Hüseyin Baş

Kafkasya Savaşından Ders Çıkarmak...

09 Eylül 2008 Salı

 

Ne savaşa hazırlanıp Güney Osetyaya saldıran Saakaşvili, ne de destekçisi ABD uğranılan hezimetten ders almışa benziyor. Saakaşvili ve destekçileri hiçbir şey olmamış gibi yola devam etme kararında görünüyor. Gürcistanda yüz binler, tıpkı ABD ve AB gibi yenilginin mimarına destek verirken durduk yerde kaybettikleri Güney Osetya ve Abhazyayı geri almanın düşünde.

Birleşik Devletler Gürcistana insani yardımın yanı sıra ilk ağızda bir milyar dolarlık ekonomik yardım sağlayacağını açıklıyor. AB dönem başkanı Sarkozynin dışişleri bakanı Kouchnerin yüksekten atarak ABnin Rusyaya ağır cezalar kesileceğini açıklamasına karşın, kuşkusuz Rusya ile olan kapsamlı enerji anlaşmalarını tehlikeye atmama ferasetini göstererek, Rusyaya keseceği ağır faturayı düyuna bırakarak gerilimi geçiştirme yolunu seçiyor. Akıllı, ama aynı zamanda zorunlu bir tutum.

W. Bush yönetiminden aynı feraseti beklemek, kuşkusuz beyhude. Tam tersine savaşa doymayan başkan giderayak yeni savaşlara gerekçe hazırlamak için, insani yardımbahanesiyle Karadenize savaş gemileri gönderip Irak savaşının önde gelen şahinlerinden Başkan Yardımcısı Dick Cheneyyi Ukraynaya, Gürcistana, Azerbaycana koşturarak Kafkasyanın petrol kaynakları ve enerji yollarına ilgisinin sürdüğünü, çevre ülkeleri NATOya üye yaparak ya da oralara füze kalkanları yerleştirerek Rusyayı kuşatma planından vazgeçmediğini en açık biçimiyle ortaya koymakta sakınca görmemektedir.

Avrupa Birliğinin Rusya ile olan gerilimi yatıştırma çabalarına karşın, Saakaşvili ve ABDnin saldırı öncesindeki tutumlarını sürdürmeye kararlı oldukları gözlemlenmektedir. Nitekim, Rusya Başbakanı Vladimir Putinin, Washingtonın Gürcistana insani yardım ulaştırmak için neden yük gemileri yerine savaş gemilerini seçtiği ile ilgili sorusuna geçerli bir yanıt vermekte zorlandığı da gözden kaçmıyor. Açıkça görünen o ki Birleşik Devletler Karadenize savaş gemilerini yollayarak, bir yandan Gürcistana geç de olsa moral vermenin yanı sıra Rusyaya silah göstererek gözdağı vermeyi ve gerilimi sıcak tutmayı amaçlamaktadır.

Ama Rusya Başbakanı V. Putinin Washingtonı etnik bir anlaşmazlığın taraflarından birine silah ve politik destek sağlamaklasuçlamasıdır. Rusya Başbakanı 29 Ağustos 08de Alman televizyonu ARD ile yaptığı ve Rusya hükümetine ait sitede yayımlanan söyleşide, ABD yönetiminin savaşı Beyaz Sarayın iki adayından birine yardım etmek için kışkırttığını ileri sürmektedir. Yardım edilmek istenen ise, kolaylıkla anlaşılacağı gibi Cumhuriyetçilerin adayı McCainden başkası değildir. Rusya Başbakanı Putin konuyla ilgili görüşlerini şöyle sürdürüyor: “Bütün bunların küçük bir zaferinsağlanması için yapıldığını sanıyorum. Zaferin yenilgiyle sonuçlanması durumunda ise Rusya düşmanilan edilerek seçmenlerin Cumhuriyetçi adaya yönelmeleri sağlanacaktı!”

Rusya Başbakanı Putinin 29 Ağustos 08de söyledikleri ilk bakışta bir fantezi sayılabilir. Ancak W. Bushun, Vladimir Putinden beş gün sonra McCainle ilgili söylediklerine bakıldığında Rusya Başbakanının görüşlerinin fantezi olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. W. Bushun Cumhuriyetçilerin 3 EylüI 08de gerçekleştirilen kongresine video konferansla bağlanarak yaptığı konuşma, özetle şöyle: John McCain ülkenin başkomutanlığı için gereken cesarete ve öngörüye sahiptir. 11 Eylülün derslerinin akılda tutulması gereken bir dönemde başkan olarak ihtiyaç duyduğumuz kişi “John McCaindir.Ve McCainin destekçisi senatör Lieberman: Savaştaki bir Amerika için en iyi seçim McCaindir. Birleşik Devletlerde seçimin kazanılması için, özellikle adaylar arasında küçük marjların sonucu etkileyebileceği durumlarda, dünyayı ateşe vermek dahil, her şey mubahtır!

Bu açıdan yaklaşıldığında W. Bush yönetiminin Sayın Gülün Erivan ziyaretini de seçim malzemesikapsamında gördüğü anlaşılmaktadır. 90 küsur yıllık husumetin 90 dakikalık bir futbol karşılaşmasında çözüme ulaşmasını, kuşkusuz, kimse beklemiyor. Amaç Türkiye kapısının açılarak ekonomik sıkıntıda olan Ermenistanın dış dünya ile ticaretini kolaylaştırmakla sınırlı. Bunun ABDnin güçlü Ermeni diyasporasını fazlasıyla memnun edeceğinden ve Ermeni oylarının daha yoğun biçimde McCaine yöneleceğinden kuşku yoktur. Böylece, politik gücünü ve etkisini soykırımın canlı tutulmasıyla sağlayan Ermeni diyasporası, soykırımsavlarından zerrece taviz vermeden, kapının açılması ve Ankara ile ilişkilerin normalleşmesi olasılığında bile, tıpkı W. Bush ve McCain gibi kazançlı çıkacaktır. Türkiye ise boş yere kırdığı geleneksel dostu Azerbaycanın bir gazetesinin dediği gibi bu iştensıfır çekecektir!Ama yolculuk öncesi Sayın Gülün W. Bushu arayarak Erivana gideceği müjdesini vermesi ve başkanın bundan duyduğu memnuniyet, sanırız devletin yüksek çıkarlarının da üstünde görülmektedir.

Ermenistanla ilişkilerin normalleşmesini kim istemez. Ama dış politikada hiçbir şey almadan her şeyi vermek ulusal çıkarlara aykırıdır. Bunu göremeyenlerin, birilerini hoşnut etmek için yaptıkları yanlışın faturasını ödemeleri kaçınılmazdır.