Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Bağış Erten

Bilirim de yolları, varamam Huesca’ya

10 Ocak 2018 Çarşamba

Futbolu sevme adaplarından biridir. Her hafta pazar günü teker teker tüm liglerde neler olmuş diye skorlara ve puan durumuna bir bakılır. Avrupa’nın önde gelen, gelmeyen ligleri, bizim alt ligler, garip ligler, yakın ligler, uzak ligler... Futbol aşkı poligamdır, o ne yaptı, bu ne yaptı diye gezinir durursunuz.
İşte böyle gözüme çarptı Huesca. İspanya ikinci liginin lideri. Sezonu orada bitirirlerse Messi-Ronaldogillerle oynayacaklar! İyi de nerenin takımı bu? Daha önce duyan var mı? Sağ olsun ilk adres Türkiye’de hâlâ cezalı olan, muhteşem kaynak Wikipedia. Aragon bölgesinde 53 bin kişilik minnacık bir yermiş. Tokat’ın Zile’si, Van’ın Başkale’si kadar bir şey. Doğuda, Zaragoza yakınlarında. Deniz yok, bir şey yok, bozkırda, rakım 500, dağların ortası. Bildiğiniz Orta Anadolu kasabası yani! Tarihi klasik İspanyol tarihi. Sekizinci yüzyılda Emevi işgali var, Kordoba Emirliği’nin bir parçasıymışlar.
Viki’nin sihri buraya kadarmış derken son bir cümle buldum. İspanya İç Savaşı sırasında Huesca cumhuriyetçilerin faşistlere en fazla diş gösterdiği yerlerden biriymiş. Sonra bir çıktı ki Huesca, İngiliz yazar George Orwell’in Katalonya’ya Selam kitabında önemli bir yer tutuyormuş. Çünkü Orwell’ın cumhuriyetçilere destek vermek için katıldığı POUM birliği Huesca’daymış. POUM yani Birleşik Marksist İşçi Cephesi’ni nereden hatırlıyoruz? Tabii ki Ken Loach’un harika filmi Ülke ve Özgürlük’ten. Hani faşistlerden köyü aldıkları sahne var ya, orası Huesca’ymış! Gel de sempati duyma!
Ya futbol?.. Takım alt liglerin değil en alttaki liglerin müdavimiymiş. Bırakın tarihi boyunca La Liga’ya çıkmayı, 2009’a dek ikinci kümeye bile gelememişler. Sonra tekrar düşmüşler. Onları liderliğe götüren süreç ise sadece iki buçuk senelik. Antalyaspor altyapı direktörü cin gibi David Badia diyor ki, üç senelik proje bu. Yoksa öyle küçük bir şehirden zor iş. Peki, nasıl olmuş da olmuş? Google’ın çeviri uygulaması sağ olsun; meğer teknik adamları Rubi çok ilginç bir adammış. “Futbolun üniversite hayatımı engellemesine izin vermem” deyip akademik kariyere devam etmiş. Hatta bir dönem Barcelona’da görev yapmış. Oradaki görevi Messi’nin kişisel gelişim hocalığıymış. Büyük yıldız haliyle onu çok etkilemiş. Ve ‘bizim takımla’ yeni bir kariyere başlamış ve geldikleri nokta bu!
Huesca ligin ilkyarısını 21 maçta topladığı 40 puanla lider olarak kapattı. Takımın ağırlığı yerli oyunculardan oluşuyor. Son bir röportajında “La liga hayali için henüz erken” diyor Rubi. “Çok güçlü takımlar var.” Takımın ederi 12 milyon Avro bile değil ve ligin en küçük bütçeli takımlarından biri. Ama belli olmaz, değil mi? İnsan merak ediyor.
Merak gazeteciliğin en büyük harcı. BBC’nin akademi sayfasından aktaralım. En deneyimli editör, muhabir, yapımcı ve araştırmacılarına ne gibi tüyolar verebileceklerini soruyorlar. Herkesin listesinde, çoğunda da en üst sırada, tek bir kelime var: Merak. Meraklı değilseniz gazetecilik vakit kaybı diyorlar. Habere ulaşmanın başlangıç noktası meraktır, diyorlar. Ama neyi merak ettiğiniz de önemli değil mi? Çünkü bir de özgünlük meselesi var. Yine BBC’den aktaralım: “Gazeteciliğin temelinde yeni olmak, ‘özgün’ olmak vardır; en azından öyle olması gerekir. Gazetecilik zaten yeni bir şeyi, dikkat ve ilgi çeken bir şeyi anlatmaktır.” Lafı şuraya getirmek istiyorum aslında. Genç bir spor gazetecisi adayısınız. Kaleminize güveniyorsunuz. Real Madrid, Fenerbahçe, Fatih Terim, Cenk Tosun analizi yazarsanız mı ilgi çekersiniz, yoksa Huesca ve benzerlerini mi? Herkesin gördüğü şeyleri yeniden yorumlamak mı cazip, yoksa yeni bir şeyler anlatabilmek mi?
Siz yetkililerin ağzından çıkanı sorgulamazsanız, arkasındaki gerçeği merak etmezseniz, herkesin bildiği konularda kaybolursanız, sadece güçlülerin size verdikleriyle yetinirseniz bu mesleği layıkıyla yapıyor sayılmazsınız. Bugün bu ülkede gazetecilik yapmak zor, evet. Merakı yüzünden hapiste yatanlar var, doğru. Ama şu da kesin; meraksız, sahibinin sesinden ibaret kalan, özgün haber peşinde koşmayan, araştırmayan birine de gazeteci denmiyor. Olduğu kadar değil, olması gerektiği kadar gazetecilik yapma aşkından vazgeçmemek dileğiyle.

Tümü Bağış Erten - Son yazıları

Futbolun yeni gerçekleri 5 Eylül 2018 Çar
Bu sezon o sezon değil 2 Eylül 2018 Paz
Herkes biliyor 29 Ağustos 2018 Çar

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Cenk Tosun, Fatih Terim