Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Küçük kedi ve büyük insan

06 Aralık 2017 Çarşamba

İnsanın istekleri ve bunları gerçekleştirebilme gücü o kadar tehlikelidir ki...
Kendini bir diğerinden ve diğer tüm canlıları kendisinden kanunlarla korumak zorundadır.
Ve her şeyi kendisinden kanunlarla korumaya çalıştığı bir dünyanın bu şekilde bir gün “iyi” bir yer olmasını boşuna ummaktadır.
Bir insan bir hayvanı öldürmek isteyebilir.
Bir başka insana işkence etmek isteyebilir.
Kasıtlı yangınlar çıkarmak isteyebilir.
Soygun yapmak isteyebilir.
Birine tecavüz etmek isteyebilir.
Cinayet işlemek isteyebilir.
Toprağı kullanılamaz, havayı solunamaz, suyu içilemez hale getirmek isteyebilir.
İşin kötüsü bunların hepsini bir devlet de yapmak isteyebilir.
İnsan insanın düşmanıdır ve devlet de insanın düşmanıdır.
Bu paydada birleşen insan ve devlet aklı, kurduğu ve işlettiği ortak sistemle dünyaya hükmeder.
Önce kendinden menkul bir hüküm mertebesi yaratır. Sonra da o mertebeye yüklediği korkunç haklarla sonuçlarına aldırmadan tüm kötücül hayallerini gerçekleştirir.
Tıpkı tercih etse bambaşka bir sistem kurabileceği ve iyi hayallerini de gerçekleştirebileceği gibi.
Yapılabilecek ve yapılamayacak şeyler listesini iktidarların aklına ve hevesine emanet edip;
Çağlardan çağlara, coğrafyalardan coğrafyalara değişen bir adalet anlayışıyla birbiri için cezalardan cezalar beğenen;
Ve kendi hükmettiği hukukla yine kendisini kendi ayağından, hatta bazen şakağından vurmayı beceren insan...
Çocukları büyüklerden...
Fakirleri zenginlerden...
Kadınları erkeklerden...
Eşcinselleri heteroseksüellerden...
Güçsüzleri güçlülerden...
Hastaları sağlıklılardan...
Ahlaklıları ahlaksızlardan...
Uysalları vahşilerden...
Kendisini kendisinden devamlı korumak zorunda olmasının taşıdığı anlamla yüzleşmez.
Küçük bir kediye yapılan işkenceyi, avucunun içindeki ekrandan izleyen ve gördükleri karşısında dehşete düşen insanla...
Ülkenin başına gelenleri yine avcunun içindeki ekrandan izleyen ve dehşete düşmeyen insanın aynı insan olmasından ürkmez.
Şiddeti, “kabullenilebilir” ve “kabullenilemez” önyargıları arasında, grinin bin tonuyla derecelendirirken neyi önemsediğini neyi es geçtiğini hiç fark etmez.
Kan görmezse, vahşeti yaşamazsa, canı bizzat acımazsa vicdanı kımıldamaz.
Neden sonuç ilişkileriyle aklını yormaz. İnsan en baştan beri cenneti de cehennemi de tarif edebilen canlıdır.
Ve cenneti olmayan bir sonraya erteleyip, cehennemi bu dünyada bizzat yaratandır.
Olan biten her şey, onu ezip geçen devlet ve kontrolünden çoktan çıkan inanç dahil, insanın isteklerdir.
Ve insanın olmasına, başına gelmesine bizzat izin verdikleridir.

***

Sırf isteklerimizin kirli ahlakı yüzünden...
Daha çağlar boyu küçük bir kediyi işkenceyle öldüren çocuklar doğurup büyütmeye devam edeceğiz.
Ve aynı aymazlıkla devletlerin başına tekrar tekrar kötü insanlar getireceğiz.
Bu ikisinin arasındaki bağı görmezden geldikçe de...
Her çağda ve her coğrafyada çıkardığımız, çıkarmaya çalıştığımız kanunlarla kendimize kendi kötülüğümüzü tarif edeceğiz.

Tümü Mine Söğüt - Son yazıları

Vahşi kapitalizm yoktur, vahşi insan vardır 19 Eylül 2018 Çar
Kıyametinizi burada mı kopartırsınız? Paket mi yapalım? 14 Eylül 2018 Cum
‘Peki şimdi nereye?’ 12 Eylül 2018 Çar