildi! Çünkü ikisinin arasında telefon görüşmesi yapılmış! Ama belge alışverişini kanıtlayacak ortada hiçbir şey yok.

Kanıt değil kanaat devrede
Ama mahkeme kanıta göre değil, kanaate göre karar verdi.
Şu dönemde mahkemelerin yaptığı bu: Kanıt olmasa bile kanaat önemli! Yargı sisteminde, ceza maddelerinde olmayan bir “belge” oldu kanaat!
Şüpheniz olmasın: Bunu dayatan da iktidarın kendisi.
Demokles’in kılıcını yargının üzerinde sallandırırsan, yargının elini ayağına dolaştırırsın.
Zaten yargı sorunlu. Halkın güveni yüzde 30! Siyasetin gölgesi yargının kendi itibarını yukarı çekmesini engelliyor.
Adalet yoksa, ülke çökmüş demektir.
Büyükada tutuklamaları, Osman Kavala tutuklaması, Cumhuriyet gazetesi tutuklamaları, Sözcü gazetesi davası ve Berberoğlu... Bunların tümü siyasi davalardır ve arkasında siyasi iktidarın büyük gölgesi vardır.

***

Ama yine de, savcı ve yargıçlar adil olmadan ve yasal davranmadan ülkenin önü açılamaz.
Biraz cesaret!
İçeride tutulmakta olan 4 Cumhuriyetçi arkadaşımızın serbest bırakılması için de biraz cesaret lütfen!

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Can Dündar, Enis Berberoğlu