Ayşe Yıldırım

İşte bunları da koruyorlar

28 Aralık 2017 Perşembe

Hava Harp Okulu 2. sınıf öğrencisiydi Murat Tekin. 12 Temmuz’da ablasıyla konuşurken “Çok mutluyum, tek başıma uçuşa seçildim” diyordu. Üç gün sonra 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Ailesi tam 12 gün boyunca Murat’tan haber alamadı. Sonra morgda cenazesine ulaştılar. Otopsi tutanağına göre Murat’ın ölüm nedeni “vücutta yaygın darp, kesici delici alet yaraları ile boyun baskısı ve ağız burun kapanmasına bağlı boğulma”ydı.
Ablası Mehtap Tekin, kardeşinin de aralarında bulunduğu askeri öğrencilerin “tatbikat var” denilerek otobüsle Boğaziçi Köprüsü’ne yola çıkarıldıklarını anlatıyordu. Otobüs köprüye yanaşırken etrafı vatandaşlarca çevrilmişti. Askeri öğrencileri polisler kurtarıp bölgeden uzaklaştırmıştı. Ama Murat ile bir arkadaşı kalabalığın arasında kalmıştı. O akşama dair görüntüleri abla bulup avukata verdi. Görüntülerde Murat’ın öldürülmeden hemen önce kalabalık içinde şaşkın halde etrafına bakındığı, sonra yardım için bir arkadaşına doğru yürüdüğü tahmin ediliyor. Ve orada öldürüldüğü…
Aile tanınmaz haldeki çocuklarının cenazesini sessiz sedasız toprağa verdi. Bir buçuk yıldır adalet arayışını sürdüren abla Mehtap Tekin, iki kez savcılığa suç duyurusunda bulundu ama takipsizlik kararı verildi. Oysa kardeşinin öldürüldüğü videoda onu linç edenlerin yüzleri açık seçik görülüyordu.
Hürriyet’in foto muhabiri Selçuk Şamiloğlu anlatıyor:
“Sabah 05.30-06.00 sularıydı, askerin Boğaziçi Köprüsü’nün Anadolu yakasında olduğunu, halkla çatıştığını duyunca Balmumcu’dan köprüye gittim. Köprünün Avrupa ayağından Anadolu ayağına yürüdüm. Oraya vardığımda öfkeli kalabalığı gördüğümde ‘keşke gelmeseydim’ dedim. Polis, askerleri tutuklayıp çevik kuvvet otobüslerine bindirmişti. Yani ben gittiğimde asker zaten teslim olmuştu. Hatta köprüde yürürken bazı askerlerin polise ait Akrep tipi zırhlı bir aracın içinde olduğunu gördüm. O sırada kalabalık, aracın içerisindeki askerleri dışarı çıkarmak için aracı sallayıp devirmeye çalıştı. Çevik kuvvet polisine ait otobüslerdeki askerleri tek tek dışarı çıkarıp dövüyor, tekmeliyorlardı. ‘Bunları bize verin, vatan hainlerini öldüreceğiz’ diye bağırıyorlardı. Gözleri dönmüş gibiydi.”
Şamiloğlu, bu linç görüntülerini çekerken kalabalıktan birisi onu fark etmişti. Biri saldırınca hepsi birden ona da saldırmaya başladı. Gazeteci olduğunu öğrenince daha çok vuruyorlardı. “Askerlerden sonra sıra size gelecek, dediler. En az 15-20 kişi aynı anda beni dövüyordu. Polis ayırmaya çalışıyordu ama nafile, saldıran grubu polis de durduramadı. Ben darp edilirken bazıları ‘Bunu köprüden atalım, kurtulalım’ diyordu. Beni sürükledikleri son noktada bir askeri linç ediyorlardı, beni dövenler onu görünce o tarafa doğru gitti. O sırada bir polis beni bir nakliye kamyonuna bindirdi. Kamyoncuya ‘Bunu buradan götür yoksa öldürecekler’ dedi.”
Teslim olan askerlerin öldürülmesine dair bir görüntü düşmüştü internet sitelerine. Görüntülerde kalabalığı yönlendiren bir kişi “4 tanesini öldürdük sıra 5’inciye geldi” diyordu. Bu sırada kafası kanlar içinde bir asker yerde görülüyordu. Kalabalıktan bir kişi “ne olur vurayım” diye bağırıyordu. Bir başka görüntüde ise yerde dövülen askerler işkence görürken bir kişinin, bir başka askeri sopayla öldüresiye ezdiği görülüyordu. Bir diğer görüntüde ise yerde öldürülmüş bir asker tekmeleniyordu.
İşte pazar gününden beri tartışılan KHK ile bu vahşetleri yapanları da korumaya aldılar. KHK’ye karşı çıkanları “darbe severlikle” suçlamalarının altında yatan şey aslında suçluları koruma telaşıdır. Bakmayın “Darbeyi engelleyen kahramanlara soruşturma mı açılacaktı yani” demelerine. Darbeye karşı olmak suç değildir ki soruşturma açılsın. Ama linç ve işkenceyle adam öldürmek kim yaparsa yapsın suçtur.
Dedikleri gibi tankın önüne yatanı, kurşun sıkan askerin önüne çıkıp vücudunu siper edeni korumuyorlar. Linçci bir güruhu koruyorlar. Ve koruyacaklar. Onun için geri adım atmıyorlar.
Yaptıkları yapacaklarının teminatı çünkü.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Son bir soru ve veda 13 Eylül 2018
Siyasal yangın 30 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları